11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/8154 E. , 2011/2277 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/03/2009 tarih ve 2007/13-2009/117 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin ortağı olduğunu aidat ve kat farkından kaynaklanan şerefiye borcunu zamanında ödemediği, genel kurul kararları ile ödenmeyen aidatlarına gecikme zammı uygulanacağının karalaştırıldığı,05/11/2003 tarihinde 8.364 TL asıl alacak ve 4.922,47 faiz alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının 2.895 TL borcunun bulunduğunu kabul ederek haksız olarak kısmen itiraz ettiğini ileri sürerek, 6.403 TL’ye yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacı tarafından istenilen miktarın ne kadarının aidat ne kadarının kat farkı bedeli olduğunun belirtilmediğini, temerrüde düşürülmediğini, takipte istenilen faiz oranının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini, davacının kötü niyet tazminatına hükmolunmasını istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, benimsenen bilirkişi raporuna göre davalının ödemesi gereken asıl borcun 4.111, 50 TL iken davalı tarafından kabul edilen 2.985,00 TL’nin mahsubu ile 1.126,50 TL borcunun kaldığı, ancak 2006 yılı genel kurulunda Ağustos 2002- Mayıs 2003 dönemindeki 10 aylık toplam 2.500,00 TL’lik aidatın alınmamasına karar verildiği, bu surette hükmedilmesi gereken 1.611,50 TL’lik bölümün alınmamasına karar verilen 2.500,00 TL içerisinde kaldığı gerekçesiyle bu bölüm ve itiraz yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan incelemeye gelince; dava, aidat ve şerefiye alacağından kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece verilen 20.04.2005 günlü karar, Dairemizin 05.10.2006 günlü kararı ile davalının kat farkından kaynaklanan borcunun gecikme faizi uygulanmaksızın belirlenmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuş olup, mahkemece de bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen, bozma gereği yerine getirilmemiştir. Davacı ödenmeyen aidat ve kat farkı alacağının faizi ile birlikte tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptalini istediğine göre, mahkemece dava devam ederken davacı kooperatifin genel kurul kararı ile ödenmemesine karar verdiği aidat miktarı da gözetilerek takip tarihi itibariyle davalının aidat borcu aslı ve her bir aidatın ödenmesi gereken tarihe göre faizi ile kat farkı borcunun belirlenmesi, davalının icra takibi sırasında kabul ettiği miktarın bu bedelden düşülmesi ve sonucuna göre davalının borçlu olduğu kısmın hüküm altına alınması gerekirken, davalının yalnızca aidat ve kat farkı borcu aslını belirleyen bilirkişi hesaplamasına göre hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3.Öte yandan, genel kurulca belirlenen aidat ve şerefiye borcunun davalı tarafından hesaplanmasının mümkün olduğu, bu nedenle dava konusu borcun likit bulunduğu ayrıca mahkemece eski kararda davacı yararına inkar tazminatına hükmedildiği ve temyiz incelemesi sırasında da kararın bu yönden bozulmadığı, bu durumda davacı yararına usuli kazanılmış hak doğduğu gözden kaçırılarak davacı yararına inkar tazminatına hükmedilmemiş olması da hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.