2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2023/6195 E. , 2024/2237 K.
"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 1. Aile Mahkemesi
Taraflar arasındaki boşanma ve ziynet alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı kadın vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 2019 yılında evlendiklerini, evliliklerinden bir tane ortak çocuklarının bulunduğunu, tarafların evlendikleri ilk zamanlardan dava tarihine kadar müvekkilinin birçok fedakarlıkta bulunduğunu, evlilik birliğine duyduğu saygı ile kendisinden defalarca ödün verdiğini, evlilik birliğini devam ettirebilmek için çözümler bulmaya çalıştığını, davalının ise müvekkiline şiddet uyguladığını, hakaret ettiğini, müvekkiline kötü muamelede bulunduğunu, davalının müvekkili ile duygusal bağ kurmaktan kaçındığını, evliliğin devamının müvekkilinin taşıyamayacağı bir yük haline geldiğini, evlilik birliğinin ilk günlerinden bu yana davalının müvekkiline ilgi göstermediğini ve aile yükümlülüklerini yerine getirmediğini, evlendikten yaklaşık iki ay sonra müvekkiline şiddet uygulamaya başladığını, Ekim 2019 tarihinde müvekkiline "bugün ne plan yaptın" dediğinde müvekkilinin planın olmadığını söylemesi üzerine "sana o zaman dayak lazım" diyerek müvekkilini darp ettiğini, ayağının morarmasına ve topallamasına neden olduğunu, müvekkilinin bu durumu annesinden sakladığını, davalı erkeğin yine aynı yılın Aralık ayında doğalgaz faturasının yüksek gelmesi nedeniyle yaşanan tartışma neticesinde müvekkilini kol ve bacak kısmına yumruk atarak darp ettiğini ve ona hakaret ve tehdit ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin hastaneden darp raporu aldığını ve davalıyı şikayet ettiğini, yapılan soruşturma neticesinde Trabzon 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/100 Esas ve 2020/318 Karar sayılı ilamıyla tehdit, kasten yaralama suçlarından cezalandırılmasına karar verildiğini, müvekkilini Ağustos 2020 ayında darp ettiğini, müvekkili iki aylık hamile iken davalı erkek tarafından doğduğu zaman çocuğa DNA testi yaptıracağını söylediğini, müvekkilinin incindiğini, davalı erkek iş çıkışı eve geldiğinde sohbet ettikleri sırada müvekkiline yurt dışına gideceğini orada daha iyi karılar olduğunu, her erkeğin yedek lastiği olduğunu, istediği gibi hareket edeceğini şeklinde sözler sarf ettiğini, müvekkilinin eşinin kendisini sahiplenmesini beklerken tam tersine davalının kendisine kötü davrandığını, davalının annesinin müvekkiline "sen şeytansın" şeklinde hakaret ettiğini, mart 2020 ayında davalı erkek ile müvekkilinin kaynanasına yaptığı bohçayı davalının eve getirdiğini ve boşanmak istediğini söylediğini, müvekkilinin ise bunun üzerine ailesinin yanına gittiğini, haziran ayında baskıyla tekrar evine döndüğünü, ekim 2020 ayında "bir arkadaşım bana karı ayarladı, karıya gittim, sen yokken işimi gördüm" diyerek müvekkilini aşağıladığını, müvekkilinin tüm yaşananlara rağmen çocuğu için evliliğini kurtarmaya çalıştığını, kasım 2020 ayında tarafların boşanmaya karar verdiklerini, düğünde takılan gram ve çeyrek altınlar tam altına çevrildiğini, kayın validesinin banka kasası olduğu için oraya konulduğunu, 9 tane tam altın ve düğünde müvekkile takılan yaklaşık 1.000 dolar kayın validesinin banka kasasında olduğunu belirterek, tarafların boşanmalarına, 1.500,00 TL tedbir nafakasına, boşanma kesinleştikten sonra 2.000,00 TL iştirak nafakasına, müvekkili adına 150.000,00 TL maddî ve 150.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesine, ziynet eşyası olan 9 tam altın ve 1000 doların müvekkile iadesine karar verilmesini, ortak çocuğun velâyetinin davacı anneye bırakılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının anlaşmalı boşanma davasının Araklı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/238 Esas sayılı dosyası ile görülmeye devam ettiğini, derderstlik itirazında bulunduklarını, davacının dava dilekçesinde beyan ettiği bir çok olayın gerçek dışı, çarptırılmış ve kötü niyetli olduğunu, tüm iddiaları ve taleplerine itiraz ettiklerini, müvekkilinin beş kez nişan yüzüğünü vererek davacıdan ayrılmak istediğini ancak davacının her seferinde müvekkilinin yanıltarak ve müvekkilinin saf ve temiz duygularını kullandığını, evlendikten kısa bir süre sonra davacının hemen çocuk sahibi olmak istediğini, davacının müvekkilinin cebini karıştırdığını ve cebindeki paranın 1.000,00 TL eksik olduğunu, bunu müvekkiline sorduğunu ve müvekkiline bağırmayı sürdürdüğünü, davacının müvekkiline şiddet uyguladığını, tarafların yanlarında müvekkilinin kardeşi bulunarak bir düğüne gittiğini, müvekkilin davacının hafifçe beline dokunarak gitmek istediğini belirtir harekette bulunduğunu ve müvekkiline düğün esnasında bağırarak kendisine nasıl dokunursun diyerek bağırdığını, sinirli hareketler sergilediğini, bir tatil gününde müvekkilinin davacıya yaklaşarak onu sevmek istediğini ancak davacı müvekkiline "sen bana nasıl dokunursun" diyerek burnuna vurduğunu, müvekkilinin davacıya yemek hazırlamak istediğini ve bunun için mutfağa girdiğini ancak davacı mutfak malzemelerini kendisinin getirdiğini ve müvekkiline kullandırtmak istemediğini, müvekkilini yatak odasına almadığını mutfağın ve yatak odasının kapısını kitlediğini, müvekkilinin kanepede yatmak zorunda kaldığını, davacının telefonla uğraştığını, telefonunu müvekkilinden gizlediğini, davacının müvekkiline sürekli kötü davrandığını, hakaret ve aşağılamalarda bulunduğunu, birçok kez müvekkiline şiddet uyguladığını, öküz koca şarkısı ile telefon üzerinden müvekkilinin fotoğraflarıyla video klip yaptığını ve story kısmında bunu yayınladığını, davacı müvekkilinin annesiyle görüşmesini istemediğini, davacının hamilelik döneminde müvekkilinin çocuğun cinsiyetini öğrenmek için doktora gelmesini istemediğini, davacının müvekkili ile birlikte olmak istemediğini, davacının gerçekte psikolojik olarak rahatsızlığı olduğunu, evlilik boyunca tutarsız, anlık değişen haller sergilediğini, müvekkilinin kendisinden daha saf ve sessiz bir insan olmasını kullanarak kendisine eziyet ettiğini, dava dilekçesinde iddia edilen tartışma olaylarından sadece evlilik birliğinin yıkılmasında kusurun davacı eşte olduğunu, ziynet eşyalarının davacı tarafta olduğunu, takılan ziynetlerin çoğu da müvekkile ait ve müvekkile takılmış olmasına rağmen davacının bunları aldığını ve sakladığını, davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine, davacının psikolojik durumu gözetilerek ortak çocuğun geçici ve dava sonunda boşanmaya karar verilmesi halinde kalıcı velâyetinin babaya bırakılmasına, ortak çocuk ile anne arasında şahsi münasebet kurulmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dilekçesinde kronolojik bir sıra takip edilmeksizin vakıaların anlatıldığı, son olarak tarafların 2020 yılı Haziran ayında tekrar aynı evi paylaşmaya başladıklarının belirtildiği, bu durumun tanık beyanlarında da yer aldığı, tarafların tekrar bir araya gelmeleri ve aynı evde birlikte yaşamaya başlamalarının birbirlerini affettikleri yada en azından hoş görü ile karşıladıkları sonucunu doğurduğu, bu tarihten sonra vakıa olarak ileri sürülen iddiaların ve davacının ziynet eşyalarının davalı tarafından alındığı ve kendisine geri verilmediği iddialarının da davacı tarafça somut delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle her iki davanın da reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle;
reddedilen boşanma ve ziynet alacağı davaları yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların 2020 yılının haziran ayına tekabül eden zamanda aynı evde birlikte yaşadıklarının sabit olduğu; bu haliyle tarafların önceki olayları affettikleri veya en azından hoşgörü ile karşıladıkları, aftan sonraki olayların da davacı tarafça ispatlanamadığından İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu ve ziynet eşyalarına ilişkin olarak da İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde belirtildiği şekilde ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı; davacı ileri sürülen istinaf nedenleri, kamu düzenine ilişkin hususlara, dosyadaki belgelere, taraflarca ileri sürülen ve kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle, boşanma davasının reddinin hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile temyiz talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, evlilik birliğinin ortak hayatın devamı taraflardan beklenmeyecek ölçüde temelinden sarsılıp sarsılmadığı, sarsılmış ise kusurunun kimden kaynaklandığı, davalının boşanmaya sebebiyet verecek kusurlu bir davranışının ispatlanıp ispatlanmadığı, boşanma davasının kabulü koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı kadın vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...