1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tarafların tapuda ... ilçesi, ... köyü, ... Parsel, ... Pafta olarak kayıtlı arsada davalının projeye uygun olarak inşa edeceği binadaki B Blok, 1. Kat, 88 numaralı bağımsız bölümün satışı konusunda anlaştığını, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmenin konusunun davalının projeye uygun olarak yapıyı inşa etmesi, yapı inşa edildikten sonra projede B Blok, 1. Katta yer alan 88 numaralı bağımsız bölüm olarak tapuya tescil edilecek taşınmazın müvekkile devri olduğunu, müvekkilin sözleşmeden kaynaklanan borcunu ifa ettiğini, ancak davalı tarafından sözleşmeye konu bağımsız bölümün müvekkile teslimi gerçekleştirilmediğini, sözleşmenin II-3. maddesi uyarınca bağımsız bölümün fiili teslim tarihi 2018 yılının Haziran ayı olduğunu, sözleşmede belirli bir teslim tarihi olmasına karşılık bağımsız bölümün teslim süresi geçtiğini, ancak bağımsız bölüm müvekkile teslim edilmediği gibi bağımsız bölümün tapu devri de gerçekleştirilemediğini, sözleşmede belirlenen teslim tarihi üzerinden 5 yılı aşkın süre geçtiğini ve davalıya bu konuda ihtarname çekildiğini, davalı söz konusu sözleşmeye aykırı davranarak bağımsız bölümü halen müvekkile teslim etmediğini ve tapu devrini yapmadığını, işbu davayı açma zorunluluğun hasıl olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye konu 62.000,00 USD bedeli ödediğinin sabit olduğunu, müvekkilin 62.000 USD alacağının fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden 08.01.2024 tarihinden itibaren USD Mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı)
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Talebe göre davacının yabancı uyruklu gerçek kişi olduğu tacir olmadığı dikkate alındığında davanın nispi ticari dava olmadığı anlaşılmıştır. Davaya konu taşınmazın ticari nitelikte olması salt bu nedenle iş bu davayı ticari dava haline getirmez. Söz konusu talep mutlak ticari dava olmadığı gibi davacının gerçek kişi tacir olmadığı gibi Ticaret Kanunu'nda sayılan veya diğer özel kanunlarda sayılan ilişki tarzının da aralarında bulunmadığı, bu itibarla davanın ticari bir dava niteliği arzetmediği anlaşılmıştır.
Bu nedenle uyuşmazlığın TTK da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği için taşınmazın niteliği de dikkate alındığında davacının tüketici sayılamayacağı dikkate alınarak davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden yapılan açıklamalar gözetilerek mahkememizin görevli olmaması karşısında açılan davanın,
HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usûlden reddine aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1.Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usûlden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli mahkemenin BAKIRKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğuna,
3.HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4.İki haftalık süre içerisinde dosyanın gönderilmesi talebinde bulunulmadığı takdirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına,
5.Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
6.Harç ve masraflar ile tedbir talebinin görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere yüzüne karşı oy birliğiyle karar verildi. 31/01/2024 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)