11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2008/13604 E. , 2010/4805 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.03.2008 tarih ve 2007/111-2008/123 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince nakliyat sigorta poliçesiyle sigortalanan emtianın havayoluyla taşındığını, emtianın taşıma esnasında kaybolduğunu, zayi bedelinin sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, asıl taşıyana izafeten acenteye karşı açtığı davada 73.276 USD’nin faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı asil vekili, müvekkilinin asıl taşıyan olduğunu, kendisine izafeten acentenin bulunduğu yerde dava açıldığını ancak müvekkilinin Türkiye Şubesi’nin Şişli İlçesi sınırlarında bulunduğundan mahkemenin yetkisiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı taşıyıcı şirketin Türkiye şubesinin bulunduğu yer mahkemesi olan İstanbul Asliye Ticaret mahkemesinde davanın açılması gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir Dava,
TTK 1301 maddesi uyarınca emtia sigorta poliçesine dayalı rücuen alacak istemine ilişkindir.
TTK.nun 119/2. maddesi uyarınca, sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklardan dolayı acenta, müvekkili namına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilecektir. Somut olayda da, asıl taşıyana izafeten acente hasım gösterilerek dava açılmasında yukarda açıklanan yasa hükmüne aykırılık bulunmamaktadır. Zira, taşıma işlemi taşıyıcı şirketin İstanbul’da bulunduğunu ileri sürdüğü şubesinin bir işlemi olmayıp, davalı acente aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Bu durumda mahkemece, davalı acentenin merkezinin bulunduğu yerde açılan davaya bakılmak gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.