6. Hukuk Dairesi
T.C.
DİYARBAKIR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/310
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVANIN KONUSU :Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkili ...'ın ... mahallesinde kain . ve ... nolu parsellerin müştereken maliki olduğunu, söz konusu parseller üzerinde çiftçilik yapmakta olduğunu, sulu tarla vasfındaki ... parsel de kain arazisini ..tarih ve .... nolu police ile, .. nolu parselde kain arazisini ise .. tarih ve .. nolu police ile davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalattırıldığını,... tarihleri arası için dolu; fırtına, hortum, heyelan, yangın, deprem,sel ve su baskınına karşı sigortalı bulunan ekinlerin .... tarihinde dolu ve sağanak yağış dolayısı ile zayi olduğunu, aynı gün hasar ihbarında bulunulduğunu, .... tarihinde incelemede bulunan eksperler, ekili pamuk bitkisinin zarar gördüğü gerekçesi ile rapor tutup müvekkiline sulh için imzalatmak istendiğini, müvekkilin tespiti kabul etmediğini, ürünlerin zayi olduğunu, daha sonra yeniden şirket ile iletişime geçilerek gönderilen eksperin maddi gerçeklikten çok uzak tespitleri izah edilip ikinci eksper görevlendirilmesi istenildiğini ancak bu talep davalı şirket tarafından reddedildiğinden Diyarbakır .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ...Değişik İş sayılı dosyası delil tespiti yaptırıldığını, yapılan keşif sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazların ... tarihinde meydana gelen hava olayları sonucunda zarar gördüğünün tespit edildiğini, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile Sigorta poliçesi kapsamında kalmasına rağmen davalı tarafça ödenmeyen sigorta bedelinin 50.000,00 TL sinin davalı şirkete başvuru tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmesine, delil tespiti nedniyle yapılan 2.661,40 TL yargılama gideri ile iş bu dava dosyasından doğan yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili olduğu kurumca tüm işlemlerin mevzuata ve poliçe hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiğini, davanın reddi gerektiğini, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından öncelikle dain-i mürtehin kurumun muvafakatinin alınması, aksi takdirde, mevzuat ve yerleşik Yargıtay içtihadı uyarınca davanın husumet yönünden reddi gerekmekte olduğunu, hasarın etkilerini incelemek üzere görevlendirilen eksperlerin, ...numaralı poliçeli alanda ....tarihinde incelemelerini yapmış olduğunu ve erken dönemde hasar olması nedeni ile yeniden ekim dikim kararı alarak, 509 kg/da verim değeri üzerinden %13 hasar oranı belirlediklerini, bölgede gerçekleşen dolu hasarı ve bu yağışların ürüne olan etkisinin belirlenmesi için, hasar ihbarı bulunan poliçe sahibi üreticilerin tarlasında gerekli ekspertiz çalışmalarının yapıldığını, eksperler tarafından sahada yapılan incelemelerde, erken dönemde hasarın meydana gelmiş olması ve meydana gelen hasarın oluş şekli, ürünün gelişme dönemi gibi konular eksperler tarafından değerlendirilerek yeniden ekim/dikim kararı alındığını, hasar tespit işlemleri sırasında yapılan incelemede, ürünün fenolojik olarak erken dönemde hasara uğradığının belirlenmiş olması nedeni ile yeniden ekim dikim kararı verildiğini, hasarlı alan belirlenmiş ve ürünün ekilişinden hasar tarihine kadar olan dönemde gerçekleştirilen masrafları hesaplanarak %13 hasar oranı belirlendiğini, söz konusu poliçe için, yeniden ekim dikim kararı alınan bir hasar olması nedeni ile hasar dosyası incelenmiş ve tazminatı hesaplanarak ödemesinin tamamlandığını, ....numaralı poliçeye ait olan 265.751,95 TL olan toplam sigorta bedeli ve %13 hasar oranı üzerinden, 34.548,00 TL olarak sigortalıya ödendiğini, .... numaralı poliçe için ... tarihinde yapılan dolu hasar ihbarı içinse, görevli eksperler tarafından ...tarihinde inceleme yapılmış, üründe belirlenen etkiler nedeni ile hasat döneminden önce nihai hasar oranının belirlenebileceği tespit edilerek geçici (ön) ekspertiz çalışması yapıldığını, dolu yağışının ürünün gelişimini engelleyecek boyutta olmadığının tespit edildiğini, ürünün gelişiminin devam ettiği erken dönemde dönemlerde meydana gelen hasarlarda, hasarın üründe meydana getireceği (verimde) etkileri gözlemlemek için geçici (ön) ekspertiz çalışması yapıldığını, davacının fazlaya ilişkin tüm taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, haksız davanın reddi ile dava masrafları ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: .
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; görevsiz mahkemeye dava açılmış olsa bile davanın açılma tarihinin görevsiz mahkemeye başvurma tarihi olduğu göz önüne alındığında, ticari davanın arabulucuya başvurmadan açılmasının kanuna aykırı olduğu,
HMK 20. maddesinde belirtilen sürede görevsizlik kararını vermiş olan Mahkemeye başvuru üzerine dosyanın gönderilmesi halinde, görevli mahkemede görülmeye başlanan davanın, yeni bir dava olmayıp, görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamı niteliğinde olduğu, görevsiz mahkemede dava açılması ile kazanılmış olan haklar saklı tutulmuş olacağından, zorunlu arabuluculuk dava şartının da görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihe göre belirlenmesi gerektiği, dava şartı noksanlığının giderilmesi ve arabulucuya başvurulması için mahkemece davacıya süre verilmeyeceği anlaşılmakla, kamu düzeninden olan dava şartı eksikliğinin yargılamanın her aşamasında Mahkemece kendiliğinden gözönüne alınacağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; ticari uyuşmazlık olduğu tespit edilen dava türü nedeniyle TTK 5/A Maddesi uyarınca ....Büro, ....Arabuluculuk Numarası ile başvuru yapıldığını, anlaşmazlık son tutanağının, dosya görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmeden ibraz edildiğini, dava şartı noksanlığının, dosyanın görevli mahkemeye ulaşması ve görevli mahkemesince usulden ret kararı verildiği tarihe kadar giderildiğinden, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilmesinin mümkün olmadığını beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;
Dosya kapsamına göre; davanın mutlak ticari dava olduğu, davanın görevsiz asliye hukuk mahkemesine 22/07/2022 tarihinde açıldığı, 27/09/2022 tarihinde verilen görevsizlik kararı sonrası davacı vekilinin dava şartı kapsamında arabulucuya başvurduğu, tarafların anlaşamadığına yönelik 24/10/2022 tarihli ilk ve son oturum tutanağını dosyaya ibraz ettiği, görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine davacı vekilinin 02/11/2022 tarihinde dosyanın görevli Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi için başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir: (i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. (ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. (iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.
Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; davacının taraflar arasındaki sigorta poliçesi nedeniyle sigorta hasar tazminatının tahsilini talep ettiği, 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a hükmünde “TTK'da öngörülen” hususlardan kaynaklanan hukuk davalarının, mutlak ticarî davalar arasında sayıldığı, sigorta hukukuna ilişkin hükümlerin de 6102 sayılı TTK’nın 6. Kitabında m. 1401 vd. hükümlerinde düzenlendiği, bu nedenle, TTK'da düzenlenmiş olan sigorta hukukundan kaynaklanan eldeki davanın mutlak ticarî dava olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir.
Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Öte yandan, 6100 sayılı HMK m. 20 (mülga 1086 sayılı HUMK m. 193)’de belirtilen sürede görevsizlik kararını vermiş olan mahkemeye başvuru üzerine dosyanın gönderilmesi halinde, görevli mahkemede görülmeye başlanan dava, yeni bir dava olmayıp görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamı niteliğindedir (Bkz. Baki Kuru, Medenî Usûl Hukuku El Kitabı, C. I, Ankara 2020, s. 158; Yargıtay HGK, 23/06/2010, E. 2010/15-310, K. 2010/345; 09/04/2008; E. 2008/15-312, K. 306; 08/12/1984, E. 1981/15-616, K. 1984/75 tarih ve sayılı kararları). Görevsiz mahkemede dava açılması ile kazanılmış olan haklar saklı tutulmuş olacağından, zorunlu arabuluculuk dava şartının da görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihe göre belirlenmesi gereklidir.
Nitekim Yargıtay 11 HD'nin 13/09/2023 tarihli ve 2022/2611 E., 2023/4942 K., sayılı 6. HD'nin 15/02/2023 tarihli ve 2023/526 E., 2023/583 K. sayılı; Yargıtay 9. HD'nin 06/02/2023 tarihli ve 2022/18714 E., 2023/1515 K. sayılı; 12/12/2022 tarihli ve 2022/14704 E., 2022/16485 K. sayılı; 05/12/2022 tarihli ve 2022/14561 E., 2022/15997 K. Sayılı kararlarında da görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihten sonra arabuluculuk dava şartının tamamlanamayacağı kabul edilmiştir.
Dosya kapsamından, davanın 22/07/2022 tarihinde açıldığı, her ne kadar dava görevsiz mahkemede açılmış ise de, yukarıda anılan ilke ve esaslar uyarınca zorunlu arabuluculuk dava şartının da görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihe göre belirlenmesi gerektiği, zira görevli mahkemede görülmeye başlanan dava yeni bir dava olmayıp görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamı niteliğinde olduğu, yasa değişikliğinin yürürlük tarihinin 19/12/2019 olduğu, somut uyuşmazlıkta dava öncesinde arabuluculuk yoluna başvurulmadığı, eldeki davanın 6102 sayılı TTK m. 5/A kapsamında zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu ve bu hükümde sayılan istisnalar kapsamına girmediğinden, dava öncesinde arabuluculuk yoluna başvurulmasının eldeki dava açısından da dava şartı olduğu tartışmasızdır.
Şu hale göre, arabululucuk dava şartının uyuşmazlığın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmediği, uyuşmazlığın ticari dava olmasından kaynaklandığı, görevli mahkemeye dosya gönderildiğinde de davanın açıldığı tarihin görevsiz mahkemedeki dava açılış tarihi olduğu, dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurulmamış olması karşısında bu tarih itibariyle dava şartının yerine getirilmediği, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir bir dava şartı da olmadığı, usul ekonomisi gözetilerek davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan dolayı reddi yönünde re'sen hüküm kurulması gerektiği anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, mahkemece, re'sen gözetilmesi gereken ve sonradan tamamlanabilir nitelikte olmayan dava şartına ilişkin 6102 sayılı TTK m. 5/A ve 7155 sayılı Kanun 18/A(2) hükümleri gözetilerek davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir
Dairemizce yapılan değerlendirmede; ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
1.)Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-b-1 hükmü uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.)492 sayılı Harçlar Kanunu alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilâm harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın MAHSUBUNA, bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsil edilerek Hazineye GELİR KAYDINA,
3.)İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4.)İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5.)6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) hükmü uyarınca kararın kesin olmaması nedeniyle Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, maddi tazminat davasının kısmi dava olarak açılmış olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi uyarınca Dairemiz kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ KANUN YOLU AÇIK olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.14/03/2024