13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından ibraz edilen tedbir talepli dilekçe ile tarafların,----- ünvanlı şirketin ortakları oldukları, ortaklar arasında uzun süreden beri ihtilaf bulunduğu en son ---- tarihinde dilekçede belirtilen şekilde davalının davacıya hakaret ederek tehditler savurduğu; ortaklık ilişkisinin devamının mümkün olamayacağını anlayan davacının --------yevmiye numaralı ihtarname ile davalıdan şirket payının değerini talep ettiği aksi takdirde ise şirketin tasfiyesini istemek üzere kanuni yollara başvuracağını bildirdiği, ayrıca davalının sorumluluk doğuracak işlemlerden kaçınması için uyarıda bulunarak şirketi borçlandırıcı veya taahhüt altına sokucu, davacının hak ve alacağını azaltıcı şekilde tasarrufta bulunulması halinde hukuki ve cezai işlemleri de başlatacağını ihtar ettiği ancak bu ihtarname gönderildikten sonra davalının aynı gün yani ----- tarihinde; • Şirkete ait ------ nolu şahsi hesabına ----- • Şirkete ait ---- nolu şahsi hesabına ------, • Şirkete ait ---- hesabından---- şahsi hesabına ----- • Şirkete ait ---- numaralı ---- nolu şahsi hesabına ---- tarihinde --- • Şirkete ait ----- -----, olmak üzere şirketin ----- bulunan banka hesaplarındaki yaklaşık 6.850.000 TL değerindeki parayı davalı kendi şahsi hesaplarına aktardığının anlaşıldığı ve ayrıca davalının bununla da yetinmeyerek şirket adına kayıtlı -----------muvazaalı satış yoluyla kendi üzerine aldığı veya 3. Kişi üzerine geçirdiği, şirketin mal varlığı dışına çıkardığı; şirket hesaplarında bulunan tüm paranın ve envantere kayıtlı araçların aynı gün gizlice davalıya ait şahsi hesaba aktarılmasının hiçbir haklı sebebinin bulunmadığı gibi kanunlara aykırılık ve suç teşkil ettiği; ayrıca ortaklık fikrinin davalı tarafından da son bulduğunun açık göstergesi olduğu nitekim davalı tarafından ihtara cevap olarak ------- yevmiye numaralı ihtarname ile ortaklığın sona erdiğine işaret ederek talep edilen miktara itiraz etmiş olduğu; bu durum karşısında ortaklığın fiilen sona erdiği, hukuken devam etmesine gerek kalmadığı, şirketin fesih ve tasfiyesinin sağlanarak her ortağın hakkına düşen payı alması gerektiği ileri sürülerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davalının şirkete ait banka hesaplarında bulunan paraları şahsi hesaplarına aktarması hukuka açıkça aykırı olduğu gibi ileri de telafisi imkansız zararların da doğmasına sebep olacağı ileri sürülerek davacının içinde bulunduğu mağduriyete bağlı olarak teminat aranmaksızın;yukarıda belirtilen şirket hesabından aktarılan paralara ilişkin davalının söz konusu hesaplarına ihtiyati tedbir konulması, yukarıda belirtilen araç ve motosikletin trafik kaydı üzerine ihtiyati tedbir konulması,dava ve tasfiye süreci boyunca gereken iş ve işlemleri yapması, hissedarların hak ve menfaatlerinin korunması için şirkete kayyım atanması, mahkemece uygun görülecek diğer tedbirlerin alınması, şeklinde ihtiyati tedbir kararları verilerek sonuç olarak ----- ünvanlı şirketin feshine, tasfiye için gerekli kararların alınmasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Tedbir talebi hakkında tensiben yapılan inceleme sonunda 28/02/2022 tarihli ara karar ile:"...
Davanın niteliği, ticaret sicil kaydı, ortaklık ve temsil durumu, güven ilişkisinin sona erdiği iddiasına dayalı olması, aslolanın şirketin kendini yetkili organları ile yönetmesinin ve çok istisnai durumlar ile kriterlere bağlı olarak dışarıdan müdahalenin doğru bir yöntem olması; tedbir talebinin ileri sürülüş biçiminden de açıkça anlaşıldığı gibi talebe konu olup yukarıda belirtilen unsurların dava konusu olmaması, yakın ispata ilişkin kurallar, menfaat dengeleri, ihtiyati tedbire ilişkin yasal düzenlemeler ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin ve söz konusu unsurlara yönelik tedbir talebinin yasal ve maddi şartların somut olayda gerçekleşmediği; ancak yukarıda özetlenen dava dilekçesi içeriği, sunulan dekont örnekleri, hesap hareketleri, davanın niteliği, "mahkemece uygun görülecek diğer tedbirlerin alınması" şeklindeki tedbir talebi, fesih davası açılması üzerine alınacak tedbirlere ilişkin yasal düzenleme, menfaat dengeleri, yakın ispat kuralları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde şirketin mal varlığı yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesi için gerekli yasal ve maddi şartların somut olayda gerçekleştiği, ortaklık yapısına ve dosya kapsamına nazaran takdiren teminatsız olarak şirketin mal varlığı yönünden tedbir kararı verilmesinin uygun olacağı sonuç ve kanaatine varıldığından şirketin mal varlığına tedbir konulmasına ve sair tedbir taleplerinin reddine ilişkin olmak üzere aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1.İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN TAKDİREN TEMİNATSIZ OLARAK KISMEN KABULÜ İLE; ---- kayıtlı ve ------ ünvanlı şirketin mal varlığına ihtiyati tedbir konulmasına,
2.Yukarıdaki karar kapsamı dışında kalan sair tedbir taleplerinin reddine,
3.İhtiyati tedbir kararının ilgili icra dairesince yerine getirilmesine, ..." şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan şekilde tedbir talebinin takdiren teminatsız olarak kısmen kabulüne karar verilmiş olup, reddedilen tedbir talepleri yönünden istinaf yoluna başvurulması üzerine-------- Karar sayılı kararı ile İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından 15/04/2022 tarihli dilekçe ile ihtiyati tedbire ilişkin söz konusu 28/02/2022 tarihli ara karar itiraz edilmiş olup, 01/06/2022 tarihli duruşmada tutanağa yansıyan sebeplere bağlı olarak müteakip duruşmada yapılan ön inceleme duruşmasından sonra 29/06/2022 tarihli ara karar ile : "...Tedbire itiraz duruşmasında duruşmaya katılan taraf vekillerin beyanı da alındıktan sonra tüm dosya kapsamına göre yapılan irdeleme sonunda itiraza konu tedbire ilişkin ara kararların gerekçesinde de belirtilen şekilde, davanın niteliği, ticaret sicil kaydı, ortaklık ve temsil durumu, güven ilişkisinin sona erdiği iddiasına dayalı olması, menfaat dengeleri, ihtiyati tedbire ilişkin yasal düzenlemeler ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde yukarıda özetlenen dava dilekçesi içeriği, sunulan dekont örnekleri, hesap hareketleri, davanın niteliği, "mahkemece uygun görülecek diğer tedbirlerin alınması" şeklindeki tedbir talebi, fesih davası açılması üzerine alınacak tedbirlere ilişkin yasal düzenleme, menfaat dengeleri, yakın ispat kuralları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde şirketin mal varlığı yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesi için gerekli yasal ve maddi şartların somut olayda gerçekleştiği, ortaklık yapısına ve dosya kapsamına nazaran takdiren teminatsız olarak şirketin mal varlığı yönünden tedbir kararı verilmesinin uygun olduğu; şirketin tedbir kararından zarar gördüğüne ilişkin soyut iddianın söz konusu gerekçeleri ve tedbiri değiştirecek nitelikte yakın ispat kuralları bağlamında somut delillere dayalı olmayıp, menfaat dengelerindeki önceliği değiştirir etkiye sahip olmadığı, talep ve tedbir kapsamı dışında olabilecek muhtemel çözümlerin tarafların muhtemel ön görüleri ve ileri sürülebilecek talepleri doğrultusunda değerlendirilebileceği; taleple bağlılık, tedbir kararı ve itirazın mahiyeti birlikte değerlendirildiğinde, mevcut kapsam ve taleplere bağlı olarak itirazın yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından itirazın reddi ile tedbirin devamına ilişkin olmak üzere aşağıdaki karar verilmiştir.'' şeklinde gerekçeyle itirazın reddine karar verilmiş olup, İstinaf yoluna başvurulması üzerine---------- İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından ibraz edilen 17/03/2022 tarihli dilekçe ile dilekçede belirtilen şekilde dava açılmak üzere yetki verilmesi talep edilmiş olup, 24/03/2022 tarihli ara kararla dava açılmak üzere yetki verilmesine ilişkin 17/03/2022 tarihli dilekçede ileri sürülen talebin, "Sonuç olarak tüm dosya kapsamına göre yapılan değerlendirme sonunda davacının da ---------şirketi münferiden temsile yetkili olması, temsil yetkisini sınırlayıcı bir tedbir kararının bulunmaması, bu verilere bağlı olarak ileri sürülen bu talebin anlamlı bir usuli karşılığının söz konusu olmaması, davalıya ve muvaazalı olduğu belirtilen şirkete karşı sorumluluk yönünden belirtilen şekilde dava açılması ihtimalinde ortak ve münferiden temsile yetkili olan davacının izne muhtaç olmaması, eldeki davanın şirketin feshine yönelik dava olması hususları birlikte değerlendirildiğinde talebin karşılanması yönünden yasal ve maddi dayanaktan yoksun olduğu anlaşıldığından yerinde görülmeyen talebin reddine ilişkin olmak üzere aşağıdaki karar verilmiştir." şeklinde gerekçeyle reddine karar verilmiştir.Davacı vekili duruşmada da dava dilekçesini tekrar etmiştir.Davalı vekili tarafından ibraz edilen ve duruşmada tekrar edilen cevap dilekçesinin gerekli-yeterli kısımları: "... KONU : DAVAYA CEVAPLARIMIZIN SUNULMASIDIR. AÇIKLAMALAR : Sayın Mahkemenizce yargılaması yapılmakta olan işbu dosyada davacı taraf özetle; %50 hisseyle ortak oldukları -------------müvekkil feshini talep ve dava ederek bir kısım tedbir taleplerinde bulunmuşlardır. USULE İLİŞKİN AÇIKLAMALAR HUSUMET İTİRAZI
Davacı tarafça ikame olunmuş işbu dava TTK mad. 636/3 Hükmü uyarınca ortakların haklı sebeple şirketin feshi davasıdır. Bu davanın, feshi talep edilen şirkete karşı yönetilmesi gerekmektedir. Her ne kadar bu konuda Yargıtay içtihatlarında tüm ortaklar davalı olarak gösterilerek davaya dahil edilmesi sağlanarak davaya devam edilebileceği şeklinde bir görüş bildirilmiş ise de son yıllardaki içtihatlarında bu görüşten dönülmüş ve davanın şirkete karşı açılması gerektiği açıkça ifade edilmiştir. (''...Dava, haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi istemine ilişkindir. Bu nevi davaların kural olarak, şirket tüzel kişiliği hasım gösterilerek açılması gerekmektedir. Davalı ortaklara husumet yöneltilmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle, yerel mahkemece, davalı şirketler dışındaki davalılar bakımından davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmelidir. Yazılı gerekçelerle ortaklar aleyhine açılmış olan davanın da kabulüne karar verilerek vekalet ücretinden sorumlu tutulmaları usul ve yasaya aykırıdır...'' --------------- ESASA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR
Davacı taraf özetle müvekkil davalının kusurlu davranışları neticesinde ortaklık ilişkisinin sürdürülemez duruma geldiğini dolayısıyla da şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tarafça açılmış olan işbu davanın TTK mad. 636/2 hükmü uyarınca şirketin haklı nedenle feshi talebi olduğunu yukarıda belirtmiştik. Ortaklar haklı nedenin varlığını ispat ederek ortak oldukları şirketin feshini mahkemeden talep edebilmektedir. Ancak haklı sebebin neler olduğu kanunda düzenlenmemiş olup, her somut olayın özelliklerine göre hakkaniyet ve dürüstlük çerçevesinde incelenerek bulunacaktır. Ayrıca Yargıtay içtihatları ve doktrinde TTK mad. 245 hükmünde sayılı sebeplerin de sermaye şirketlerinde haklı nedenle feshinde uygulanabileceği kabul edilmiştir. Bu sebepler : Bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi,Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması,Bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi,
Şeklindedir. Dava dilekçesi incelendiğinde davacı tarafça haklı sebep olarak ortaya konulan somut bir sebep yoktur. Muğlak şekilde bir ihtilafın olduğu ve 16.02.2022 tarihinde taraflar arasında meydana geldiği iddia edilen tartışma ve münakaşadır. Taraflar arasında ihtilaf olduğu tarafımızca da kabul edilmektedir. Ortaklık ilişkisinin bitirilmesi noktasında müvekkilinde iradesi de mevcuttur. Ancak bu ihtilafın şirketin feshine karar verilecek şekilde bir haklı neden oluşturmadığı ortadadır. İhtilafın kaynağı müvekkilin kusurlu davranışları değildir. İhtilafın kaynağı iki ortak olarak bulundukları şirkette ortakların, ortaya koydukları emek, özveri ve mesai arasında farklılık olması, ortakların şirkete sağladıkları faydanın zamanla farklılaşmasıdır. Ayrıca ve önemle belirtmek isteriz ki davacının şirketin hesaplarından sorumsuzca para çekmesidir.
Davalı ile yaşanan bu anlaşmazlıklar nedeniyle ortaklık ilişkisinin bitirilmesi noktasında görüşme yapılmıştır. Ancak somut bir çözüm bulunamamıştır. En son 2021 yılı sonunda yapılan görüşmede şirket bilançosu ve mali yapısı gözden geçirilerek hisse değerinin hesap edilmesi ve davacının hissesinin devri konusu somut olarak görüşülmüş ancak şirketin tüm mali kayıtları şeffaf ve açık olarak kendisinin denetleyebileceği şekilde paylaşılmış olmasına rağmen haksız olarak kabul görmemiştir.
Davacı tarafça dosyaya sunulmuş olan ihtarnameden de anlaşılacağı üzere davacı taraf afaki olarak hisse bedelini belirlemiş ve bu bedeli talep etmiştir. Tarafımızca verilen cevapta da sabit olduğu üzere hisse devrine hazır olduğumuz ancak hisse bedeline itirazımın olduğu, şirket mali yapısına göre reel olarak belirlenecek bedeli ödeyeceğimizi kabul ettiğimizi tamamen şirketin menfaatine göre hareket ettiğimizi ifade edilmiştir. Ancak davacı bunun üzerine hisse bedeli belirlemek ve anlaşma yapmak yerine aynı şekilde şirkete gelip şirketin menfaati için çalışmak mesai harcamak yerine şirketin hesaplarından para çekmeye devam etmiştir. Zaten taraflar arasında çıkan uyuşmazlığın en temel konusu da budur.
Davacı taraf ekte sunmuş olduğumuz dekontlardan da anlaşılacağı üzere şirketin hesaplarından keyfi olarak nakit çekip bu paraları kendi menfaati için harcamıştır. Ortaklıktan çıkmak istediğini belirttikten sonra da çekmeye devam etmiştir. -------Yukarıda belirttiğimiz üzere davacı ile müvekkil davalı, şirketin %50 ortağı olarak bulunmaktadırlar. Aynı zamanda münferiden ayrı ayrı imza yetkileri de bulunmaktadır. Dolayısıyla davacının şirketin hesaplarından şirketin ödeme planlarını ve nakit akışını dikkate almadan keyfi olarak para çekmesi nedeniyle ve hukuki olarak bunu engelleyebilecek hızlı ve etkili herhangi başka bir imkan olmaması nedeniyle şirketin hesaplarından bir kısım tranferleri şirket ortağı olarak şahsi hesabı üzerine aktarılmıştır. Amaç şirkerin nakit akışını güvence altına alabilmek ve ortak olunan şirketin malvarlığını davacıdan korumaktır. Mal kaçırmak kesinlikle değil ki zaten tüm işlemler kayıt altındadır. Şirketin hesabından şahsi hesaba aktarılmış olan paralar şirketin ''muaccel ve müeccel olan borçlarının'' ödenmesi için kullanılmış olup bunun dışında hiç bir şahsi masraf veya harcamada kullanılmamıştır. --- tarihinden bugüne kadar yapılan ödemeler total olarak --------- -------
Tekrar ifade etmek isteriz ki şirket hesabından şahsi hesaba aktarılan tüm mevduatlar davacı ile ortak olunan şirketin borçları için kullanılmıştır. Kullanılmaya da devam etmektedir. Tek amaç davacının keyfi olarak para çekmesine engel olmaktır. Bunu engellemenin hukuken etkili olabilecek başka bir yolu olmadığı için bu transfer işlemleri yapılmıştır. Tek bir kuruş parası hiç bir şekilde keyfi olarak harcanmamıştır. Tüm işlemler kayıt altındadır.
Öte yandan davacı taraf, şirketin hesaplarının olduğu bankalara ve müşterilerine giderek ve mal tedarik ettiği ana firma olan ---------- giderek halen ortağı olduğu kendi şirketinin itibarını sarsacak onu zarara uğratacak eylem ve söylemlere girişmiştir. Bu söylemler nedeniyle tüm bankalar ve şirketimizden alacaklı olan firmalar muaccel olmayan borçlarını bile talep etmeye başlamıştır. Bankalar kredilerini geri çağırmıştır. Dolayısıyla şirkete ağır bir zarar vermiştir.
Davacı taraf şirkete zarar vererek kendisine zarar verdiği halde bunun farkında bile değildir. Veya kötü niyetli davranmaktadır. Öte yandan davacı halen şirkete ait ------ marka ve piyasa değeri yaklaşık 650.000TL civarındaki aracı kullanmaya devam etmektedir. Tarafımızca şirket hesaplarından transfer işlemlerini yapana kadar da para çekmeye devam etmiştir. Dolayısıyla hem ortaklık ilişkisini bitirmeyi istemek hem şirkete gelmemek herhangi bir emek ortaya koymamak hem de tüm bilançolar ortada olmasına rağmen hisse bedeline haksız olarak itiraz etmek ve şirketin hesaplarından yetkisi olması nedeniyle keyfi olarak para çekmek kabul edilemez. Asıl haksız ve kötü niyet budur. Ayrıca ifade etmek isteriz ki davacı ile müvekkil davalının ortak olduğu şirketin ticari itibar ve durumunun iyi olduğunu kredibilitesinin olumlu olduğunu daha önce de belirtmiş idik. Şirketin haklı nedenle feshi davaların da TTK mad. 636/3 hükmüne göre feshin son çare olarak düşünülmesi gerekmektedir. Feshinden önce ortağın çıkarılmasına karar verilmesi öngörülmektedir. Yargıtay kararları da bu yöndedir. ''….mahkemenin de kabulünde olduğu üzere,
TTK’nın 636/3. maddesindeki koşulların gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında mahkemece, öncellikle son çare olan şirketin feshi yerine, davacının ortağı olduğu şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen başka bir çözüme hükmetmesi gerekir. Bu bağlamda, mahkemece davacının ortağı olduğu şirketten çıkarılması için şirketin gerçek değerinin belirlenemediği gerekçesiyle şirketin feshine karar verilmesi isabetli olmamış ve kararın bu nedenle bozulmasıGerekmiştir.-------------
Tam bu noktada ifade etmek isteriz ki davacı bize göre kendi kusuru ile ortaklığın yürümesini engellediği gibi işbu davayı ikame ederek ve tedbir kararı aldırarak şirkete zarar vermiş bulunmaktadır. Dolayısıyla kusurlu olan ortağın şirketin feshini talep etme hakkı yoktur. ----- davası açılabilmesi için, davacı ortağın ve ortakların, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında, kendilerinin eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla, feshe dayanak gösteirlen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir. Hiç kimse kendi eylem ve işlerine dayanarak, kendi lehine sonuç çıkaramaz ilkesi de bunu gerektirmektedir...” ------- Kimse kendi kusuru ile hak elde edemez ilkesinden hareketle davacının payının ödenmesi ile ortaklıktan çıkarılmasına değil davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. (Şirketin davacı aleyhine açacağı haklı nedenle ortaklıktan çıkarma hakkı saklıdır. Ayrıca şirketin uğradığı zararlar nedeniyle tazminat hakkı da saklıdır) Tüm bu sebeplerle davanın reddi ve şirketin malvarlığına konulan tedbirin de kaldırılması gerekmektedir. ------- NETİCEİ TALEP : Yukarıda anlatılan nedenlerle, öncelikle tedbri kararının kaldırılmasına, davanın reddine, ..." şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmış olup, husumet itirazıyla birlikte davanın esas yönden de reddine karar verilmesi istenmiştir.
Ticaret sicil kaydına göre---- şirketin adresinin "------------- olduğu ve Mahkememizin yargı alanı içinde kaldığı; taraflardan başka ortak bulunmadığı, taraflardan oluşan iki ortaklı limited şirket olup tarafların eşit paylı ortak oldukları ve her iki tarafında münferiden temsile yetkili oldukları anlaşılmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki feshi istenen şirket davalı olarak gösterilmemiş ise de ortaklar dava da taraf olduğundan ve dava dışı bir ortak söz konusu olmadığından bu konudaki yargısal uygulamaya bağlı olarak taraf teşkilinde bir eksiklik bulunmamaktadır.
Ön inceleme duruşmasında feshi talep edilen ---------- ünvanlı şirketin iki ortaklı şirket olması ve bu ortaklardan birinin davacı, diğerinin ise davalı olması ve taraflar dışında başka bir ortak bulunmaması karşısında yerinde görülmeyen husumet itirazının reddine karar verilerek engel bir dava şartı olmadığı da belirlendikten sonra taraflar arasındaki ihtilafın söz konusu şirketin feshinin gerekip gerekmediği, fesih şartlarının olması ihtimalinde fesih yerine davacının ortaklıktan çıkarılmasına kara verilmesinin mümkün olup olmadığı hususlarının aydınlatılması noktasında toplandığı tespit edilerek tahkikata geçilerek deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yoluna gidilmiş olup temin edilen 27/03/2023 tarihli raporda teknik anlamda tespitler yapılmış ise de davanın aydınlanması ve görev tanımı yönünden yeterli görülmediğinden davacı vekilinin itiraz dilekçesindeki talebi de gözetilerek heyete bir makine mühendisi bilirkişi dahil edilmek suretiyle oluşturulan heyetten rapor alınması yoluna gidilmiş temin edilen 05/07/2023 tarihli raporda kök rapor teyit edilmek suretiyle araçların devir ve fatura tarihlerine göre değerleri açıklanmış ise de defterlerin incelenip incelenmediği hususundaki belirsizlik, itirazlar ve görev tanımı dikkate alınarak 13/09/2023 tarihli duruşmada oluşturulan ilgili ara karar doğrultusunda ek rapor temini yoluna gidilmiş, 26/09/2023 tarihli ek raporda bir takım değerlendirmeler yapılmak suretiyle önceki raporlar teyit edilmiş olmakla birlikte itirazlar ve görev tanımının karşılanmasındaki yetersizlik gözetilerek 06/12/2023 tarihli duruşmada oluşturulan ilgili ara karar doğrultusunda yeniden ek rapor temini yoluna gidilerek 24/01/2024 tarihli nihai rapor temin edilmiş olup, söz konusu 24/01/2024 tarihli nihai raporun gerekli-yeterli kısımları: "... A) Mahkeme Tarafından verilen Görev. Mahkemeniz tarafından 06.12.2023 tarihinde düzenlenen Duruşma Tutanağında belirtildiği üzere " Dosya aynı heyete verilerek ; a- Görev tanımını karşılar ve özellikle ihtimale göre fesih halinde ne kadar sürede ve en az masrafla tasfiyenin yapılabileceği hususunda da kanaat açıklar şekilde b- İtirazları aydınlatır şekilde ek rapor düzenlenmesine" karar verilmiş ve dosya tarafımıza teslim edilmiştir. B) Davacı Vekilin Ek Rapora Karşı itirazları.
Davacı Vekili verdiği dilekçede ; Dava dilekçesinin ekinde çekilen paralara ilişkin dekontlar sunulmuş olmasına rağmen kök ve ek raporda tespit edilemeyen transferler ile -------- bulunan ------- tespit edilmesi iş bu dava açısından önem teşkil etmektedir.Davalı ------- plakalı araçları muvazaalı satış yoluyla kendi üzerine geçirerek, şirketin malvarlığı dışına çıkarmıştır. Kök raporda da, araçların satış yoluyla davalı üzerine geçirildiğine ilişkin tespit bilirkişilerce yapılmış olup, ayrıca buna ek olarak araçların 17.02.2022 tarihinde satıldığı ancak faturaların 28.02.2023 tarihinde düzenlendiği de tespit edilmiştir.
İtirazımız üzerine bir sonraki ek raporda kıymet takdiri, devir tarihi ve fatura tarihi itibariyle iki seçenekli olarak yapılmıştır. Ancak ,tasfiyeye esas sermayenin belirlenmesi bakımından araçların rayiç değerleri tespit edilirken, karar tarihine en yakın olan değerin esas alınması gerekmektedir. Bu sebeple, her iki aracın da güncel piyasa değerlerinin belirlenmesi yerinde olacaktır. C) Davalı Vekilin Ek Rapora Karşı itirazları.
Daha önceki tüm raporlara sunmuş olduğumuz itirazlarımızı aynen tekrar ederiz. Ancak bir hususu özellikle belirtmek isteriz. Müvekkil---------- hesaplarından çekmiş olduğu tüm paraların, kendi üzerine geçirdiği mal varlıklarının belgeleri , hangi amaç için kullanıldıkları nereye harcandığı vs tüm akıbetinin izahı ortadadır. Müvekkil tarafından hesabı verilmeyen tek bir işlem yoktur. Zira davacının özellikle son 2 yıl içerisinde şirket hesabından çekmiş olduğu paralara ilişkin evraklar kayıtlar sayın mahkemenize sunulmuştur. Çekilen paranın tutarı bellidir. Ancak nereye harcandığı hangi amaçla kullandığına dair dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunulmamıştır diye özet bir itirazı bulunmaktadır. D- MEKANİK YÖNDEN İNCELEME ve DEĞERLENDİRME:
1.DAVA KONUSU ---------- DEĞERİ ---- İLE DEĞERİ: ------ sırasına göre kasko değerinin 1.080,976,00 lira olduğu; aracın mevcut durumu ile emsallerinin 17.02.202 devir tarihi itibarı ile kıymet takdiri için piyasada yapılan araştırma sonunda, bu özellikte ve durumda olan bir aracın 2. El piyasa değerinin özelliği ve kullanım KM. 'lerine göre 1.400.000,00 TL ile 1.900.000.00 TL arasında değişmekte olduğu; aracın 17.02.2022 devir tarihi itibarı ile piyasa değerinin ----------- olabileceği;----- sırasına göre kasko değerinin ----- lira olduğu; aracın mevcut durumu ile emsallerinin 28.02.2023 fatura düzenleme tarihi itibarı ile kıymet takdiri için piyasada yapılan araştırma sonunda, bu özellikte ve durumda olan bir aracın 2. El piyasa değerinin özelliklerine göre 1.750.000.00 lira ile 2.500.000.00 lira arasında değişmekte olup aracın 28.02.2023 fatura tarihi itibarı ile piyasa değeri ORTALAMA 2.220.000,00 lira olabileceği; ----- olduğu; aracın mevcut durumu ile emsallerinin------ itibarı ile kıymet takdiri için piyasada yapılan araştırma sonunda, bu özellikte ve durumda olan bir aracın 2. El piyasa değerinin özelliği ve kullanım KM. 'lerine göre 2.500.000,00 TL ile 2.700.000.00 TL arasında değişmekte olduğu; aracın 24.01.2024 RAPOR tarihi itibarı ile piyasa değerinin (ORTALAMA piyasa değeri) (86.000,00 EURO X 30.270 = 2.603,270,00 TL olabileceği;
2.------- DEVIR TARİHİ VE RAPOR TARİHİ İTİBARI İLE KASKO VE PİYASA DEĞERİ ----- devir tarihi itibarı ile ------ olduğu, aracın mevcut durumu ile emsallerinin 17.02.202 devir tarihi itibarı ile kıymet takdiri için piyasada yapılan araştırma sonunda, bu özellikte ve durumda olan bir aracın 2. El piyasa değerleri özelikleri ve kullanım KM. 'lerine göre 54.000,00 lira ile 65.000.00 lira arasında değişmekte olduğu; aracın 17.02.2022 devir tarihi itibarı ile piyasa değerinin (ORTALAMA piyasa değeri) 56.000,00 lira olabileceği; ----- düzenleme tarihi itibariyle----- olduğu, aracın, mevcut durumu ile emsallerinin----- fatura düzenleme tarihi itibarı ile kıymet takdiri için piyasada yapılan araştırma sonunda, bu özellikte ve durumda olan bir aracın 2. El piyasa değerinin özeliklerine göre 100.000.00 lira ile 115.000.00 lira arasında değişmekte olup, aracın 28.02.2023 fatura tarihi itibarı ile piyasa değerinin (ORTALAMA) 108.000,00 lira olabileceği;-------- Sırasına göre kasko değerinin 115.251,00 lira olduğu, aracın, mevcut durumu ile emsallerinin RAPOR TARİHİ itibarı ile kıymet takdiri için piyasada yapılan araştırma sonunda, bu özellikte ve durumda olan bir aracın 2. El piyasa değerinin özeliklerine göre 155.000.00 lira ile 200.000.00 lira arasında değişmekte olup, aracın 24.01.2024 RAPOR TARİHİ itibarı ile piyasa değerinin (ORTALAMA) 170.000,00 lira olabileceğiKanaat ve sonucuna varılmaktadır. E) Genel Muhasebe Uzmanının görüşleri. Tarafların Ortak olduğu ----------- mali tabloları daha önce Kök ve Ek raporda açıklandığı üzere 2021 ve 2022 yıllarında ciddi bir bozulma görünmektedir. Ayrıca - 2021 Yılında faaliyet zararı ciddi oranda (%260)artış göstermiştir. Bu zarar Hizmet maliyetinin 2.225.998.-TL ( % 167) artmasından kaynaklanmaktadır. Yani hasılat- maliyet dengesi söz konusu olmamış hasılatı olmadan maliyeti yazılmıştır. 2022 yılı Mali Tablolarında Ortaklardan alacaklar hesabı 6.513.042.-TL ye ve Alınan sipariş avansları ise 4.422.140.-TL artmıştır. Banka kayıtları 2021 yılında 7.285.446.-TL den 835.266.-TL ye düşmüştür. 2021 yıl sonunda Bankalarda bulunan 7.285.446.-TL yekûn 2022 yılı sonunda yaklaşık tutar olarak Ortağın hesabına 6.513.042.-TL alınmıştır. Ayrıca aynı dönem Alınan sipariş avansları 5 katı artarak 4.442.140.-TL olmuştur. Şirket ortağı--------- hareketlerinden anlaşılacağı üzere Banka hareketlerinden çok fazla para çekip sonradan kurduğu ve aynı tür işlemleri yaptığı kendisine ait -------- ciddi ödemeler yaptığı Kök rapor 15. Sahifede açıklanmıştır.
Ortakların şirketlerden hangi maksatla para çeker kullanılırsa kullanılsın ilgili muhatap şirket kayıtlarına evrak belge ve bilgi sunmadığı üzere bu muhasebe kayıtlarında Ortaklara Borçlarda görünmektedir. Ayrıca şirket ortağı ne kadar veya nasıl açıklasa dahi şirket üzerinden ödeme yapmayıp kendi şahsi hesabı üzerinden veya kurduğu yeni şirket üzerinden ödeme yapılması Şirketlerin Ortaklık hukuku açısından doğru bir uygulama olmadığını düşünmekteyiz. Tasfiye Süreci başlandığında Araç değerleri güncele yakın değer alınması gerektiğini düşünülmesi gerekmektedir. - Kök Raporun Kanaat ve Sonucunda belirtilen hususlardan anlaşılacağı üzere şirket ortağı ------- yükünü tutarı üzerine alarak işlemlerini kendi isteği doğrultusunda benzer isim ve benzer işleri yaptığı yeni kurduğu şirket ile ticari faaliyet yapması zaten burada bir sorun olduğunu açıkça göstermektedir. 26.09.2023 tarihinde mahkemenize tevdi edilen Bilirkişi Heyet Ek Rapor da itiraz olarak belirtilen " bilirkişilere veya ilgili bilirkişiye hem feshi talep edilen şirketin ve hem de -------- şirketin defter ve kayıtlarını, ayrıca banka nezdinde dava konusu ile sınırlı olacak şekilde banka şubesinde inceleme yapma ve örnek alma yetkisi verilmiş olduğuna, karar vermiştir. Ne var ki bilirkişi heyetince; davalının, şirket hesaplarından şahsi hesaplarına aktardığı tutarların bir kısmına ve şirketin kur korumalı mevduat hesabında bulunan tutara ek raporda da değiniImemiştir" itiraza rağmen dava dosyasında bu konuda her hangi bir evrak bilgi olmadığı gibi Davalı vekilinin mahkeme kaleminde iletişimi bulunmadığından ulaşılamamıştır. Üstelik Davacının ortak olmadığı bir şirkette incelemenin konusu ve teknik boyutu tamamı ile farklı olup, yeni kurulan şirketle alakalı davacı tarafın hem onayı hem de ortaklığı olması gerektiğinden mahkemece ekstra görevlendirme gerektiğini düşüncesindeyim.
F) Tasfiye Süreci HakkındaMahkemeniz tarafından talep edildiği üzere; Tarafları dava konusu oldukları şirket Limited şirket olduğundan tasfiyesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 28541 Resmi Gazete numaralı Ticaret Sicil Yönetmeliği hükümlerine bakılır.Tasfiye yapılıp yapılmayacağı, yapılacaksa ne şekilde yapılacağı hep buna göre belirlenir. Limited şirket şu hallerde sona erer:
Limited şirket sözleşmesinde şirketin sona erme halleri yazıyor olabilir, bu hallerden biri gerçekleşirse sona erer. Genel kurul kararı ile limited şirket sona erebilir. Ayrıca Limited şirketin kanunen kurulması zorunlu olan organlarından biri veya birkaçı uzun süreden beri mevcut değilse yahut şirket genel kurulu toplanamıyorsa ortaklardan veya alacaklılardan biri şirketin feshini mahkemeden talep eder ve mahkemenin verdiği süreye rağmen eksiklik tamamlanmazsa mahkeme şirketin sona ermesine karar verir.Tasfiye şirkete ilişkin tüm hesapların kapatılması, şirket faaliyetlerinin sona erdirilmesi sağlanır. Limited şirket tasfiyesinin ilk başlangıcı, bağlı olunan ticaret sicil müdürlüğüne bildirim yapmaktır. Tasfiye Öncesi İlgili Vergi dairesine Tasfiye Öncesi Beyannamesi verilir.Tasfiye Kararı alındığında Tasfiye memurunun kim olabileceğine ilişkin kararı alınır ve imza beyannamesi çıkartılır. İmza beyannamesi alınırken yeni Tasfiye halinde şirket kaşesi çıkartılır.Tasfiyenin başlangıcı ticaret siciline yapılan bildirimdir. Tasfiye görev kabul kağıdını ticaret sicile verir. Limited şirket tasfiyesi başladığı zaman tasfiye memurları durumu inceler, gerekirse şirket mallarına paha biçmek için bu konuda uzman kişilerin yardımına başvurur. Şirketin malvarlığı ve fınansal durumu ile ilgili envanter ve bilanço düzenlenir ve bu genel kurul onayına sunulur. Genel kurul onayının ardından şirketin envanterde yazılan bütün mal ve belgelere ve defterlere tasfiye memurları tarafından el konulur. Şirket belge veya defterlerinden alacaklı olduğu anlaşılan ve aynı zamanda yerleşim yeri bilinen kişiler taahhütlü mektupla şirketin sona erdiği konusunda bilgilendirilir ve alacaklarını tasfiye memurlarına bildirmek üzere davet edilir.
Tasfiye memurları şirketin süregelen işlerinden başlamış olanları tamamlar, Tasfiye bitene kadar şirket tüzel kişiliğini korur. Unvanına da resmi olarak 'tasfiye halinde' ibaresi eklenecektir.Bu süreçte Tasfiye Memuru şirketin başlamış ancak bitirilmemiş hukuki faaliyetleri sonlandırılır, borç ve taahhütler olabildiğince yerine getirilir. Alacaklar dağıtılır, borçlar toplanır. Gerekli olduğu ölçüde şirket malvarlığı paraya çevrilir. Kalan aktifler belirli oranda ortaklara dağıtılır.Şirketin Borçlan Malvarlığından Fazla İse: Bu durumda tasfiye memurları böyle olduğunu mahkemeye bildirir. Bu durumda mahkemenin vereceği karar iflasın açılması olacaktır.Tasfiye halindeki bir şirketin borçları ödendikten, pay bedelleri geri verildikten ve hesaplar kapatıldıktan sonra malvarlığı kalırsa bu miktar, pay sahipleri arasında sermaye haklan oranında dağıtılır. Limited şirket esas sözleşmesi ve genel kurul kararında aksi bir düzenleme yer almadığı sürece dağıtma işlemi parasal olarak yapılmak durumundadır. Tasfiye bittikten sonra ilgili defter ve belgeler TTK genel hükümleri kapsamında saklanmak durumundadır.Tasfiye sürecinde şirketin tüzel kişi unvanını korur. Artık tasfiye bittiği zaman şirkete ait ticaret unvanı sicilden silinir. Ayrıca ilgili vergi dairesine Tasfiye sonu beyannamesi verilir.Limited şirket tasfiyesi süresi, Normal şartlarda 1 yıl gibi bir süre söz konusu iken çeşitli nedenlerle süre artabilir veya azalabilir. Tasfiye Uzun Sürerse: Tasfiye olması gereken olağan süreden uzun sürerse her yıl sonu için tasfiyeye ilişkin fınansal tablolar ve tasfiye sonunda kesin bilanço düzenlenir ve bunlar genel kurula sunulur. Tasfiye Ücreti --------- tarifesi her hesap dönemi için Limited şirketlerde tasfiye ücretini Kdv Dahil 11.000.-TL olarak belirlemiştir. G) Kanaat ve Sonuç : Sayın Mahkemenin görevlendirmesi kapsamındaki incelemeler ve daha önceki kök ve ek raporlarda izah edildiği üzere ve Genel Muhasebe Uzmanı Bilirkişi ile Mekanik yönden yapılan inceleme, değerlendirmeler ve tasfiye süreci bilgilendirmesi üstteki bölümde sunulmuştur. Bu meyanda, kök raporu düzenleyen bilirkişilerin inceleme ve değerlendirmelerinde, anılan raporda arz edilenleri değiştirici bir husus bulunmamaktadır. Keyfiyet ve gereğini Sayın Mahkemenin takdirlerine arz ederiz. ----- ..." şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır. Taraf vekillerinin söz konusu 24/01/2024 tarihli rapora karşı ibraz ettikleri dilekçelerin mahiyetleri gözetilerek buraya aynen alınmaları uygun görülmüş olup davacı vekili tarafından ibraz edilen 16/02/2024 tarihli dilekçe : "... KONUSU: --tarihli bilirkişi heyet 2. ek raporuna itirazlarımız ile davalının tedbirin kaldırılması yönündeki talepleri hakkında açıklamalarımızdır. AÇIKLAMALAR:
1.Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, davalının, şirket hesaplarından şahsi hesaplarına aktardığı tutarların bir kısmına ve şirketin kur korumalı mevduat hesabında bulunan tutara değinilmeden hüküm kurulması halinde eksik inceleme ile karar verilmiş olacaktır.
2.Sayın Mahkemenizce de bu husus gözetilerek önceki itirazlarımız kabul görmüş, bilirkişilere itirazları giderir mahiyette inceleme yapılması için yetki ve görev verilmiştir.
3.Bilirkişi heyetinin görevlendirilmesinin yapıldığı 19.4.2023 tarihli duruşma tutanağının 8. numaralı ara kararı uyarınca; "bilirkişilere veya ilgili bilirkişiye hem feshi talep edilen şirketin ve hem de''------- şirketin defter ve kayıtlarını, ayrıca banka nezdinde dava konusu ile sınırlı olacak şekilde banka şubesinde inceleme yapma ve örnek alma yetkisi verilmiş olduğuna" kararı verilmiştir.
4.Görüleceği gibi, bilirkişi heyetine, ----- tarafından kurulan ------- defter ve kayıtlarını inceleme ve örnek alma yetkisi verilmesine rağmen, DAVALI VEKİLİNE ULAŞILAMADIĞI BAHANESİYLE bu şirketin defter ve kayıtları incelenmemiştir.
5.Dolayısıyla, tarafımızca ısrarla belirtilen; davalının, şirket hesaplarından şahsi hesaplarına aktardığı tutarların bir kısmı ile şirketin kur korumalı mevduat hesabında bulunan tutara işbu raporda da değinilmemiştir. Bilirkişi heyeti Sayın Mahkemenizin net talimatlarına rağmen itirazları gidermemekte ısrar etmektedirler.
6.Bilirkişilerce tespit edilmesi gereken hususlar; davalı------bulunan banka hesaplarındaki paraları şahsi hesaplarına aktarıp aktarmadığı (tarafımızca spesifik olarak belirtilen) ile dava konusu şirkete ait ---- hesap numaralı------- bulunup bulunmadığıdır.
7.Ayrıca; firma hesaplarından taraflarca sürekli para çekildiği iddialarının bu rapor kapsamında değerlendirilmesi, çekilen/yatırılan tutarların ne amaca matuf olduğunun belirlenmesi ve de bu transferlerin firma işlemlerini ilgilendirip ilgilendirmediğinin saptanmasının (spesifik olarak belirtilenler ayrık) mümkün olmadığı belirtilmişse de; kök raporda, bir takım transferler hakkında spesifik olarak, ne amaca matuf oldukları belirlenmiş ve bu transferlerin firma işlemlerini ilgilendirip ilgilendirmediği de saptanmıştır.
8.Madem ki, bir takım transferler hakkında spesifik olarak, ne amaca matuf oldukları belirlenebiliyor ve de bu transferlerin firma işlemlerini ilgilendirip ilgilendirmediği saptanabiliyor, o zaman davalı----- şahsi hesaplarına aktarıldığı halde, raporda belirtilmeyen transferlerin de (tarafımızca spesifik olarak belirtilen), ne amaca matuf olduğunun belirlenmesi ve bu transferlerin firma işlemlerini ilgilendirip ilgilendirmediğinin de saptanması gerekirdi.
9.Kök rapora karşı sunmuş olduğumuz ---- beyan dilekçesinde de açıkladığımız üzere bilirkişi heyetinin; davalı---- şahsi hesabına aktarıldığı halde, raporda belirtilmeyen transferler ile--------------araştırarak ek raporda belirtmesi, tasfiyeye esas sermayenin belirlenmesi bakımından son derece önemlidir.
10.Ayrıca, Sayın mahkemenizce şirketin fesih ve tasfiyesi sağlanarak, her ortağın hakkına düşen payı tam ve doğru şekilde alabilmesi için banka kayıtlarıyla sabit olan 13.4.2023 tarihli dilekçede de belirtilen ancak bilirkişilerce dikkate alınmayan ve işbu dilekçede tekrar belirtilen aşağıda yazılı tutarların hesaba dahil edilmesi gerekmektedir.
11.Davalı------n şahsi hesabına aktarıldığı halde; kök rapor, 1. ek rapor ve de 2. ek raporda belirtilmeyen transferler aşağıdadır. Şirkete ait ------ tarihinde 9.519,-TL Şirkete ait ------ Şirkete ait ------ Şirkete ait ----- Şirkete ait ------ Şirkete ait ------
12.Bu noktada şu açıklamayı da yapmak gerekir: 1 numaralı transfer-------- açıklaması ile şirket hesabına gönderilen tutarın akabinde, 3 numaralı transfer, ----- açıklaması ile şirket hesabına gönderilen tutarın akabinde aynı gün, 4 numaralı transfer, ------- açıklaması ile şirket hesabına gönderilen tutarın akabinde aynı gün, 5 numaralı transfer, -----açıklaması ile şirket hesabına gönderilen tutarın akabinde aynı gün, 6 numaralı transfer,------ şirket hesabına gönderilen tutarın akabinde aynı gün, 7 numaralı transfer -------- açıklaması ile şirket hesabına gönderilen tutarın akabinde aynı gün yapılmıştır.
13.Bu açıklamalardan, davalının şahsi hesabına aktarılan paraların, müşteriler tarafından şirket hesabına yapılan ödemeler olduğu, davalının vakit kaybetmeksizin bu miktarları şahsi hesabına geçirdiği açıkça anlaşılmaktadır.
14.Özetle; dava dilekçesinin ekinde çekilen paralara ilişkin dekontlar sunulmuş olmasına rağmen kök rapor, 1. ek rapor ve de 2. ek raporda tespit edilemeyen transferler ile ------- bulunan------- tespit edilmesi işbu dava açısında önem teşkil etmekte olup, bilirkişilerce bu itirazlarımızın dikkate alınması gerekmektedir. Davalının tedbirin kaldırılması talepleri ile ilgili açıklamalarımız:
1.Davalı, idari para cezası kesildiği ve------- sebebiyle işbu cezanın ödenemediği iddiasıyla Sayın Mahkemenizden dosyadaki ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmektedir. Davalı, işbu idari para cezasına itiraz edilen sulh ceza mahkemesi dosyasını da bildirmiştir.
2.Bu doğrultuda Sayın Mahkemenizce ilgili dosyanın celbi istenmiştir. Sayın Mahkemenizce ilgili dosya incelendiğinde, davalının talebinin hukuki dayanaktan yoksun, kötüniyetli ve yeni deliller üretme çabasına müstenit olduğu görülecektir. Şöyle ki;
3.Öncelikle belirtmek gerekir ki,----- dosyasında henüz bir karar verilmiş değildir. Öte yandan, ilgi sayılı dosyaya konu davalı vekilinin itiraz dilekçesi incelendiğinde, söz konusu cezanın -------tutarında bir idari para cezası olduğu görülmektedir.
4.Davalı, sulh ceza hakimliğine yaptığı itirazda, müvekkili hakkında itiraza konu para cezasına ilişkin eylemin ihracat sonrası kapama işlemi olduğunu, Sayın Mahkemenizce konulan tedbir nedeniyle bu işlemin gerçekleştirilemediğini ve neticesinde mağdur olduğunu savunmuştur.
5.Sayın Mahkemenizin de malum olduğu üzere davalı bir günde, şirkete ait hesaplarda bulunan yaklaşık 6.850.000 TL değerindeki parayı şahsi hesaplarına aktarmıştır.
6.Çekilen paranın miktarına bakıldığında, davalının; Sayın Mahkemenizce tesis edilen tedbir sebebiyle 32.704,04 TL tutarındaki idari para cezasını ödeyemediği şeklindeki iddiası samimiyetsiz ve hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu miktar kasten ödenmemiştir.
7.Kaldı ki davalının ilgili cezanın tedbir sebebiyle tesis edildiği şeklindeki iddiası da nedensellikten uzak ve soyuttur. Yinelemek gerekirse, söz konusu cezanın, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, davalı tarafından rahatlıkla ödenebileceği de izahtan varestedir.
8.Bu dava ile şirketin tasfiyesi talep edilmekte ise de, içi boşaltılmış bir şirketin tasfiye edilmesinin müvekkile faydası olmayacaktır.Zaten bir otomobil, bir motosiklet ve yüklüce bir miktar para (tedbir talebimizin reddedilmesi yüzünden) davalının şahsi hesaplarına aktarılmıştır. Bu yetmezmiş gibi, davalı kendine aynı isimle yeni bir şirket kurmuştur. Davalı, tasfiyesi istenen şirketin, adını, namını, portföyünü, ticari birikimini kullanmaya ve şahsı için menfaat sağlamaya, kar elde etmeye devam etmektedir. Ancak son bir hesapta kalan parayı da gözüne kestirmiş, bunu da bahanelerle almaya çalışmaktadır. Eğer tedbir kalkarsa, o dakika bu para da çekilecek, davalının şahsi hesabına aktarılacak, şirketin tasfiyesi sonucunda müvekkile tek bir kuruş kalmayacaktır.
9.Davalının istikrarlı bir şekilde Sayın Mahkemenizi yanıltma yönündeki girişimleri de göz önünde bulundurulduğunda, tedbirin kaldırılmasının, yargılamayı amaçsız bırakacağı ve telafisi güç zararların ortaya çıkacağı açıktır. NETİCE-İ TALEP: Yukarıda arz ve izah olunan itiraz sebepleri uyarınca,
24.1.2024 tarihli bilirkişi heyet 2. ek raporundaki aleyhte hususlara itiraz eder, aynı ya da başka bir heyetten dilekçelerimizde belirttiğimiz eksik hususları giderir mahiyette rapor alınmasına karar verilmesini, Öte yandan davalının ihtiyati tedbirin kaldırılması yönündeki ve Sayın Mahkemenizi yanıltma girişimi taşıyan taleplerine itibar edilmemesini, bu talebin reddini saygılarımla arz ve talep ederim. 16.2.2024 ..." şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Davalı vekili tarafından ibraz edilen 18/02/2024 tarihli dilekçe ise : ''... KONU: 24.01.2024 TARİHLİ BİLİRKİŞİ KÖK RAPORUNA İTİRAZLARIMIZIN SUNULMASIDIRAÇIKLAMALAR Sayın Mahkemenizce yargılaması yapılmakta olan işbu dosyada hazırlanmış olan Heyet 2. Ek Raporu tarafımıza tebliğ edilmiştir. Söz konusu rapor taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne ışık tutacak nitelikte olmadığı gibi somut dosyanın gerçeklerinden de uzak bir şekilde hazırlanmıştır. Şöyle ki : Araç Değerleri Hakkında Açıklama Araçların değerleri ile yapılan tespit bedel olarak piyasa rayicine uygundur. Ancak gerçek değerleri fiziki muayene ile belirlenebilir. Bu ise yapılmamıştır.
Öte yandan belirtmek isteriz ki müvekkil bu araçları davalı ile yaşanılan husumet nedeniyle tedbir amaçlı devralmıştır. Zira şirkete ait olan Mercedes marka araç halen davacıda bulunmakta ve kullanmaya devam etmektedir. Davacı, şirketin mal varlığını ve menfaatini kendi şahsi menfaatinin arkasına almış ve şirket aleyhine tutum ve davranışlar sergilemiştir. Aracın kaskosunu bile yapmamıştır. Bakımları yapılmamıştır. Trafik cezaları vardır. Bunlar ortak olunan şirkete (-)değer olarak yazılmaktadır. Dolayısıyla müvekkil davacı, yaşanılan husumet ve işbu davaların açılması sonucu resmi olarak devir işlemlerini yapmıştır. Amaç kaçırmak değil davacıdan korumaktadır. Genel Muhasebe Uzmanının görüşleri Hakkında Açıklama
Bilirkişiler, Tarafların Ortak olduğu------ mali tablolarının daha önce Kök ve Ek raporda açıklandığı üzere 2021 ve 2022 yıllarında ciddi bir bozulmanın mevcut olduğunu belirtmişlerdir. Ancak bu tespitin açıklaması ve gerekçesi yeteri kadar izah edilmemiştir. Dolayısıyla karşılaştırmalı olarak bilirkişi tarafından açıklanması gerekmektedir. 2021 Yılında faaliyet zararı ciddi oranda (%260)artış göstermiştir. Bu zarar Hizmet maliyetinin 2.225.998.-TL ( % 167) artmasından kaynaklanmaktadır. Yani hasılat- maliyet dengesi söz konusu olmamış hasılatı olmadan maliyeti yazılmıştır. Hasılat olmadan maliyet yazılmıştır ifadesi kastını aşan bir ifadedir. Şirketin bir önceki yıla göre cirosu %100 artış göstererek 13 milyonu geçmiştir. Şirketlerin faaliyetlerinde her ne kadar karlılık beklense de belirli dönemlerde ekonomik şartlar, pazarın durumu, ürün veya hizmetin piyasadaki rekabet şartlarına göre olumlu ya da olumsuz fiyatlaması karlılığı olumsuz etkileyebilir ve hatta zarara yol açabilir. Bu ticaretin doğal bir sonucudur. Hizmet maliyetindeki artış ile beraber hasılatta oluşan %100 lük artışında ifade edilmesi gerektiği açıktır. Diğer yandan bahse konu maliyet Navlun, konşimento vb giderler olup ilgili yılda tüm dünyayı etkileyen pandemi sebebi ile bu maliyetlerin ne kadar yüksek noktalara geldiği herkesin bilgisi dahilindedir. Buradan hareketle sadece hizmet maliyetinde oluşan artışı diğer hiçbir faktörü göz önüne almadan bu şekilde ifade etmek ve üstelik bu ifadeyi hasılat olmadan maliyet yazılmıştır cümlesi ile kesin bir yargıya dönüştürmek her şeyden önce en iyimser ifade ile baştan savma bakış ve değerlendirmeyi göstermektedir. Ayrıca bahsi geçen 2021 yılı ortaklar arasında ihtilaf olan bir yıl değildir, 2021 yılından şirket Müdürleri olan .---------sorumludur. - - 2022 yılı Mali Tablolarında Ortaklardan alacaklar hesabı 6.513.042.-TL ye ve Alınan sipariş avansları ise 4.422.140.-TL artmıştır. Banka kayıtları 2021 yılında 7.285.446.-TL den 835.266.-TL ye düşmüştür. 2021 yıl sonunda Bankalarda bulunan 7.285.446.-TL yekûn 2022 yılı sonunda yaklaşık tutar olarak Ortağın hesabına 6.513.042.-TL alınmıştır. Ayrıca aynı dönem Alınan sipariş avansları 5 katı artarak 4.442.140.-TL olmuştur. 2022 yılında ortaklardan alacak hesabının artma sebebi zaten dava konusu olan ortağın şirketten çektiği paralardan kaynaklanmaktadır. Burada anormal bir durum söz konusu değildir. Bankalarda bulunan paranın da bu anlamda azalacağı zaten olması gereken sonuçtur. Asıl önemli olan şudur. Raporda belirtilen alınan sipariş avansları ----- ödemeleri olup teknik olarak ortak hesabı ile mahsuplanması gereken bir tutardır. Yani bu çekilen paralar ile ---- üzerinden ----Yalıtım firmasının cari ve genel ödemeleri yapılmış ---- Yalıtım firmasının alacaklı üçüncü şahıs, kurum ve bankalar nezdinde zor duruma düşmesi engellenmiştir. Dolayısıyla yukarıda bahse konu edilen tutarların sebebi bu işlemler olup sadece rapordaki gibi şu artmıştır bu azalmıştır şeklinde belirsiz ve dayanaksız ifade edilmeleri muhasebe tekniği açısından kabul edilebilir olmadığı gibi iyi niyetli bir yaklaşım da değildir.
Şirket ortağı ----- ait banka hareketlerinden anlaşılacağı üzere Banka hareketlerinden çok fazla para çekip sonradan kurduğu ve aynı tür işlemleri yaptığı kendisine ait ----- ciddi ödemeler yaptığı Kök rapor 15. Sahifede açıklanmıştır.Bilirkişi raporunda şirket ortağı .----çok fazla para çektiği” ifadesi kullanılmaktadır, fazla ifadesi göreceli bir kavramdır, bu tutarların somutlaştırılması gerekir. Ayrıca bu paraların ne için çekildiği ve nerelerde kullanıldığı açıklanmamıştır ve aynı şekilde geçmiş yıllarda ... tarafından çekilen paralardan bilirkişi raporunda hiç bahsedilememekte ve ifadeler ile ...’nun şirketten para çekerek kurduğu başka şirketi fonladığına dair yönlendirme yapılmaktadır. Hâlbuki bunun somut rakamlar ile ortaya konulması şarttır. ...’nun şirketten ne amaçla para çektiği yukarıda bir önceki açıklamamızda da belirttiğimiz gibi açık ve nettir. Tekrar etmek gerekirse bu çekilen paralar ile ---------- Yalıtım firmasının cari ve genel ödemeleri yapılmış --- ---- firmasının alacaklı üçüncü şahıs, kurum ve bankalar nezdinde zor duruma düşmesi engellenmiştir.---- ciddi ödemeler yaptığı ifade edilirken bununla beraber ----- borç ve yükümlülüklerinin kim tarafından ve ne şekilde ödenerek yerine getirildiğinin de belirtilmesi elzemdir. Yoksa raporda kullanılan ifadenin tek başına şirketten kötü niyetli para çekmeyi çağrıştıracağı açıkken ------ borçlarının ne şekilde ödendiğinin belirtilmesi ise konuyu daha açık hale getirecektir.
Sayın bilirkişiler her nedense raporunda ilgili yıllarda borç senetleri 142.510 TL iken 2022 de sıfırlandığına, banka kredileri 1.327.383,67 TL iken ödenerek sıfırlandığına, ticari borçların %70 azalarak yani 3.734.000 TL azalarak 5.268.882,72 den 1.534.762,94 TL na düştüğüne hiç değinmemiştir. Oysa ortak aklın sorması gereken soru şudur. Şirketin paraları bir ortak tarafından çekilip alındıysa tüm bu borç ve yükümlülükleri kim ödedi. Dolayısıyla hesapların sadece bir yönü ve bir kısmından bahsetmek kesinlikle art niyetli bir yaklaşımdır ya da tecrübesizliktir.
Ortakların şirketlerden hangi maksatla para çeker kullanılırsa kullanılsın ilgili muhatap şirket kayıtlarına evrak belge ve bilgi sunmadığı üzere bu muhasebe kayıtlarında Ortaklara Borçlarda görünmektedir. Ayrıca şirket ortağı ne kadar veya nasıl açıklasa dahi şirket üzerinden ödeme yapmayıp kendi şahsi hesabı üzerinden veya kurduğu yeni şirket üzerinden ödeme yapılması Şirketlerin Ortaklık hukuku açısından doğru bir uygulama olmadığını düşünmekteyiz.
Ortak ...’ın şirketin faaliyetlerini engelleyici ve çalışmaları sürdürülemez hale getirmeye yönelik hal ve davranışlarda bulunması sebebi ile tedbir amaçlı bu işlemlerin yapıldığı açıktır. Esas amaç şirketin yükümlülüklerini yerine getirmekten acz durumuna düşmesini engellemek, şirketin ve tabi ortaklarının itibarını korumak ve zor duruma düşmesini engellemektir. - Tasfiye Süreci başlandığında Araç değerleri güncele yakın değer alınması gerektiğini düşünülmesi gerekmektedir. - - Kök Raporun Kanaat ve Sonucunda belirtilen hususlardan anlaşılacağı üzere şirket ortağı ... banka yükünü tutarı üzerine alarak işlemlerini kendi isteği doğrultusunda benzer isim ve benzer işleri yaptığı yeni kurduğu şirket ile ticari faaliyet yapması zaten burada bir sorun olduğunu açıkça göstermektedir. 26.09.2023 tarihinde mahkemenize tevdi edilen Bilirkişi Heyet Ek Rapor da itiraz olarak belirtilen “ bilirkişilere veya ilgili bilirkişiye hem feshi talep edilen şirketin ve hem de ------ünvanlı şirketin defter ve kayıtlarını, ayrıca banka nezdinde dava konusu ile sınırlı olacak şekilde banka şubesinde inceleme yapma ve örnek alma yetkisi verilmiş olduğuna, karar vermiştir. Ne var ki bilirkişi heyetince; davalının, şirket hesaplarından şahsi hesaplarına aktardığı tutarların bir kısmına ve şirketin kur korumalı mevduat hesabında bulunan tutara ek raporda da değinilmemiştir.” itiraza rağmen dava dosyasında bu konuda her hangi bir evrak bilgi olmadığı gibi Davalı vekilinin mahkeme kaleminde iletişimi bulunmadığından ulaşılamamıştır. Üstelik Davacının ortak olmadığı bir şirkette incelemenin konusu ve teknik boyutu tamamı ile farklı olup, yeni kurulan şirketle alakalı davacı tarafın hem onayı hem de ortaklığı olması gerektiğinden mahkemece ekstra görevlendirme gerektiğini düşüncesindeyiz.
Ayrıca ifade etmek isteriz ki müvekkil tarafından kurulan ------. İşbu davanın açılmasından sonra ve tedbir kararından sonra zorunluluktan kurulmuştur. Zira mahkemenizce kimseye faydası olmayan hatta zararı olan tedbir kararı neticesinde faaliyetini devam ettirmesi mümkün olamamış bunun üzerine kurulmuştur. Dolayısıyla bu olgu işbu davada şirketin feshi ve tasfiyesi için bir neden olarak değerlendirilemez. Bu davadan sonra gerçekleşen bir vakıadır. Ve amacı bellidir.
Öte yandan davacı da 16.05.2022 tarihinde ------- benzer isim benzer benzer işlerle faaliyetlerine devam etmektedir. Buna ilişkin ticaret sicil kaydı evrakı ekte sunulmuştur. (EK-1) Ancak bilirkişi raporunda bu hususlar hiç değerlendirme konusu yapılmamıştır. Şayet bu bir kusur ve haklı nedenle feshe neden olacak bir eylem ise davacı da aynısını yapmıştır.Sonuç Olarak
Son olarak ifade etmek isteriz ki davacı işbu dava ile müvekkil davalının ortaklığa aykırı davranışlar sergilediğini şirketin mal varlığından mal kaçırdığını iddia ederek ortaklığın feshini talep ve dava etmiştir.
Ancak yargılamanın başından beri açıkça ve samimi olarak ifade ettiğimiz gibi müvekkil ortaklık kurulduğu andan beri şirketin menfaatlerini düşünmüştür. Tek bir kuruşu şahsi ihtiyaçları için kullanmadığı gibi şirketin itibarını korumak için çabalamıştır. İddia edilen paralar tamamen şirketin borçlarına ve ödemelerine kanalize edilmiştir. Buna ilişkin tüm belgeler Sayın Mahkemenize sunulmuştur. Ancak bilirkişiler akıl almaz şekilde bu hususu değerlendirmek yerine tarafsız olmayan ve muhasebe tekniğine uymayan değerlendirmelerde bulunmuş yargılamanın uzamasına neden olmuştur. Dolayısıyla davacının hiç bir iddiası ispat edilememiştir. Buna göre davanın reddi gereği açıktır. Ancak Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili maddesinde belirtildiği üzere Mahkemenin duruma uygun olarak başka hükümler verebileceği de açıktır. Buna göre davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep etmekteyiz. NETİCEİ TALEP : Yukarıda anlatılan nedenlerle bilirkişi heyet 2. Ek raporuna itiraz eder, öncelikle tedbirin kaldırılmasına ve davanın reddine aksi durumda davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini saygılarımızla talep ederiz. 18.02.2024..'' şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır. Son duruşmada alınan beyanlar gözetilerek gerekli-yeterli tutanak kısmının buraya aynen alınması uygun görüldüğünden söz konusu 28/02/2024 tarihli duruşma tutanağının gerekli-yeterli kısımları:"... Dosyanın ek raporla birlikte bilirkişiden döndüğü, ek raporun tebliğine bağlı olarak taraf vekillerince itiraz dilekçeleri ibraz edildiği, -------- sayılı dosyasına yazılan müzekkereye cevap verildiği anlaşıldı.
Davacı vekilinden soruldu: zapta geçen itiraz dilekçemizi ve önceki beyanlarımızı tekrar ediyoruz, davalının şahsi hesabına geçirdiği ve kur korumalı mevduatta bulunan meblağlar hesaplanmamıştır, ayrıca davalı tarafın ileri sürdüğü para cezasına ilişkin sürecin tedbirle bir ilgisi bulunmamaktadır, tedbirin kaldırılması yargılamayı amaçsız ve davayı konusuz bırakacaktır, dedi.
Davalı vekilinden soruldu: zapta geçen itiraz dilekçemizi ve önceki beyanlarımızı tekrar ediyoruz, zapta geçen dilekçemizde de belirttiğimiz gibi bir kısım değerlerin müvekkilin hesabına geçirildiğini inkar etmiyoruz, bunu kabul ediyoruz ancak dilekçemizde belirttiğimiz şekilde bu değerleri davacıdan korumak için bu yola başvurulmuş olup, değerler şirketin borçlarına ödenmiştir, bu yönden rapor yeterli irdelemeyi içermemektedir, ayrıca davacı da bazı değerleri şahsi hesabına aktardığı halde davacı bakımından böyle bir irdeleme raporda yapılmamıştır, ayrıca haklı nedenle şirketin feshi yönünden dava ispatlanamamıştır, belirtilen şekilde değerlerin korunması için tedbiren şahsi hesabın kullanılması haklı neden olacak ise müvekkil açısından da böyle bir haklı neden söz konusu olacaktır, zira belirttiğimiz gibi davacı da bazı değerleri kendi üzerine aktarmıştır ve açıklaması yapılmamıştır, ayrıca belirtmemiz gerekir ki davacının aktarımı davadan önceki son 2 yıla yöneliktir, uyuşmazlığın temel nedenlerinden biri de budur, haklı nedenle fesih şartlarının olup olmadığının heyetinizce araştırılıp değerlendirilmesi gerekir, müvekkilin şirketin hesabından şahsi hesabına aktardığı paralar şirketin borçlarına ödenmiş ve bitmiş olduğundan tedbirin kaldırılması yönünden açıkladığımız söz konusu para cezasını ödeme imkanı bulunmamaktadır o nedenle tedbirin kaldırılmasını istiyoruz, söz konusu cezadan sonra başka bir para cezası daha geldi, fiili imkansızlık nedeni ile ödeyemediğimiz için o para cezasına da itiraz ettik, söz konusu itirazımız -------- sayılı dosya üzerinden işlem görmektedir, henüz karar verilmedi, diğer yani ----- olan itirazımız hakkında da henüz karar verilmedi, dedi.
Davacı vekili söz aldı: dilekçemizde belirttiğimiz gibi 1 günde 7.000.000 TL'ye yakın para çekildiği halde 32.000 TL civarındaki para cezasının ödenmemesi hayatın olağan akışına aykırıdır, bu durum samimi değildir, dedi.
Dosya incelendi: davanın aydınlandığı, zapta geçen para cezasına ilişkin itiraz dosyası yönünden yazışma yoluna gidilmesine gerek olmadığı, bu konuda zapta geçen beyanların ve dosya kapsamının yeterli olduğu, tahkikatı gerektirir bir husus bulunmadığı anlaşılmakla tahkikatın bittiği bildirilerek son beyanlar soruldu:
Davacı vekili: davanın esası ve tedbir yönünden önceki beyanlarımızı tekrarla talebimiz gibi karar verilmesini istiyoruz, dedi.Davalı vekili: davanın esası ve tedbirin kaldırılması talebimiz yönünden önceki beyanlarımızı tekrarla talebimiz gibi davanın reddine ve tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini istiyoruz, dedi. Dosya incelendi. Yargılamanın bittiği bildirildi. ..." şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Sonuç olarak ticaret sicil kayıtları, temin edilen dosya kapsamına uygun ve davanın aydınlanması yönünden Mahkememizce de yeterli görülen söz konusu 24/01/2024 tarihli nihai rapor ile bu raporda da teyit edilen önceki rapor ve ek raporlar, davalı vekilinin yukarıya aynen aktarılan 18/02/2024 tarihli itiraz dilekçesi içeriği ve bu bağlamda davacının şirketin faaliyetlerini engelleyici ve çalışmaları sürdürülemez hale getirmeye yönelik hal ve davranışlarda bulunması sebebiyle tedbir amaçlı işlemlerin yapıldığına, esas amacın şirketin yükümlülüklerini yerine getirmekten acze düşmesini engellemek, şirketin ve ortakların itibarını korumak olduğuna, iddia edilen paraların tamamen şirketin borçlarına ve ödemelerine kanalize edilmiş olduğuna, yönelik savunmalar, TTK.M.636/3 düzenlemesi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ortaklar arasında güven kalmadığı, iki ortaklı şirketin feshinin talep edilebilmesi için davacı yönünden haklı sebeplerin gerçekleşmiş olduğu; iddia ve savunmalar, raporlar, dosya kapsamı, menfaat dengeleri ve hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde ise fesih dışındaki başka bir çözümün varit olmadığı, davacının ortaklıktan çıkarılmasına yönelik karar verilmesinin adaleti tatmin edecek şekilde sonucun elde edilmesini mümkün kılmayacağı kanaatine varıldığından şirketin feshi yönünden sübut bulan davanın kabulüne ilişkin olmak üzere aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş olup, kararın niteliği ve dosya kapsamı gözetilerek Hukukçu ------ tasfiye memuru olarak atanmasına yönelik hükümler de oluşturulmuş ve ayrıca tedbir kararının kaldırılmasına yönelik talepler de gözetilerek tedbir kararının aynen korunmasına da karar verilmiştir.
Davanın fesih talebi yönünden kabulü ile 6102 s. TTK'nin 636/3. Maddesi uyarınca ------ numarasında kayıtlı ve ---- ünvanlı şirketin FESİH VE TASFİYESİNE,
a)Tasfiye memuru olarak Hukukçu------ atanmasına,
b)Tasfiye memuru ücreti olarak aylık 15.000 TL taktirine ve nihai sorumluluk şirkete ait olmak üzere davacı tarafından ilk 3 aylık ücret bedeli 45.000 TL'nin Mahkeme veznesine yatırılmasına,
c)Tasfiye avansı olarak ise 50.000,00 TL'nin davacı tarafından Mahkeme veznesine yatırılmasına,
d)Tasfiye memuru ücreti ve tasfiye avansı yatırıldığında ve karar kesinleştiğinde tasfiye memuruna görevinin tebliğine,
e)Devam eden ücret ve masrafların tasfiyede gözetilmek ve nihai sorumlu şirket olmak üzere ve tasfiye kapsamında şirketin muhasebesinden karşılanması mümkün olmadığı takdirde bu konuda tasfiye memurunun raporuna bağlı olarak 3'er aylık periyotlar halinde davacı tarafça söz konusu avansların karşılanması gereğinin ilgililerce gözetilmesine,
2.Tedbir kararının aynen korunmasına,
3.Maktu karar harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 346,90 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
4.Davacı tarafça peşin ödenen harçlar dahil olmak üzere davacı tarafça yapılan toplam 5.351 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
5.Davacı vekili için tarife gereğince belirlenen 17.900 TL maktu avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6.Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7.Artan avansın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, İlişkin olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde -------- Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/02/2024