5. Ceza Dairesi
5. Ceza Dairesi 2006/11858 E. , 2010/4281 K.
"İçtihat Metni"Irza geçme ve zorla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanık ...’ın yapılan yargılanması sonunda; reşit olmayan mağdure ile rızasıyla cinsi münasebette bulunma suçundan mahkümiyetine, alıkoyma suçundan beraetine dair, Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 28/10/2005 gün ve 2005/38 Esas, 2005/190 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Sanık hakkında reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçundan verilen hükmün incelenmesinde;
Sanığa isnat olunan suçun yasa maddesinde öngörülen cezasının tür ve tutarına nazaran 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesinde belirlenen 5 yıllık asli zamanaşımına tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın sorgusunun yapıldığı 23/05/2005 tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK.nun 7/2 ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddeleri gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Yasanın 322 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Reşit olmayan mağdure ile rızasıyla cinsi münasebette bulunma suçundan verilen hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; 5237 sayılı TCK.nun 104. maddesinde belirtilen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun takibinin şikayete bağlı olduğu, 5560 sayılı Yasayla değişik CMK.nun 253/3. maddesinde cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaşma yoluna gidilemeyeceği belirtilmiş ise de, atılı suçun aleyhe düzenleme getiren bu değişiklikten önce işlendiği ve 5237 sayılı Yasanın 7/2. maddesi de nazara alındığında uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmakla; öncelikle 5271 sayılı CMK.nun 253 ve 254. maddelerine göre uzlaşma girişiminde bulunulması, sonuçsuz kalması halinde hükümden sonra 08/02/2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK.nun 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK.nun 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu, 5275 sayılı Kanunun 122. maddesiyle 647 sayılı yasanın yürürlükten kaldırılması karşısında 4786 sayılı Yasayla değişik 5/5. maddesi uyarınca ödenmeyen para cezasına gecikme zammının uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.