5. Ceza Dairesi
5. Ceza Dairesi 2006/11076 E. , 2010/7435 K.
"İçtihat Metni"
Nitelikli zimmet suçundan sanık ...’nın yapılan yargılanması sonunda; eyleminin basit zimmet suçunu oluşturduğunun kabulü ile mahkümiyetine dair, ... Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 18.05.2006 gün ve 2005/30 Esas, 2006/120 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık ve müdafii ile katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak,
Lehe olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK.nun 212. maddesindeki “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklindeki düzenleme nedeniyle, Saimbeyli PTT Müdürlüğünde gişe memuru olup 985.000.000 TL tutarındaki üç adet havale bedelini alıcılar yerine ödeme belgelerini imzalayarak zimmetine geçiren sanığın eylemlerinde sahtecilik suçunun unsurlarının da bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ile sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurularak sonucuna göre karşılaştırma yapılması suretiyle lehe Yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Kabule göre de; Sanığın zimmetine geçirdiği, 985.000.000 TL.nin suç tarihi itibarı ile ekonomik koşullar ve paranın alım gücü nazara alındığında değeri az olduğu halde TCK.nun 249. maddesi uygulanarak tayin edilen cezadan indirim yapılmaması, 5237 sayılı TCK.nun 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı gözetilmeden, hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına karar verilmesi,
Suçun 5237 sayılı TCK.nun 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen hakkında aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık ve müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.