11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2021/15157 E. , 2024/973 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 02.12.2015 tarihli ve 2015/15408 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında dolandırıcılık ve sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı sahteliğini bilerek tedavüle koyma suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 197 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle Konya Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2.Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.02.2016 tarihli ve 2015/825 Esas, 2016/169 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a)Dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b)Sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı sahteliğini bilerek tedavüle koyma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 197 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir.
3.Tebliğnamede; sanığın suça konu paraların sahte olduğunu bildiğine dair delillerin neler olduğunun gösterilmediği, kabule göre de fiilinin 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi uyarınca daha ağır cezayı ihtiva eden dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle görüş bildirilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Cumhuriyet savcısının temyizi; sanığın tek bir fiille iki ayrı suç işlediğine, 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi uyarınca daha ağır yaptırımı düzenleyen dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken ayrıca parada sahtecilik suçundan da hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, kabule göre de sanığın yalnızca suç işleme kişiliğinden bahsedilerek yeterli gerekçe gösterilmeden 5237 sayılı Kanun'un 62 ve 51 inci maddelerinin tatbik edilmediğine ilişkindir.
2.Sanığın temyizi; paraları sahte olduğunu bilmeden kullandığına, bu parayı kendisine para üstü olarak veren kişinin araştırılmadığına, asıl bu kişinin suçlu olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın suç tarihi olan 21.06.2015 tarihinde merkez bankasının raporuna göre sahteliği ve aldatıcılık niteliği sabit 20,00 TL'lik banknotu seyyar satıcılık yapan şikâyetçiye vererek 1,00 TL ye iki adet permatik ve 19,00 TL para üstünü aldığı, yaklaşık 30 dakika sonra aynı seyyar satıcıya aynı seri numaralı sahte 20,00 TL lik bir adet daha banknot vermek suretiyle yara bandı ve krem satın almak istediği, seyyar satıcının paranın sahteliğinden şüphelenerek şikâyetçi olduğu anlaşılmıştır.
2.Sanık suça konu parayı sigara alırken 50,00 TL üstü olarak bir bakkaldan aldığını ve sahte olduğunu bilmediğini savunmuştur.
3.Mahkemece her iki suçtan da sanık hakkında mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur. IV. GEREKÇE
1.Tebliğnamede Hukuki Süreç bölümünün (3) numaralı paragrafında izah edilen gerekçelerle bozma yönünde görüş serdedilmiş ise de; sanığın kısa aralıklarla sahte 20,00 TL lik banknotları verip çok düşük miktarda ürün ve para üstü alması karşısında; sahte olduğunu bildiği parayı tedavüle koyduğu, özgülenmiş kastının sahte parayı piyasaya sürmeye yönelik bulunduğu gözetilerek sanık hakkında yalnızca 5237 sayılı Kanun'un 197 nci maddesinin üçüncü fıkrasına temas eden sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı sahteliğini bilerek tedavüle koyma suçundan hüküm kurulması gerekirken her iki suçtan ayrı ayrı mahkûmiyet kararları verilmesi,
2.Kabule göre de;
a)Sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı sahteliğini bilerek tedavüle koyma suçundan dolayı kurulan hükümde, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 üncü ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 250 ve 251 inci maddelerindeki "Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü'nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b)Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253 ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik Cumhuriyet savcısının ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.02.2024 tarihinde karar verildi.