Esas No
E. 2010/4216
Karar No
K. 2012/10519
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Kamu Görevlisi

5. Ceza Dairesi         2010/4216 E.  ,  2012/10519 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ: Rüşvet almaya teşebbüs etme ve hakaret
HÜKÜM: 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkümiyet, beraet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;

Sanık hakkında rüşvet almak ve hakaret suçlarından cezalandırılması talebiyle açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda 17/06/2008 tarihli ilamla, sanığın rüşvet almaya teşebbüs suçundan mahkümiyetine karar verildiği, bu ilam aleyhine sanık müdafii ve O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından, süresi içinde süre tutum dilekçesi verilmek suretiyle temyiz yoluna başvurulduğu, hakaret suçu yönünden herhangi bir hüküm kurulmadığının farkedilmesi üzerine re'sen taraflar çağrılarak yeniden duruşma açıldığı ve 21/10/2008 tarihli ek kararla sanığın hakaret suçundan beraetine karar verildiği, O Yer Cumhuriyet Savcısının 26/12/2008 tarihli ayrıntılı temyiz dilekçesi ile her iki suç yönünden temyiz yoluna başvurduğu anlaşılmakla, O Yer Cumhuriyet Savcısının hakaret suçuna ilişkin temyiz dilekçesinin 1 haftalık kanuni süreden sonra verilmesi nedeniyle bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin REDDİYLE, incelemenin rüşvet suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Rüşvet suçu 5237 sayılı TCK'nın suç tarihinde yürürlükte bulunan 252. maddesine göre; bir kamu görevlisinin görevlerinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıyla oluşacak ve ayrıca bu suçta her iki tarafın da gayrimeşru zemin içinde bulunmaları gerekecek, taraflar arasında serbest irade ile yapılan anlaşmanın vuku bulduğu anda rüşvet suçu meydana gelecektir.

Cebri irtikap suçu ise, kamu görevlisinin sıfat ve görevini kötüye kullanarak kişiyi tazyik etmesi ile başlayıp, bu sıkıştırma karşısında mağdurun da memurun haksız işlemlerini önlemek zorunluluğunu duyarak ona menfaat temin ve vaat etmesi ile oluşur. Kamu görevlisi açıkladığı istekler yerine getirilmezse mağdurun işini yapmayacağını söylemek suretiyle onu manevi cebir altında bulundurmaktadır. Böyle haksız bir durumla karşılaşan ve haklı işinin kamu görevlisi tarafından yapılmayacağı veya geciktirileceği ya da haksız bir muameleye maruz kalacağı endişesine kapılan mağdur belli bir şiddete ulaşmış olan bu manevi cebrin etkisiyle ve hakkını elde etmek zorunluluğu karşısında haksız olarak istendiğini bildiği parayı ve sair menfaatleri kamu görevlisine vermekte ya da vaat etmektedir. Burada mağdur meşru zeminde bulunmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30/03/2010 tarih ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareket icbar kavramına dahildir. Manevi cebrin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerekir.

Somut olayda; ... İlçe Tarım Müdürlüğünde Çevre Sağlık Teknisyeni ve Gıda Denetçi Yardımcısı olarak görev yapan ve en az 2 denetçi/denetçi yardımcısı ile birlikte gıda maddeleri üreten işyerlerinin gıda sertifikası olup olmadığı konusunda araştırma ve denetleme yapma; en az 3 denetçi/denetçi yardımcısı ile birlikte gıda üretim izni olmayan işyerlerinin kapatılması konusunda işlem yapma yetkisi bulunan sanık ...'nın 25/09/2007 günü, ... ilçesi ... beldesinde bulunan ekmek fırınını, işyeri sahibi olan babası Sabri Dormul’un verdiği yetki ile başka şahıslara kiraya vermek suretiyle işletmekte olan katılan ...'un telefonuna sesli mesaj göndererek ve telefonla arayarak katılanın ... Tarım İlçe Müdürlüğüne gelmesini istediği, bunun üzerine katılanın aynı gün söz konusu yere gittiği ve müdürlük binasının önündeki bahçede sanık ile katılanın buluştukları, sanığın burada katılana "Bu işler böyle olmuyor, fırında muhatap bulamıyoruz, fırının gıda üretim sertifikası yok, sana 6.800 YTL ceza yazarım, yarına kadar bana 1.000 YTL para getir, yoksa fırını kapatırım, bir daha açamazsın, sen de zarar edersin." dediği, buna karşılık katılanın sanığa fırını işletmediğini, sadece kira geliri elde ettiğini söylediği, ancak sanığın katılana "Yarına kadar 1.000 YTL para getir, yoksa fırını kapatacağım." dediği, sanığın 26/09/2007 günü iftar saatine yakın bir saatte Tarım İlçe Müdürlüğüne ait resmi araçla fırına geldiği ve işçi olarak çalışan tanık ...'ya "Buranın sorumlusu kim, ben muhatap arıyorum, ... nerede?" diyerek bağırdığı, tanık ...'nın sanığa ne söylemek istiyorsa kendisine söyleyebileceğini beyan ettiği, ancak sanığın "... denilen adam bu akşam beni bulacak." diye bağırmaya devam ettiği, bunun üzerine tanık ...'nın sanığa şikayetçiye iletilmek üzere not bırakabileceğini söylediği, sanığın masanın üzerinde bulunan posta zarfına el yazısı ile "İlçe Tarımdan ... geldi." şeklinde not yazarak bıraktığı ve tanık ...'ya "... denilen adam bu akşam beni bulacak, yoksa yarın köpek gibi arkamdan koşturur." diyerek fırından ayrıldığı, tanık ...'nın bir süre sonra fırına gelen katılana durumu anlattığı, bunun üzerine katılanın sanık ile durumu konuşmak üzere Tarım İlçe Müdürlüğü'ne gittiği, ancak sanığı burada bulamadığı, daha sonra sanık hakkında şikayetçi olmak üzere ...

Cumhuriyet Başsavcılığına ve ... İlçe Jandarma Komutanlığına müracaatta bulunduğu, Olay ile ilgili olarak müracaatta bulunan katılanın 26/09/2007 günü akşam saatlerinde ... İlçe Jandarma Komutanlığında ifadesinin alındığı sırada sanığın cep telefonu ile şikayetçiye ait telefonu aradığı ve katılana "Teravih namazı bitimine kadar 1.000 YTL. parayı getir aksi takdirde olacaklardan sen sorumlu olursun, fırını kapatırım." diyerek evinin adresini verdiği, bunun üzerine katılanın yeteri kadar parasının olmadığını ve bakkallardan para topladığını beyan ederek sanıktan süre istediği, bir süre sonra katılanın sanığı cep telefonundan aradığı ve sanıktan parayı bulup getirmek için ertesi gün saat 13.30'a kadar süre istediği, sanığın da bu durumu kabul ettiği,

Katılanın 27/09/2007 günü sanığa ait cep telefonunu iki kez aradığı ve telefonda sanığa akşam saat 16.30'da parayı teslim edeceğini ve fırına gelmesi gerektiğini söylediği, sanığın da "Bu ... fırında olmaz, buluşma yerini ben belirlerim." diyerek telefonu kapattığı, aynı gün saat 16.00 sıralarında sanığın katılanı telefonla aradığı ve parayı almak üzere geleceğini söylediği, ... Sulh Ceza Mahkemesinin 2007/320 Müt. sayılı Kararı gereğince ... İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince katılanın koluna ses kaydı yapabilen saat takıldığı ve bu şekilde buluşma yerine gönderildiği, katılanın fırının karşısındaki yol üzerinde 07 TK 797 plakalı aracının içerisinde bekleyen sanık ile buluştuğu ve araç içerisinde bir süre konuştuktan sonra sanığa önceden seri numaraları alınmış 670 YTL parayı teslim edip sanığın yanından ayrıldığı, bu sırada görevli jandarma ekibinin sanığı yakaladığı, alınan arama kararı gereğince sanığın üzerinde ve aracında yapılan aramada katılandan almış olduğu 670 YTL paranın ele geçirildiği hususlarının anlaşılması karşısında;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;

Olayın oluş şekline göre somut olayda; "Söz konusu fırının gıda üretim izni ve sertifikasının olmadığı, bu konuda söz konusu işletmenin müdürlüklerine herhangi bir müracaatının olmadığı, bu tip işletmelerin kapasite raporu, marka tescil işlemlerini almalarının genellikle 3-4 ayı bulmakta olduğu, bu nedenle dosyanın hazırlanması ve İlçe Tarım Müdürlüğüne müracaatları için tadilatını tamamlayan işletmelere bu sürenin tanınmakta olduğu, gıda üretim izni bulunmayan işyerleri hakkında yasal olarak Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Taşra Teşkilatlarının 5179 sayılı Kanun kapsamında işlem yapmakta olduğu, ancak işletmelerin kapasite ve marka tescil işlemlerini tamamlayabilmeleri için kendilerine süre tanınmakta olduğu, bu nedenle işletme içindeki tadilatını Mayıs ve Haziran ayları içinde tamamlayan bu işletmeye de herhangi bir cezai müeyyide ve tutanak tanzim edilmeyerek dosyasını tamamlayarak müracaat etmesi için sözlü olarak uyarıda bulunulduğu," şeklindeki ... Tarım İlçe Müdürlüğünün 08/10/2007 tarih ve 5259 sayılı cevabi yazısının içeriği de dikkate alındığında katılanın meşru zeminde bulunmadığını kabul etmenin mümkün olmadığı, sanığın eylemlerinin öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere yasanın öngördüğü anlamda icbar boyutuna ulaştığı ve bu haliyle eylemin TCK'nın 250/1. maddesinde düzenlenen cebri irtikap suçuna teşebbüs niteliğinde olduğu gözetilmeksizin, hukuki nitelendirmede hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Hükümden sonra 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 86. maddesi ile TCK'nın 250/1. maddesine eklenen 4. fıkra kapsamında sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Kabule göre de; 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. madde ve fıkrası gereğince, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafii ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.