5. Ceza Dairesi
5. Ceza Dairesi 2008/13653 E. , 2010/5892 K.
"İçtihat Metni"
Zorla kaçırıp alıkoyma, ırza geçme ve bu suçlara iştirakten sanıklar ... (...) ... ve ...'ın yapılan yargılanmaları sonunda; ...'ın atılı suçlardan beraetine, ... (...) ...'in ırza geçmeye iştirakten beraetine, zorla kaçırıp alıkoyma eylemi hürriyeti tahdit niteliğinde görülerek bu suçtan mahkümiyetine dair, ...
2.Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 13.12.2006 gün ve 2003/508 Esas, 2006/449 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi O Yer C.Savcısı, sanık ... müdafii ve katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanık ... hakkında ırza geçme, sanık ... (...) ... hakkında ırza geçmeye iştirakten verilen beraet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen O Yer C.Savcısı ve katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık ... (...) ... hakkında hürriyeti tahdit suçundan kurulan mahkümiyet ve sanık ... hakkında zorla kaçırıp alıkoyma suçundan kurulan beraet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
İddia, savunma, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; sanık ...'in, sanık ... ile birlikte hareket ederek komşu olmaları nedeniyle daha önceden tanıdığı, hekim olmayanlarca anlaşılabilecek, orta derece zeka geriliği bulunan ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmayan mağdureyi hileyle ...’in oğlu Haluk ile evlendirme maksadıyla kendi evine götürdüğü, 40 gün süre ile zorla alıkoyduğu anlaşılmakla sanıkların zorla kaçırıp alıkoymak suçundan mahkümiyetleri yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK.nun 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK.nun 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece sanık ... hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer C.Savcısı, sanık ... müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.07.2010 tarihinde sanık ... yönünden zorla kaçırıp alıkoyma suçundan beraeti gerektiği gerekçesiyle Üye ... ve Üye ...'nun karşı görüşüyle ve oyçokluğuyla, sanık ... (...) ... hakkında ırza geçmeye iştirak ve hürriyeti tahdit suçlarından, sanık ... hakkında ırza geçme suçundan kurulan hükümler açısından ise oybirliğiyle karar verildi. KARŞI OY
Mağdure 29.11.2003 günlü karakolda verdiği beyanında; sanık ...'in evlerine geldiğini, gezmeye gidelim diyerek kendi evine götürdüğünü, bir gün ...'in evinde bulunduğu sırada ismini Suat olarak söyleyen sanık ... ile tanıştırdığını, 03.12.2003 günlü C.Savcılığında verdiği beyanında ise ...'in kendisini evden çıkardıktan sonra arabası ile yolda bekleyen sanık ...'in arabasına bindiklerini zorla ...'in evine götürdüklerini, mahkemedeki beyanlarında ise ...’in, ...'in evine gelip gittiğini belirtildiği ve beyanları arasında çelişki olduğu, sorulara göre cevap verdiği,
Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 15.10.2004 günlü raporda mağdurede tespit edilen hayatın ilk yıllarından başlayıp ömrü boyunca sürecek olan orta derecedeki zeka geriliğinin mağduresi bulunduğu olayın ahlaki redaetini idrak etmesine ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmasına mani olacak mahiyet ve derecede olduğu; bu duruma göre mağduresi bulunduğu olayın ahlaki redaetini idrak edemeyeceği ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olamayacağı, kendisinde mevcut zeka geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılabileceği, vermiş olduğu ve vereceği ifadelere ancak ana hatları ve kuvvetli delillerle desteklendiği taktirde itibar edilebileceği belirtilmiştir.
Sanık ...'in, mağdure ve ailesini olaydan önce tanımadığı, diğer sanık ...'in tanıştırdığı, mağdurenin annesi ile teyzesinin beyanları ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Sanık ...'in oğlu Haluk ile mağdureyi evlendirmek istemesi ve sanık ...'in evine gidip gelmesi gerçek olsa bile sanıkların zorla kaçırıp alıkoyma suçunu birlikte işleme iradeleri bulunduğunun yeterli ve kesin kanıtı niteliğinde değildir.
Mahkemenin, yüzyüzelik ilkesi de nazara alınarak delillerle desteklenmeyen mağdure beyanı dışında sanık ...'in savunmasının aksini gösterir delil bulunmadığı gerekçesiyle verdiği beraet kararı yerinde olduğundan sanık ...'ın zorla kaçırıp alıkoyma suçundan cezalandırılması gerektiğini benimseyen sayın çoğunluğun düşüncesine iştirak edilememiştir.