11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2020/4270 E. , 2024/4737 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.04.2016 tarihli ve 2016/427 Esas, 2016/479 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 61 inci, ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; mahkemece verilen kararın bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanık hakkında, terör örgütüne üye olma şüphesiyle yakalandığında kolluk görevlilerine ismini ... olarak bildirmek suretiyle resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2.Sanık sorgusunda; Türk askerinin hava operasyonunda yaralandığını, Şanlıurfa'ya getirildiğini, sorulursa adının ... olduğunu beyan etmelerini söyledikleri için onun kimlik bilgilerini verdiğini, karakola gittiklerinde gerçek kimliğinin ortaya çıktığını beyan etmiştir.
3.Mahkemece sanığın resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işlediği kabul edilerek mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE
1.Olay tarihinde sanığın terör örgütüne üye olma suçu şüphesiyle yakalandığında görevli polis memurlarına hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla kendisini ... ismiyle tanıttığı, olay tutanağının ve adli raporun ... ismine düzenlendiği anlaşılmakla, ...'nin gerçek bir kişi olup olmadığı araştırılarak, gerçek kişi olduğunun belirlenmesi halinde sanığın eyleminin seri muhakeme usulüne tabi olan 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu oluşturacağı gözetilmeden, eksik inceleme ile "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Kabule göre de; “Sanığa isnat edilen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan dolayı kurulan hükümde, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 üncü ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 250 ve 251 inci maddelerindeki "Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü"nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de;
Hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.04.2016 tarihli ve 2016/427 Esas, 2016/479 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.04.2024 tarihinde karar verildi.