11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/8885 E. , 2011/1814 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.10.2008 tarih ve 2006/460-200//567 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait emtianın İzmir’den Norveç’e denizyolu ile taşınması işinin davalı tarafından üstlenildiğini, ancak emtianın yüklendiği geminin batması nedeniyle müvekkili şirkete ait yüklerin tamamen zayi olduğunu, davalı taşıyıcının müvekkili şirketin uğradığı zarardan sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, zayi olan emtia bedeli 197.337,60 İsveç Kronu’nun faiziyle birlikte fiili ödeme günündeki YTL karşılığının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin taşıma işini doğrudan gerçekleştiren firma olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı olarak doğrudan doğruya acente olarak konşimentoyu düzenlemiş olan Turko Trans Uluslararası Taşımacılık Ltd. Şti’ni gösterdiği, oysa düzenlenen konşimentoda açıkça davalının taşıyıcı adına acente olarak konşimentoyu düzenlediğinin belirtildiği, bu durumda davacının yükü taşıyan Teklivka gemisi donatanını hasım olarak göstermesi, davalıyı izafeten tabiri kullanmak sureti ile dava dilekçesine yazması gerektiği, işbu davanın ise doğrudan doğruya acente hasım gösterilmek suretiyle açılmış olduğu gerekçesiyle davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacıya ait emtianın davalı tarafından üstlenilen deniz yolu ile yapılan taşıma esnasında zayi olması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece davalının acente olarak taşımaya konu konşimentoyu düzenlediği, taşıyıcı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Konşimento, taşıyan veya onu temsilen kaptan yahut yetkili bir acente tarafından tek taraflı olarak düzenlenen ve yükün taşınmak üzere teslim olunduğu ikrarını ve taşındıktan sonra varma limanında senedin hak sahibi görünen hamiline senedin iadesi karşılığında aynen teslim edileceği taahhüdünü ihtiva eden kıymetli bir evraktır. Konşimento düzenlemeye yetkili olan şahıs taşıyandır. Buna göre deniz yolu ile mal taşımayı taahhüt eden her şahıs konşimento düzenlemeye yetkilidir.
TTK’nun 1098 nci maddesinde konşimentoya yazılacak hususlar açıkça gösterilmiş olup, 1 nci bendi uyarınca taşıyanın ad ve soyadı veya ticaret unvanı konşimentoda yer alması gereken unsurlardan biridir. Taşıyanın belirtilmesi konşimento borçlusunun tespiti için önemli bir unsur ise de bulunması zorunlu olmayıp, bulunmaması halinde TTK’nun 1099 ncu maddesi gereğince donatan taşıyan sayılır.Somut olaya gelindiğinde ise davaya konu taşımaya ilişkin konşimentonun alt tarafındaki ifadeden konşimentonun taşıyıcı adına acente olarak davalı tarafından tanzim edildiği belirtilmiş ise de konşimentonun üst kısmında davalı şirketin unvanının yer aldığı, konşimentoda taşıyan olarak başka herhangi bir gerçek veya tüzel kişinin adının belirtilmediği, alt kısmında davalının taşıyıcının acentesi olduğuna ilişkin ifadenin bulunmasına rağmen taşıyıcının kim olduğunun da gösterilmediği, konşimentoda taşıyan olarak davalıdan başka herhangi bir gerçek veya tüzel kişinin adının geçmediği, davaya konu taşımaya ait navlun ücretine ilişkin faturaların da davalı şirket tarafından düzenlenmiş olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davaya konu taşımaya ilişkin olarak düzenlenmiş konşimentonun üst kısmında doğrudan davalının unvanının gösterilmiş bulunduğu, davalı dışında başka bir taşıyanın ad veya unvanının da konşimentoda geçmediğinin anlaşılmasına göre davalının sözkonusu taşımada konşimento uyarınca taşıyıcı olduğunun kabulü ile yargılamaya devam olunarak uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.