Esas No
E. 2024/487
Karar No
K. 2024/523
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/487

KARAR NO: 2024/523

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/12/2023

NUMARASI : 2023/1228 Esas - 2023/1169 Karar

DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/04/2024

Davanın usulden reddine ilişkin verilen kararın davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde; müvekkilinin davacı-karşı davalı taraf ile ticari ilişki içerisine girdiğini ve yurt dışına ... Ltd. Şti. üzerinden ihraç edilen ürünler karşılığında davacı-karşı davalı taraftan komisyon aldığını, 2023 yılı Mart ayında davacının müvekkilden şirketin ihtiyacına binaen şirkete borç vermesini talep ettiğini, müvekkil tarafından şirkete 27.000-Euro borç verdiğini, ticaret sicil kayıtlarında şirket müdürü olarak gözüken davalı ...'in şirket bünyesinde hiçbir şekilde fiili olarak bulunmamasına ve şirkete hiçbir katkısı bulmamasına rağmen, davacı- karşı davalı tarafça hukuka aykırı bir şekilde sürekli kendisine havale yapılarak para çıkışı yapıldığını, ...'in şirkete hiçbir katkısı bulunmaması ve ...'in ticaret sicil kayıtlarında ikametgah adresinin Aksu/Antalya olması sebebi ile müdürlük görevinden azledilmesi gerektiğini beyanla müdürlük görevinden azline, davacının şirket hesabından kendi hesabına gönderdiği bedellerin şirkete ödenmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı-karşı davacı vekili; karşı davanın tefrik edilmesi gerektiğini, müvekkil şirkete kayyım atanması koşullarının oluşmadığını, davalı-karşı davacının eşi ... yabancı kimlik numaralı ...ı esas sözleşmeye aykırı bir şekilde müvekkil şirketin vekili tayin ettiğini, bunun üzerine,adıgeçenin ...@... mail adresini müvekkil şirketin mail adresi olarak kaydettiğini, 26.10.2023 tarihinde talepleri üzerine ... tarafından ...@... adresine, şirketin hesap ekstrelerinin gönderildiğini, Karşı Davacı, ortağı ve müdürü olduğu ... Ltd Şti üzerinden müvekkil şirket ile haksız rekabet teşkil edecek eylemlerde bulunmaya başladığını, müvekkil şirketin ticari ilişki içerisinde bulunduğu kişilere gösterir hesap ekstrelerini "..." uzantılı mail adresi üzerinden talep etmeleri de, ilgili haksız rekabet eylemlerine devam ettiklerinin bir göstergesi olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Karşı davalı ... vekili; Karşı davanın tefrik edilmesi gerektiğini, müdürlük görevini ifa etmediği yönündeki iddiaların gerçek dışı olduğunu, şirketin ihracat yaptığını, uzaktan çalışma yaptığını ve sorun yaşanmadığını, 07.09.2023 tarihinde şirketin hesabına toplamda 136.540,43-TL tutarında KDV iadesi gerçekleştiğini, şirketin Garanti Bankası nezdindeki hesabına aktarılmış olup akabinde şirketin maaş, sipariş ödemesi, gümrük bedeli gibi harcamalarına aktarıldığını, müvekkile aktarılan hiçbir tutar söz konusu olmadığını, müvekkilinin kredi kartının şirketin günlük kırtasiye ihtiyaçlarının temini, nakde ihtiyaç duyulan durumlarda nakit avans kullanılması, birtakım merkez ofis demirbaşlarının temini ile taksi, iş yemeği ve konaklama ücreti gibi ödemelerin yapılması amacıyla kullanıldığını, müvekkilin hesabına yatırılan tutarların buna ilişkin olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece; iş bu davada bir miktar paranın tahsili talebine ilişkin olduğu,7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı TTK'na eklenen ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile bu kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartına tabi olduğu sabit olduğunu, karşı davacı arabuluculuğa başvurmadığını, karşı davacı tarafından yukarıda anılan mevzuat uyarınca dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurduğundan bahsetmediği gibi buna ilişkin tutanağın sunulmadığını davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usûlden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı-karşı davacı vekili; davacı tarafça açıkça kabul anlamına gelmemek üzere müvekkilinin aldığı 300.000-TL'ye ilişkin olarak olarak arabuluculuk başvurusu yapılmamasına rağmen, dava dosyasının bilirkişiye tevdii edildiğini, halen derdest olduğunu, şirket hesaplarında, şirketin vergi dairelerinden KDV iadesinden kaynakların olmadığını ve davacı-karşı davalının bu bedellerin bir kısmını kendi şahsi hesabına ve bir kısmını da şirkette hiçbir şekilde fiili olarak çalışmayan sadece ticaret sicil kayıtlarında şirket müdürü ...'in hesaplarına çıkış yapıldığının tespit edildiğini, şirketin ticari faaliyetine devam edebilmesi adına şirketin ödemelerini yapabilmesi amacıyla şirkete borç para gönderdiğini, alacağını alabilmek adına son olarak 03.08.2023 tarihinde şirkete borç olarak gönderdiği 300.000-TL yi kendi şahsi hesabına gönderdiğini 22.08.2023 tarihinden sonra vergi dairesinden KDV iadesine ilişkin yapılan ödemelerin davacı- karşı davalı tarafından alınmasına engel olamadığını, müvekkilinin sınır dışı edilme sürecinde şirket tamamıyla davacı-karşı davalının kontrolüne geçtiğini, mahkeme tarafından davacı-karşı davalı tarafın aynı mahkemede 2023/822 Esas sayılı dosyası ile açtığı davanın derdest olduğunu birden fazla talebin olması halinde konusu bir miktar para olan tazminat davalarının bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektirdiğinden, usul ve yasaya aykırı verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl dava ;davacı- karşı davalı tarafından şirket müdürü davalının şirkete ait 300.000-TL yi mal edindiğinden dolayı şirket müdürlüğünden azli ile paranın şirkete ödenmesi talep edilmiş iken, davalı karşı davacı tarafından davada taraf bulunmayan ...'in şirket müdürlüğünden azli isteğiyle birlikte davacı-karşı davalının şirketten tahsil ettiği paraların şirkete ödenmesi istekli karşı dava açıldığı anlaşılmaktadır.Davacı-karşı davalı şirket müdürünün azli ve karşı davalıya yönelik tazminat talebini mahkemenin 2023/822 Esas sayılı dosyasında karşı dava dilekçesi ile açmış, tefrik edilerek işbu esasa kaydedildiği anlaşılmaktadır.Davaların yığılması, 6100 sayılı HMK nın 110’uncu maddesinde düzenlenmiştir. Davaların yığılması, talep sonucuna göre dava çeşitleri arasında yer almaktadır. Davacının aynı davalıya karşı, birden fazla bağımsız aslî talebini, aralarında derecelendirme yapmadan aynı dava dilekçesinde ileri sürmesi, davaların yığılması olarak ifade edilmektedir. Davaların yığılması kurumunun düzenlenmesinin amacı, ilgili maddenin gerekçesinden anlaşıldığı üzere birden fazla aslî talebe ilişkin delillerin sunulması ile tahkikatın ortak olması ve bunun sonucunda usûl ekonomisi ilkesinin gerçekleştirilmesidir. Somut olayda, şirket müdürünün azli talebi davada taraf olmayan Nargiza'ya yöneltilmiş olup,davacı -karşı davalıya yöneltilen bir talep söz konusu olmadığından davaların yığılmasından söz edilemeyeceğinden alacak davasının tefriki ile ayrı bir esasa kaydına karar verilmesi yerinde bulunmuştur."Karşı dava, asıl davaya karşı açılmış bir dava olsa da asıl davadan ayrı ve bağımsız bir davadır. Buna göre karşı davanın konusunu dava şartı olan arabuluculuğa tabi bir uyuşmazlık oluşturuyorsa, karşı dava yönünden de arabuluculuğa başvurma bir dava şartıdır.... Kanun'da yer alan "arabulucuya başvurulmuş olması" ibaresinden sadece dava açacak olan tarafın arabulucuya başvurmuş olması gerektiği sonucu çıkarılamaz. Önemli olan, dava konusu edilen uyuşmazlığın davanın taraflarınca arabuluculuk görüşmelerine konu edilip edilmediğidir.( "Yargıtay 9 HD nin 2023/3808 -4378 karar sayılı 27.03.2023 tarihli emsal ilamı) Açıklanan nedenlerle ;eldeki davada karşı davalıya yöneltilen birden fazla talep ve bu meyanda davaların yığılmasının sözkonusu olmadığı ,arabulucuya başvurulmadan karşı dava açıldığı ,karşı davanın arabulucu dava şartına tabi davalardan olduğu , dava yığılması nedeniyle asıl davada da arabulucuya başvurulmadığı ,karşı davada talep olunan alacak davasının bu davadan tefriki ile arabulucu başvuru şartı gerçekleşmediğinden reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığından davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davalı-karşı davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/04/2024

Karar Etiketleri
REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı TTK'na eklenen ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile bu Kanunu 6100 sayılı HMK nın 110’uncu maddesinde düzenlenmiştir. Davaların yığılması, talep sonucuna göre dava çeşitleri arasında yer almaktadır. Davacının aynı davalıya karşı, birden fazla bağımsız aslî talebini, aralarında derecelendirme yapmadan aynı dava dilekçesinde ileri sürmesi, davaların yığılması olarak ifade edilmektedir. Davaların yığılması kurumunun düzenlenmesinin amacı, ilgili maddenin gerekçesinden anlaşıldığı üzere birden fazla aslî talebe ilişkin delillerin sunulması ile tahkikatın ortak olması ve bunun sonucunda usûl ekonomisi ilkesinin gerçekleştirilmesidir. Somut olayda, şirket müdürünün azli talebi davada taraf olmayan Nargiza'ya yöneltilmiş olup,davacı -karşı davalıya yöneltilen bir talep söz konusu olmadığından davaların yığılmasından söz edilemeyeceğinden alacak davasının tefriki ile ayrı bir esasa kaydına karar verilmesi yerinde bulunmuştur."Karşı dava, asıl davaya karşı açılmış bir dava olsa da asıl davadan ayrı ve bağımsız bir davadır. Buna göre karşı davanın konusunu dava şartı olan arabuluculuğa tabi bir uyuşmazlık oluşturuyorsa, karşı dava yönünden de arabuluculuğa başvurma bir dava şartıdır.... Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu HMK md.110 HMK md.362 HMK md.353
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.