Esas No
E. 2023/14807
Karar No
K. 2024/1385
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

7. Ceza Dairesi         2023/14807 E.  ,  2024/1385 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği

SAYISI: 2021/6071 Değişik iş
İNCELEME KONUSU KARAR: İtirazın reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na aykırı davranmak eyleminden kabahatli ... hakkında, aynı Kanun'un 35/3. maddesi uyarınca 131.007,00 Türk lirası idarî para cezası uygulanmasına dair İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 27.05.2021 tarihli ve 2020/1558 soruşturma, 2021/349 sayılı îdari yaptırım kararına karşı yapılan başvurunun reddine ilişkin İzmir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 11.08.2021 tarihli ve 2021/3483 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın mercii İzmir 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 14.09.2021 tarihli ve 2021/6071 değişik iş sayılı kararıyla reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/57872 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/57872 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “...Dosya kapsamına göre; kabahatli şirketin ana sermayesi 250.000,00 Türk lirasını aştığı halde, 01/06/2018 ila 31/07/2020 tarihleri arasında zorunlu olarak sözleşmeli avukat bulundurmadığından bahisle hakkında idarî yaptırım kararı verilmiş ise de,

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27.05.2021 tarihli idarî yaptırım kararına karşı kabahatli şirket tarafından ibraz edilen 15.06.2021 tarihli itiraz dilekçesinde kabahatli şirketin anılan tarihlerde sözleşmeli avukatı bulunduğu ve Avukat... ile aralarında 08.09.2016 tarihli "Hukuki Danışmanlık Sözleşmesi"nin düzenlendiği belirtilerek anılan sözleşme suretinin dilekçe ekinde sunulmuş olması ve kabahatli şirket vekili Avukat...'nın Kanun yararına bozma talebine ilişkin 14.03.2022 tarihli dilekçesinde kabahatli şirket ile düzenledikleri söz konusu avukatlık sözleşmesinin halen geçerli olduğuna ve fesih yahut başka suretle sona erdirilmediğine dair beyanda bulunarak kabahate konu döneme rastlayan kabahatli şirkete yönelik tanzim etmiş olduğu 19.09.2019 tarihli serbest meslek makbuzunu sunmuş olması karşısında, anılan sözleşmenin "ÜCRET" başlıklı kısmında yer alan, "İş sahibi tarafından, AVukat'a, yukarıda sözü edilen hukuki danışmanlık hizmeti nedeniyle aylık KDV dahil 1.500.-TL danışmanlık ücreti ödenecektir. Ödemeler, her ayın 15'i ile 20'si arasında Avukatın Vakıfba..........., Şubesinde bulunan .............., Iban numaralı hesabına serbest meslek makbuzu karşılığında yapılacaktır." şeklindeki ve aynı sözleşmenin "ÇEŞİTLİ HÜKÜMLER" başlıklı kısmının 7. maddesinde yer alan, "İş bu sözleşme 02.09.2016 tarihinden itibaren bir yıl için düzenlenmiş olup, taraflar bu süre sona ermeden (30 gün) önce yazılı olarak feshi ihbarda bulunmadıkları taktirde, sözleşme aynı süre için yenilenmiş sayılır." şeklindeki düzenlemeler de dikkate alınarak, kabahatli şirket ile adı geçen avukat arasında tanzim edilen 08/09/2016 tarihli sözleşmenin kabahate konu belirtilen dönemde geçerliliğini sürdürüp sürdürmediğinin tespiti amacıyla, anılan sözleşmede belirtildiği şekilde kabahatli şirket tarafından adı geçen avukata banka üzerinden ödeme yapılıp yapılmadığının, bu süreçte adı geçen avukatın kabahatli şirketin herhangi bir davasını, icra takibini veya hukuki işlemini takip edip etmediğinin ve kabahatli şirket adına serbest meslek makbuzu düzenleyip düzenlemediğinin araştırılıp, bu hususlara ilişkin ilgili belge ve kayıtların temin edilerek, sonucuna göre kabahatli şirketin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, itirazın anılan nedenle kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir....” yönündeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

1.5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 20. maddesinde yer alan "(1) Soruşturma zamanaşımının dolması halinde kabahatten dolayı kişi hakkında idarî para cezasına karar verilemez. (2) (Değişik: 6/12/2006- 5560/33 md.) Soruşturma zamanaşımı süresi; a) Yüzbin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde beş, b) Ellibin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde dört, c) Ellibin Türk Lirasından az idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde üç yıldır...(3) Nispî idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi sekiz yıldır. (4) Zamanaşımı süresi, kabahate ilişkin tanımdaki fiilin işlenmesiyle veya neticenin gerçekleşmesiyle işlemeye başlar..." şeklindeki hüküm ile zamanaşımı süresinin kabahat tarihinde işlemeye başlayıp idarî para cezasına yönelik başvuru sonuçlanıncaya kadar cereyan edeceğinin sabit olması karşısında; kabahatli firma hakkında 01.06.2018 ve 31.07.2020 tarihleri arasına ilişkin sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğuna uymadığından bahisle idarî yaptırım kararı uygulandığı, idarî para cezasına yönelik başvurunun sonuçlandığı 14.09.2021 tarihine kadar zamanaşımı süresinin işlediği, anılan idarî para cezasının kabahatli şirketin sözleşmeli avukat tayin etmediği her ... için belirlenmesi gerektiği ve uygulanan idarî para cezalarının miktarları da dikkate alındığında, kabahatli hakkındaki 01.07.2018, 01.08.2018 ve 01.09.2018 tarihli idarî para cezalarının 5326 sayılı Kanun'un 20/2-c maddesi gereğince soruşturma zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususu yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR

Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, oy birliğiyle, 14.02.2024 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.