Esas No
E. 2008/12927
Karar No
K. 2010/4030
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

11. Hukuk Dairesi         2008/12927 E.  ,  2010/4030 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Bağcılar (Kapatılan) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/01/2007 tarih ve 2003/1368-2007/27 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketin 17.01.1994 tarihinden itibaren sağlık hizmetleri alanında faaliyet gösterdiğini, 12.11.2002 tarihli pay devrine ilişkin ortaklar kurulu kararının pay defterine kaydedildiği halde 13.08.2002 tarihinde ölen ortağın imzasını taşıdığından bahisle ticaret sicil memurluğunca tescil ve ilan edilmediğini, 28.07.2003 tarihli ortaklar kurulu kararı ile anılan vefat dolayısıyla gerekli hisse paylaşımının da yapıldığını, bir süre sonra ortaklar arasındaki uyuşmazlıkların hat safhaya ulaşıp şirketin işlemez hale geldiğini ileri sürerek, hisse devrine ilişkin 12.11.2002 tarihli ortaklar kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespitini ve şirketin fesih ve tasfiyesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar, ayrı ayrı davayı kabul ettiklerini bildirmiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, şirket ortaklık yapısının düzenlenen sahte imzalı ortaklar kurulu kararı nedeniyle bozulduğu, tasfiyenin süreci ve sonuçları itibariyle ortakları bağlayıcı unsurlar içerdiğinden ancak ortaklık yapısında ticaret sicilinde gerekli düzeltmeler yapıldıktan sonra tasfiyeye başlanabileceği, davanın bu şartlar yerine getirilmeden açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1.Dava, davacı limited şirketin 12.11.2002 tarihli ortaklar kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti ile şirketin fesih ve tasfiyesi istemlerine ilişkindir.

Yargılama sırasında davalılardan her birisi tarafından ayrı ayrı dava kabul edilmiş, daha sonra davacı vekili tarafından da 01.03.2006 tarihli oturumda şirketin fesih ve tasfiyesine yönelik davalarının ... bırakıldığı bildirilmiştir. Mahkemece davalıların bu açık kabulüne ve davacı vekilinin anılan beyanına rağmen, ortaklık yapısında gerekli düzenlemeler yapılmadan açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

HUMK.’nda “davanın ... terki” adı altında düzenlenmiş bir müessese bulunmamaktadır. ... terk etme deyimi, davanın geri alınması anlamına gelmektedir. HUMK.’nun 185. maddesine göre, açılan davanın geri alınabilmesi için bu isteğe davalı tarafından açıkça rıza gösterilmiş bulunması gerekmektedir. Zımni muvafakat geçerli değildir.

Ancak somut uyuşmazlıkta davanın ... bırakılmasından önce davalılar tarafından davanın kabulü söz konusu olduğundan, mahkemece hem davalıların tek taraflı, geri dönülmez ve uyuşmazlığı sona erdiren nitelikteki bu kabulleri, hem de hüküm kurulmadan önce davacının davasını ... bırakması nazara alınarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gereklidir. Bu durumda her ne kadar davalıların kabul beyanıyla uyuşmazlık sona ererse de mahkemenin kabul nedeniyle davanın kabulüne karar vermesine kadar yargılama sona ermeyeceğinden, bu zamana kadar davacı tarafından davanın geri alınabileceği kabul edilmelidir. O halde somut uyuşmazlıkta mahkemece, önce davanın ... bırakılmasına muvafakatlerinin olup olmadığının davalılardan sorulması, daha sonra davalılarca davanın ... bırakılmasına muvafakat edilmesi halinde şirketin fesih ve tasfiyesi talebi yönünden takipsiz bırakılan dava hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, davalıların davanın geri alınmasına muvafakat etmemeleri halinde ise bu kez de davalıların davayı kabul etmiş olmaları nedeniyle davacı şirketin fesih ve tasfiyesi talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

2.Yine davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde davacı limited şirketin 12.11.2002 tarihli ortaklar kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti istemi de mevcut olup, davacı vekilince bu taleplerinin ... bırakılmadığı da açıkça bildirilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilirken davacının bu konudaki talebi yönünden hiçbir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durum karşısında mahkemece davacının anılan talebi yönünden hiçbir değerlendirme yapılmadan hüküm kurulması da doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.