Esas No
E. 2021/1670
Karar No
K. 2024/362
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO: 2021/1670

KARAR NO: 2024/362

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 30/6/2021

NUMARASI: 2015/245 (E) - 2021/488 (K)

DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat

KARAR TARİHİ: 5/3/2024

Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, İstanbul 2'nci Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/245 (E) sayılı davasında, 163,43 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 21.932,20 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 22.095,63 TL maddi tazminatın avans faizi ile birlikte davalı ... Sigorta AŞ'den alınarak davacıya verilmesine; birleşen İstanbul 1'inci Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/129 (E) sayılı davasında 94.887,54 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı Güvence Hesabından tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı Güvence Hesabı vekili dilekçesinde özetle; 30/6/2012 günü meydana gelen trafik kazasına ilişkin kısmi davanın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 109'uncu maddesinin 2'nci fıkrasında belirtilen 8 yıllık zamanaşımı geçtikten sonra açıldığını; KTK'nin 97'nci maddesinde öngörülen dava yoluna gidilmeden önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulmasına ilişkin koşulun yerine getirilmediğine dair itiraz değerlendirilmeden karar verildiğini; kazaya ilişkin iz, emare, tanık ve kamera kaydına rastlanılmamış olmakla birlikte davacı tarafından plakası saptanılmayan aracın varlığını gösteren herhangi bir kanıtın sunulmadığını; kazaya neden olan aracın varlığı, kusuru ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) yükümlülüğünün ispatlanamaması nedeniyle başvurunun reddi gerektiğini; davacının olay nedeniyle kimseden davacı ve şikayetçi olmadığını açıklaması nedeniyle Milas Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/4742 soruşturma sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 73'üncü maddesinin 7'nci fıkrasında, kamu davasının düşmesinin, suçtan zarar gören kişinin şikayetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde dava açamayacağının belirtildiğini; mevzuata uygun olmayan maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, kaza sırasında; emniyet kemeri takmayan davacı lehine hükmolunan tazminattan birlikte (müterafik) kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faizi ile yapılması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Davacının 30/6/2012 günü meydana gelen trafik kazasında yaralanmasından kaynaklanan bedensel zarara ilişkin birleşen İstanbul 1'inci Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/129 (E) sayılı davasının, KTK'nin 109'uncu maddesinin 2'nci fıkrası aracılığıyla uygulanması gereken, taksirle yaralamaya neden olma suçu için TCK'nin 89'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın üst sınırına göre aynı Kanun'un 66'ncı maddesinin, 1'inci fıkrasının "e" bendinde belirtilen 8 yıllık zamanaşımı içinde belirsiz alacak davası niteliğinde 19/2/2020 günü açılması; Güvence Hesabının 22/8/2019 tarihini taşıyan yazısının içeriğinden dava açılmadan önce davacı vekilinin, davacının uğradığı zararın giderilmesi amacıyla davalı Güvence Hesabına başvurması; kollukta 10/7/2012 günü alınan anlatımında şikâyetçi olmadığını bildiren davacı ...'ın özel hukuka ilişkin şahsi haklarından vazgeçmediğinin anlaşılması; davacı ...'ın 30/6/2012 günü meydana gelen trafik kazasında yaralanmasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik oranı ile iyileşme süresinin, Adli Tıp Kurumu 3'üncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun 8/3/2017 gün ve 4374 sayılı raporuyla, amaç ve kapsam olarak tazminat hukuku ilkeleri bağlamında hükümler içeren ve haksız fiile maruz kalan kişideki travmatik lezyonlar ile birlikte meslek veya iş türü, meslek grup numaraları, iş kolları ve kişilerin yaşlarına yönelik ayrı ayrı cetveller içerdiğinden tıbbi kıyas/takdir metoduna elverişli olması nedeniyle bilirkişi/adli tıp uzmanının yorumuna olanak veren Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmesi karşısında davalı Güvence Hesabı vekilinin bu konulara yönelen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. KTK'nin 90'ıncı maddesinde yer alan "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 7/7/2020 gün ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararıyla; 19/6/2021 gün ve 31516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanun'un 18'inci maddesi ile KTK'nin 90'ıncı maddesinin 1'inci fıkrasına eklenen tümce ve fıkranın ise Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 gün ve 2021/82 (E) - 2022/167 (K) sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesi nedeniyle iş gücü kaybı tazminat hesaplamasının %1,8 teknik faiz uygulanarak yapılmasına ilişkin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması ve iş gücü kaybı tazminatının %2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranıyla hesaplanması olanağı bulunmadığının anlaşılması karşısında, davacının sürekli sakatlıktan kaynaklanan zararının, işleyecek (bilinmeyen) devre bakımından her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yöntemi kullanılarak hesaplanmasında isabetsizlik görülmemiştir.Milas İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından düzenlenen soruşturma belgeleri içeriğinden davaya konu trafik kazasının, plakası saptanamayan ve tek farı yandığı anlaşılan traktörün saman taşımaya yarayan römorkun sol arka kısmının, davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı minibüsün sol tarafına çarpmasıyla meydana geldiğinin kanıtlandığı; kolluk tarafından düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağı içeriğinde davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığına ilişkin bölümün "belirsiz" olarak işaretlenmesi, böylece davacının kazanın oluşumuna etkisi olmayan, ancak kaza nedeniyle oluşan zararın artmasına veya ağırlaşmasına neden olan birlikte kusurunun sübut bulmadığının anlaşılması karşısında, kazaya plakası saptanamayan traktörün karıştığı kabul edilerek, birlikte kusurun kanıtlanamaması nedeniyle hükmolunan tazminattan indirim yapılmamasının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; yönetimindeki bir farı yanmayan traktörle iki köy arasındaki yolda seyir halinde iken, yolun soluna tecavüz eden ve son anda sağa direksiyon manevrası yapmasına karşın, davacının yolcu olarak bulunduğu davalı ... Sigorta AŞ'ye ZMSS poliçesiyle sigortalı ... plakalı minibüse çarpan traktör sürücüsünün %75; yönetimindeki ... plakalı minibüste seyir halinde iken karşı taraftan gelen traktöre karşı dikkatli ve tedbirli davranmayan, selektörle traktör sürücüsünün uyarıp menfeze yaklaşırken yeterli derecede yavaşlamayan dava dışı minibüs sürücüsü .. .ın %25 oranında kusurlu olduğu; davacının kusursuz sayılmasının uygun olacağı belirtilmiş; böylece, dava dışı sürücülerin yönetimindeki araçların kaza sırasındaki konumları ve sürücülerinin davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişinin kusura ilişkin raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davalı Güvence Hesabı vekili yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 6.481,76 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 1.680,3‬0 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 4.801,46 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı Güvence Hesabından tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,3-Davalı Güvence Hesabının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 5/3/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.