Aramaya Dön

10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/290
Karar No
K. 2024/270
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İSTANBUL

10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/290
KARAR NO: 2024/270
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 28/04/2023
KARAR TARİHİ: 17/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ...

... A.Ş.'nin hisselerinin devrine ilişkin olarak 13/04/2022 tarihli hisse devir sözleşmesi ve yine aynı tarihli Hisse ve Devir Varlık Protokolü imzalandığını, protokol uyarınca davacının ... ... A.Ş.'deki tüm hisselerini sözleşmede yer alan ödeme şartları doğrultusunda davalıya devrettiğini, protokol uyarınca 15/05/2022 tarihinde başlayıp birer ay vadeli olacak şekilde düzenlenen ilk 10 senedin ödemesi yapılırken senet üzerinde yazan bedel fiili ödeme tarihinde 300.000 USD 'yi karşılamaz ise fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden hesaplanacak tutar ile senet bedeli arasındaki farkın elden ödenmesinin öngörüldüğünü ve işbu hükmün taraflarca karşılıklı hüküm altına alındığını, ancak davalının taksit ödemelerinde ilgili protokol maddesini hiçe sayarak davacının kur farkı alacağını ödemediğini, her bir senet nezdinde doğan kur farkı 9.829,600 TL bedelin ödenmesi hususunun ....Noterliğinin 28/01/2023 tarih ... yevmiye sayılı ihtarname ile davalıya bildirildiğini, ihtarnameye cevap verilmediği gibi ödeme de yapılmadığını, alacağın tahsili amacıyla ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, her ne kadar senetlerin vade tarihi her ayın 15'i ise de protokolün hisse devri ve ödeme şekli başlıklı 3.maddesinde kur farkı hesabının fiili ödeme gününe göre hesap edileceği hüküm altına alındığından her senet için fiili ödeme günündeki efektif satış kuruna istinaden hesaplama yapıldığını, davalının her bir senedin ödemesini yaparken her bir senet nezdinde sabit 30.000 TL kur farkı belirleyip ödemeleri bu şekilde yaptığını, fakat söz konusu ödemenin kur farkına sayılmasının kendilerince kabul edilmeyip her bir senedin yaklaşık olarak 10-15 gün geciktirilerek ödenmesinden ötürü bu ödemelerin işlemiş faize sayılacağının karşı tarafa bildirildiğini, davada kur farkı alacağı hesaplanırken her bir senet nezdinde yapılan fazladan 30.000 TL'lik ödemenin geç ödemeden kaynaklı işlemiş faize sayılmasını talep ettiklerini, bu nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına, Türk Lirasının enflasyon karşısındaki değer kaybı da gözönüne alınarak davalı aleyhine %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının söz konusu ihtarında "sadece senet üzerinde yazan rakamlar üzerinden banka havalesi yoluyla" diyerek sundukları dekontlarda da açıkça senetlerin üzerinde yazan bedellerin 4.350.000 TL olduğunu ikrar ettiğini, davada görevli mahkemenin finans mahkemeleri olduğunu, taraflar arasındaki 13.04.2022 tarihli hisse devir bedelinin toplamda 7.500.000-USD olduğu buna istinaden yine toplam 2'si artık olmak üzere 24 adet sıralı senet verilip bunların ödeneceği, Protokolde "senetlerin 300.000USD bedelli olacak şekilde düzenlenip verileceği" maddesi bulunuyor olmasına rağmen; senetlerin, tarafların ortak irade ve kabulüyle TL olarak düzenlendiğinin tartışmasız olduğunu, Cumhurbaşkanlığının 12 Eylül 2018 tarihli 85 Sayılı Kararı (“Karar”) ile “Türkiye’de yerleşik kamu ve özel hukuku kişilerinin, Hazine ve Maliye Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz” hükmü getirildiğini, taraflar arasındaki Sözleşme tarihi 13.04.2022 olup taraflar arasında akdedilen Hisse ve Varlık Devir Protokolü kapsamında (7.500.000-USD'nin) yine Türk Lirası cinsinden hesaplanması gerektiğini, protokolde "senetlerin 300.000USD bedelli olacak şekilde düzenlenip verileceği" maddesi bulunuyor olmasına rağmen; 13 Nisan 2022 tarihli döviz kuruna göre, alacak miktarının senetlerde belirtilen meblağa denk geldiğini, davacının bu sebeplerle kur farkı alacağı talep etmesinin kanunen mümkün olmadığını, taraflar arasında kur farkı sözleşmesi ve buna bağlı düzenlenmiş bir fatura bulunmadığını, protokol kapsamında düzenlenen dava konusu 4.350.000 TL bedelli senetlerin vadesi gelmiş olanların ödendiğini, davalının, davacıya kur farkı borcu bulunmadığını, tarafların gündemdeki dövizle ödeme yasağını da gözetmek suretiyle senetleri TL olarak düzenleme ve protokolde geçen "alıcı, hisse devri karşılığı ödemeyi taahhüt ettiği herhangi bir senedi vade tarihinden itibaren en geç 15 gün içerisinde ödemez ise" cümlesi gereğince senetlerin vadesini her ayın 25'i olarak belirleme kararı aldıklarını, senetler TL üzerinden düzenlenirken kurdaki anlık değişim ve protokolün senetler minimum 4.320.000 TL olarak ödenecektir maddesi gözetilerek senetleri 4.350.000 bedelli düzenleme kararı alındığını, bu şekilde düzenlenen senetlerin davacıya teslim edildiğini, davacının sözleşme ve protokol kapsamında kendisine teslim edilen sıralı senetlerdeki 4.320.000 TL 4.350.000 TL bedel farklılığını kötüye kullanmak suretiyle sanki 4.350.000 TL'lik senetler protokolden ayrı başka bir nakdi borç ilişkisi kaynaklı düzenlenmiş ve ortada iki ayrı senet ilişkisi varmış havası vererek icra takipleri başlattığını, davacının kendisine teslim edilen toplam 24 senetten vadesi gelerek ödemesi yapılmış olan toplam 9 senedi davalıya teslim etmeyerek uhdesinde tuttuğunu ve dava konusu bedelsiz kalmış senetler hakkında ihtiyati haciz kararı almak suretiyle icraya koymuş olduğundan davacı aleyhine menfi tespit davaları açıldığını, bu nedenle huzurdaki davaya konu kur farkı hesabının yapıldığı senetlerden borçlu olunmadığının ve bu doğrultuda senetlerin bedellerinin 4.350.000 TL olduğunun da tespitinin sağlanacağı davaların sonuçlarının beklenmesi gerektiğini, protokole konu ödemesi yapılan senetlerin bedelsiz kalmasına rağmen icraya konu edildiğinden davacı hakkında İstanbul C.Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, bu nedenlerle öncelikle görevsizlik kararı verilerek davanın usulden reddine, ....ATM ... esas sayılı dosyalarının bekletici mesele yapılmasını, davanın esastan reddine, likit bir alacak söz konusu olmadığından icra inkar tazminatının reddine karar verilmesini, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE:

Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının UYAP sureti, hisse devir sözleşmesi ve hisse ve varlık devir protokolü, ....Noterliğinin 28/01/2023 tarih ... yevmiye sayılı ihtarname, senet suretleri, ödeme dekontları, ihtiyati haciz kararları, menfi tespit davalarında alınan ihtiyati tedbir kararları, ....ATM ... esas sayılı dosya UYAP sureti, İstanbul C.Başsavcılığının ... (eski no:...) soruşturma sayılı dosya UYAP sureti, ....ATM ... esas sayılı dosyanın UYAP sureti dosya içerisine alınmıştır. ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine 9.829.600,00 TL kur farkı alacağı, 123.408,61 TL işlemiş faiz olmak üzere 9.953.008,61 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.

Davacı vekili 06/02/2024 tarihli dilekçesi ile, taraflar arasında ....ATM görülmekte olan 18 tane menfi tespit davası olup bu dosyaların tamamında mahkememiz dosyası ile aynı hukuki kaynak olan hisse devir sözleşmesi ve taraflar arasındaki diğer ödemelerin değerlendirildiğini, her ne kadar mahkememiz dosyasında dava konusu senet bedellerinin ödenip ödenmediğinden ziyade kur farkı hesaplanmasının hatalı şekilde yapılmasından ötürü açılmış ise de HMK 166 gereği aynı taraflar arasında aynı hukuki ilişkiye dayanan uyuşmazlık olmasından ötürü kanunen bağlantılı dava niteliğinde olduğunu, bu kapsamda davanın ilk açılmış dava olan ....ATM ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir.

....ATM ... esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacıların ... ... A.Ş, ..., davalının... A.Ş, davanın 29/05/2023 tarihinde açılan menfi tespit davası olduğu, davacı tarafça ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına konu 13/04/2022 düzenleme tarihli 25/05/2022 ödeme tarihli 4.350.000 TL tutarlı senede ilişkin davacıların borçlu olmadığının tespitinin talep edildiği, ön inceleme duruşması ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu 13/04/2022 tanzim, 25/05/2022 vade tarihli, 4.350.000 TL bedelli bononun hükümsüz veya bedelsiz olup olmadığı, bononun davacılardan ... ile davalı arasında akdedilen 13/04/2022 tarihli ''Hisse Devir Sözleşmesi'' kapsamında ifa uğruna verilip verilmediği, davacılar tarafından yapılan ödemelerle borcun sona erip ermediği, bonoda aval veren sıfatı bulunan davacı şirket yönünden hükümsüzlük def'inin ileri sürülüp sürülemeyeceği, davacıların 13/04/2022 tarihli hisse devri sözleşmesinden kaynaklı borcunun ödeme tarihi itibari ile mevcut olup olmadığı konularından ibaret olduğunun tespit edildiği, dosyanın derdest olduğu anlaşılmıştır. Dava, taraflar arasındaki hisse varlık devir protokolü ile hisse devir sözleşmesi gereğince protokolden doğan kur farkı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;

Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK.nun 166. maddesi uyarınca "(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar. (2)Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır" denilmektedir.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, mahkememizin iş bu dava dosyası ile .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası arasında fiili, şahsi ve hukuki bağlantısının mevcut olduğu, uyuşmazlığın aynı hukuki ilişkiden kaynaklandığı, biri hakkında verilecek hükmün diğerini de etkileyeceği, tarafların aynı olduğu, yapılacak incelemenin aynı kapsamda olduğu, usul ve dava ekonomisi de gözönüne alınarak her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;

1.Mahkememiz dosyasının .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,

2.Yargılamanın .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülmesine,

3.Birleştirme kararının mahkemesine bildirilmesine,

4.Harç ve yargılama giderleri vesair ücretlerin anılan Mahkemece nazara alınmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, ESAS HÜKÜMLE BİRLİKTE kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.17/04/2024 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

Katip ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK CEZA Ceza Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K6100 md.166 HMK md.166
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.