Esas No
E. 2021/1410
Karar No
K. 2024/1140
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/1410 Esas

KARAR NO: 2024/1140

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 2.Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 21/01/2021

NUMARASI: 2017/134 E. - 2021/25 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/06/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin turizm, reklam ve organizasyon alanlarında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, davalılardan ...'un müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösteren ... İletişim Hizmetleri ... ünvanlı şahıs şirketinin sahibi olduğunu, davalılardan ... A.Ş. 'nin ise özellikle boru bölümünde müvekkili şirketin reklam, organizasyon tanıtım işleri konusunda müvekkilinin uzun yıllar çalıştığı polimer bazlı ürünleri üretip pazarlayan bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin 2012-2016 yılları arasında davalılardan ... Firması boru bölümünün reklam, imaj, tanıtım ve organizasyon işlerini üstlendiğini, davalı firmanın 2012 yılında bir sonraki yıl için müvekkili şirketten yapacağı bir kampanyası için çalışmasını istediğini, müvekkili şirketin de hazırlıklarını yaparak sunum yaptığını, müvekkili tarafından ilk kez dava konusu slogan olan '' ... '' sloganının davalı şirketin beğenisine sunulduğunu, davalı şirket tarafından beğenildiğini, ancak kampanyadan vazgeçilmesi nedeniyle projenin iptal edildiğini, sonrasında davalı şirket tarafından pencere bölümünde 2016 bahar döneminde kullanılmak üzere yeniden bir reklam ve tanıtım kampanyası istediğini, müvekkili şirket tarafından daha önce 2012 yılında sunumu yapılan ve davalı firma tarafından beğenilen '' ... '' sloganını bu kez de pencere bölümü için önerdiğini ve davalı firma tarafından önerinin kabul edildiğini, müvekkili şirket tarafından ihalenin kazanıldığına dair bildirim beklenirken davalı firma tarafından kampanya ihalesinin diğer davalı ...'un sahibi olduğu ... Firmasının kazandığını ve müvekkili tarafından bulunan slogan olan '' ... '' ile yürütüleceğini öğrendiklerini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı ... Firmasından 2012 yılında boru bölümüne yapmış oldukları çalışmayı içerir maillerin kendilerine gönderilmesini talep ettiğini, ancak davalı ... Firması tarafından telefonlara çıkılmadığını ve maillerine dönüş yapılmadığını, davalı ... tarafından müvekkili tarafından bulunan '' ... '' sloganını kullanmakla kalmayıp ... Firmasının diğer davalıya bildirimde bulunması üzerine davalı ... tarafından '' ... '' sloganı için TPMK nezdinde tescili için başvuruda bulunduğunu ve başvurunun 30/11/2016 tarihli gazetede yayınlanarak kesinleştiğini, davalı ... Firmasının müvekkili tarafından yaratılarak alenileştirilen sloganın diğer davalıya kullandırarak reklam çalışmalarını yaptığını, diğer davalı ...'a ait şirket tarafından sloganın TPMK nezdinde haksız olarak tescil ettirildiğini, haksız bir şekilde kazanç elde ettiğini, açıklanan nedenler öncelikle davalı ... adına Türk Patent Enstitüsünde tescilli ... başvuru nolu 11/01/2016 başvuru tarihli ... Bayrağı ihtiva eden '' ...'' sloganının 3.kişilere devir ve temlikinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkiline ait eseri haksız bir şekilde marka olarak tescil ettiren davalının markasının hükümsüzlüğüne, şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin yüzde yüz yabancı sermayeli yapı, otomotiv, mobilya endüstri çözümleri ana başlıkları altında faaliyet gösteren ve faaliyet gösterdiği her alanda başta ''...'' olmak üzere dünyanın en saygın ve tanınmış markalarına sahip şirketlerden biri olduğunu, müvekkili şirketin tek tüzel kişilik çatısı altında yürüttüğü 4 ana faaliyet alanında birbirinden tümüyle farklı işleyen bir yapılanma ile 4 grup halinde faaliyet göstermekte olduğunu, bu 4 grubun satış, pazarlama, genel müdür ve benzeri görevlerinin farklı kişiler tarafından yürütüldüğünü, müvekkili şirketin yapı grubu altında faaliyet gösteren pencere grubu 2015 yılı sonlarına doğru 2016 yılı içerisinde ülke genelinde pazarlama-reklam kampanyası düzenlemeye karar verdiğini, bu nedenle davacı ve diğer davalının da olduğu 4 reklam ve organizasyon şirketini görüşmeye çağırdığını, yapılan görüşmelerde müvekkili şirketin kampanya ile ulaşmak istediği hedeflerin anlatıldığını, bu dört şirket ile müvekkili şirket pencere grubu yöneticilerinin birkaç kez görüşmeler yaptığını, görüşmeler sonunda da aday olarak davacı şirket ile diğer davalı şirketin kaldığını, diğer davalı şirketin önerilerinin beğenildiğini ve diğer davalı şirket çalışmaya karar verildiğini, sonrasında 23/12/2015 tarihinde sözleşme imzalandığını, müvekkili şirketin diğer davalı ile yapacak olduğu reklam kampanyasında slogan olarak müvekkili şirketin ... firması olması ve kelime anlamı itibari ile kamuya malolan ve birçok kişi tarafından kullanılan '' ...'' sloganının kullanılmasına karar verildiğini, davacı şirkete de kendileri ile çalışmayacağının bildirildiğini, sormaları üzerine sloganın ne olduğunun kendilerine söylendiğini, bir süre sonra davacı şirket tarafından müvekkili şirket grubu yetkililerine ulaşılarak kampanyada kullanılacak olan sloganın kendilerine ait olduğunu, hatta bu konu da 2013 yılında endüstri grubu altında faaliyet gösteren ısıtma grubuna pazarlama faaliyetlerine ilişkin bir sunum hazırladıklarını, ancak çalışmanın beğenilmemesi sebebiyle hayata geçirilmediğini belirttiklerini, müvekkili şirket ısıtma grubu yetkilileri tarafından 2013 yılında hazırlanan sunumun bir örneğinin davacı firmaya gönderilerek bu sloganın kullanılagelen bir slogan olması ve özgünlük taşımaması sebebiyle kampanyaya diğer davalı şirket ile devam edileceğinin bildirildiğini, davacı şirketin 2013 yılında şirketin ısıtma grubuna sunmuş olduğu slogan önerisinin hiçbir şekilde kullanılmadığını ve davacı şirketin içerisinde bu sloganın kullanıldığı yeni bir sunum yaptıkları iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı şirketin iddialarının FSEK kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmayacağını, bir fikri ürünün FSEK 1/B anlamında eser sayılabilmesi için sahibinini özelliğini taşıması ve kanunda öngörülmüş dört eder grubunundan birisine dahil edilmesi gerektiğini, davacı şirketin her ne kadar dava dilekçesinde '' ... '' ifadesi için daha önce duyulmamış ve görülmemiş mutlak bir orjinalite sahibi bir reklam sloganı intibaı uyandırmaya çalışmış ise de; Google 'da yapılan basit bir arama ile sloganın 2009 tarihinde ulusal bir gazete olan Foto spor haber manşetinde ve 2011 yılında ... Gazetesinin haber manşetinde kullanıldığını, en az 8 yıldır her tarafından kullanılmakta olduğunu, davacı şirketin '' ...'' ifadesinin reklam sloganı olarak bir tasarım içerdiği ve dolayısıyla Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 4.maddesinde 8 bent halinde sınırlı bir şekilde sayılmış olan güzel sanat eseri mahiyetinde olduğu iddiasını kabul etmediklerini, eserin güzel sanat eseri sayılabilmesi için estetik değer sahip olması, 8 bent şeklinde sayılan güzel sanat eserlerinden birine girmesi ve sahibinin özelliğini taşımasının gerektiğini, buna göre bakıldığında '' ... '' ifadesinin üzerine yazılı olduğu boru motiflerinde '... bayraklarının renklerinin kullanılması bir tasarım ve bu tasarımın estetik değere sahip bir ürün olması gerektiğini, davacı tarafın iddialarının TTK' da düzenlenen haksız rekabet hükümleri açısından da kabul edilebilir olmadığını, zira davacının iddia edildiği gibi davalı tarafından hazırlandığı öne sürülen sloganın diğer davalı şirkete iletilerek diğer davalı şirket tarafından tescil işlemlerine başlandığı iddialarının gerçek dışı olduğunu, diğer davalı şirketin aynı sloganı daha önce ... isimli başka bir müşterisinin kampanyasında da kullandığını, davacı şirket tarafından 2015 yılının sonlarında '' ... '' sloganlı herhangi bir sunum yapılmadığını, davacı şirketin asılsız iddialarını kabul etmediklerini, 2013 yılında davacı tarafından müvekkili şirketin ısıtma grubu için hazırladığı sunumun beğenilmemesi nedeniyle kullanılmadığını, hatta davacı şirketin kendi kayıtlarında bu sunumu bulamadıklarından kendileri tarafından gönderildiğini, davaya konu sloganın pencere gurubu için müvekkili şirkete davacı tarafından sunulmadığını, yani davacının müvekkili şirket yapmış olduğu sunum ile diğer davalının sunumunun aynı faaliyet alanlarında olmadığını, davacı şirketin haksız rekabet iddialarının asıl sebebinin müvekkili şirket pencere grubu tarafından verilen işi alamaması olduğunu, bu nedenle davacı tarafından açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sahibi olduğu ... firmasının Türkiye'nin önde gelen firmalarına verilen reklamcılık hizmetlerini kapsadığını, müvekkili şirketin '' ... '' sloganlı çalışmasını ... Firmasına sunmadan önce farklı içerikte fakat aynı slogan adı altında yine ... menşeili bir firma olan ... Firması için kullandığını, bu nedenle dava konusu sloganın diğer davalıdan öğrenildiği hususunun gerçek dışı olduğunu, müvekkili ile diğer davalı firma arasında davacı ve sunmuş oldukları çalışma ile ilgili olarak herhangi bir görüşme olmadığını, her ne kadar davacı tarafından '' ... '' sloganının 2013 yılında diğer davalı şirkete sunduğu ve bu sunum sonrasında diğer davalı ile müvekkilinin haksız rekabet yaratacak eylemleri doğrultusunda işbirliği yapmış olduğunu iddia etmiş ise de; müvekkilinin ... Firması ile yapmış olduğu çalışmanın firmanın '' Pencere Bölümü '' denen kısmını kapsadığını, davacı tarafın yapmış olduğu sunumun ise ...Firmasının '' Boru Bölümü'' denilen farklı bir alt kısmını kapsadığını, davacının çalışmalarının diğer davalı tarafından kabul görmediğini ve hiç bir zaman kullanılmadığını, müvekkilinin davacı tarafın çalışmasından hiçbir zaman haberdar olmadığını, müvekkilinin davacı firmanın çalışmalarından etkilenmediğini, davacı tarafından her ne kadar müvekkilinin kötü niyetli olduğu iddia edilmiş ise de; bunu ispatlayacak herhangi bir delil ibraz etmediklerini, davacı tarafından her kadar hükümsüzlük davası açılmış ise de, bahse konu iddiaların haksız rekabetin konusunu da oluşturduğunu, marka hükümsüzlüğü ile ilgili detaylara değinilmediğini, haksız rekabet iddialarına dayanılmış ise de davanın hükümsüzlük davası olarak açıldığını, davacı tarafın maddi ve manevi tazminat taleplerinde de yerinde olmadığını, müvekkili tarafından aynı sloganın diğer davalı firmaya sunulmadan önce 2015 yılında ... Firmasına sunduğunu, hatta o dönemde yarışmada finale kaldıklarını, davalı firmaya da sunulan projenin başka bir firma tarafından kullanılmasını önlemek amacıyla müvekkili tarafından sloganın TPE nezdinde tescil ettirildiğini, davacı tarafından 2016 yılında davalı ... Firmasına yapılan sunumlardan sonra müvekkilinin davacı projesinden haberdar olarak haksız kullandığı iddiasında bulunulmuş ise de; müvekkili tarafından 2015 yılında aynı sloganın ... Firmasına da sunulmuş olması ve buna ilişkin dosyaya ibraz deliller neticesinde davacının iddialarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunun ortada olduğunu, davacı tarafça gerçek sahipliği iddiasında bulunulmuş ise de; bu ibareyi ticari faaliyette kullandığını ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin markasında ... Bayrağı ihtiva eden herhangi bir şeklin mevcut olmadığını, davacı tarafça her ne kadar ... Bayrağının kullanıldığı iddia edilmiş ise de; müvekkili tarafından ... Firmasına yapılan sunumda yalnızca kırmızı ve sarı renklerini kullandığını, açıklanan nedenlerle davacının ihtiyati tedbir taleplerinin ve haksız davasının reddine karar verilmesini talep beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davacının hükümsüzlüğe yönelik açmış olduğu davanın kabulü ile; davalı ... adına TPMK nezdinde ... no ile kayıtlı ''...'' ibareli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, Davacının eser sahipliğine tecavüz ve haksız rekabete yönelik davalılara karşı açmış olduğu maddi ve manevi tazminat davalarının reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde;"... " reklam çalışmasının müvekkili tarafından davalı ...'un tescilinden önce üretildiğini, piyasaya sürüldüğünü, müşterilere sunulduğunu, bir hizmet ile bağlantılı olarak kullanıldığını, en azından bu konuda taraflarca mutabık kalındığını, müvekkilinin bu slogan üzerinde öncelikli olarak hak sahibi olduğunu, bu sloganın davalı ... tarafından tescil edilmeden evvel müvekkilinin bu reklam çalışması ile iş yaptığını, sunumlar hazırladığını ve bu işten kazanç elde ettiğini, Müvekkiline ait " ..." sloganının esasen eser niteliğinde kabul edilmesi gerektiğini, ancak aksi kanaate varılsa ve ürünün fikri bir çalışma olduğu sonucuna varılsa dahi SMK ve TTK hükümleri uyarınca dava konusu sloganın koruma altına alınması gerektiğini,Tescilsiz markanın, hak sahibinden başka kişiler tarafından kullanılmasının haksız rekabet olarak kabul edilmekte olup 6762 Sayılı TTK ile tescilsiz markanın korunduğunu, müvekkiline ait iş ürününün TTK hükümlerine aykırı olarak davalılarca kullanıldığını haksız rekabet kuralları alenen çiğnenerek davacı nezdinde maddi kayıplara sebep olunduğunu, Kabul anlamına gelmemek ile birlikte müvekkilinin gerçek hak sahibi olmadığı düşünülse dahi davalıların kötü niyetli davranışları nedeniyle ticari bir zarar gördüğünün açıkça ortada olduğunu, davalı ...'un kötü niyetli tescili kabul edilmiş iken müvekkiline ait zararların karşılanmamasının hakkaniyete aykırı olduğunu,Dosyadaki mevcut bilirkişi raporlarının kendi iddialarını doğruladığını, marka değeri olan bu iş ürününün FSEK ve TTK hükümlerine göre korunması gerektiğini, iş ürününün başkaları tarafından kullanılması halinde ilgili hükümlere tabi olduğundan haksız rekabetin oluşacağını, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. TPMK kayıtları incelendiğinde, ... no ile kayıtlı ''...'' ibareli markanın davalı ... adına 19. ve 37. sınıflarda tescilli olduğu görülmekte olup, davacı; söz konusu ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, bu ibarenin kendi iş ürünü olduğunu, davalı yanın tescilinin ve kullanımının kötüniyetli olduğunu, bu kullanımlarının aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu beyan ederek, markanın hükümsüzlüğüne, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, hükümsüzlük talebinin kabulüne, sair taleplerin reddine dair verilen karar, yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilince istinaf edilmiş olup, hükümsüzlük yönünden verilen karar, istinaf edenin sıfatına göre inceleme konusu yapılmamıştır. Ancak, Mahkemece reddedilen haksız rekabetin tespiti ile maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden yapılan incelemede;Davacı; ''...'' ibaresinin eser niteliğinde olduğunu iddia etmiş ise de; FSEK'in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerektiği, bunlardan ilkinin, fikir ve sanat ürününün "sahibinin hususiyetini taşıması", ikincisinin ise "kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması" olduğunu, doktrinde, bu unsurlardan ilkine "sübjektif unsur" veya "esasa ilişkin şart", ikincisine ise "objektif unsur" veya "şekle ilişkin şart" denildiği, sübjektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için, bu ürünün onu meydana getiren kişinin "hususiyetini" taşıması gerektiği, başka bir deyişle eserin onu yaratan zihnin bireyselliğini gösteren özellikler taşıması gerektiği, objektif unsur gereğince, bîr fikir ve sanat ürününün hukuk alanında korunmayı hak edebilmesi için, sahibinin hususiyet arz eden fikri çabasının somut neticesi olması gerektiği, başka bîr deyişle bu fikri çabanın gözle görülebilir, elle tutulabilir, kulakla duyulabilir, kısaca algılanabilir olması gerektiği, fikir ve düşüncelerin, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına gireceği, diğer taraftan eserde algılanabilir olma dışında düşüncenin açıklanış formatının da önemli olduğu, yani fikir ve sanat ürününün FSEK'te öngörülmüş olan düşünceyi ifade formatlarından birine dahil olması gerektiği, FSEK'te eser formatları olarak, ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat esefleri, sinema eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserlerin gösterildiği, dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse, onu kanuna göre eser saymak ve korumanın da mümkün olmayacağı, somut olayda, ''...'' ibaresinin eser sayılabilmesi için gerekli objektif ve subjektif unsurları taşımadığı, bu nedenle eser olarak kabul edilemeyeceği, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, dava konusu '...'' ibaresinin marka hukuku kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davacı gerçek hak sahipliği ilkesine dayanmıştır. Gerçek hak sahipliği ilkesi gereği, yurt içinde, marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden yoğun ve sıkı kullanım sonucu işaret üzerinde önceye dayalı hak elde edilmiş olması halinde, o işaret üzerinde gerçek hak sahibi olan kişiye öncelik hakkı tanınır. Ancak söz konusu işaret üzerindeki kullanımın, yurt içinde ve yerelden daha geniş bir coğrafyada, nizasız, fasılasız ve yoğun bir şekilde kullanılmış olması gerekir. Dosyada mübrez davacının ibraz ettiği ve davalı şirkete 2012 ile 2015 yılları arasında gönderildiği belirtilen, davalı yanca da herhangi bir itirazın bulunmadığı sunum dosyası ve mailler üzerinde yapılan inceleme sonucunda sunulan bilirkişi raporlarında, davacının “..." ibareli sloganı reklam faaliyeti kapsamında slogan alarak davalı şirkete önerdiği, diğer davalı ise bu sloganı daha önce ... firmasına önerdiğini belirtmiş ise de ... firmasına sunum tarihinin 2015'ten sonra olduğu, davacının bu sloganı 2015'ten önce davalı şirkete önerdiği, ancak davacı yanca kullanımın herhangi bir mal veya hizmet üzerinde bulunmadığı, ciddi ve yoğun kullanımın gerçekleştiğine dair dosyaya yansıyan bir delilin de bulunmadığı, bu şartlar karşısında davacının “...” ibareli slogan üzerinde öncelik hakkının bulunduğunun kabul edilemeyeceği, diğer yandan her ne kadar Mahkeme, kararın gerekçesinde kötüniyete dayanmış ise de; davalı yanın sunduğu deliller arasında, 2009 tarihli ... ve 2011 tarihli ... Gazetesinde, Türk Milli Takımı ile Almanya arasındaki maçta ''...'' sloganının kullanıldığı, davacının da davalı şirketin ... menşeili olmasına gönderme yaptığı, aynı zamanda tüketiciyi ikna anlamında iki anlama gelecek şekilde bu ibareyi kullandığı, davalı ...'un ... firmasına hazırladığı reklam kampanyasında bu sloganı yoğun bir şekilde kullandığı anlaşılmaktadır. Davalının bu sloganı daha önce ... firmasına önerdiği, ... firmasına sunum tarihinin 2015'ten sonra olduğu, davacının ise 2012 tarihli projesi olduğu, görülmüş ise de, davalının davacının projesini bildiği ve bu nedenle kullandığı ispatlanamadığından Mahkemece kötüniyet değerlendirmesinin yerinde olmadığı, hükmün gerekçesinin bu yönüyle düzeltilmesi gerektiği, açıklanan tüm bu nedenlerle davalı eyleminin haksız rekabet de oluşturmadığı, dolayısıyla maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik olmadığı kanaatine varılmıştır.Açıklanan sebeplerle, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden düzeltilmiş gerekçe ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2-İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 21/01/2021 tarih, 2017/134 E. 2021/25 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden düzeltilmiş gerekçe ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Davacının hükümsüzlüğe yönelik açmış olduğu davanın KABULÜ ile; davalı ... adına TPMK nezdinde ... no ile kayıtlı ''...'' ibareli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, 4-Davacının eser sahipliğine tecavüz ve haksız rekabete yönelik davalılara karşı açmış olduğu maddi ve manevi tazminat davalarının REDDİNE, 5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince marka hükümsüzlüğü yönünden alınması gereken 427,60- TL maddi manevi tazminat yönünden ayrı ayrı 427,60 TL olmak üzere toplam 1.282,80 TL karar harcından peşin alınan 31,40-TL'nin mahsubu ile 1.251,40-TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 31,20 TL başvurma harcı, 25,20 peşin harç, 4,60 TL vekalet harcı, olmak üzere 61,00 TL'nin davalı ...' tan alınarak davacıya verilmesine,5/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 6.450,00 TL bilirkişi ücreti, 595,40- TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 7.045,40 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 3.522,70-TL'nin ..."dan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 5/ç-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,5/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddolunan maddi tazminat talebi yönünden hesap olunan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine, 5/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddolunan manevi tazminat talebi yönünden hesap olunan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınaak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,5/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca marka hükümsüzlüğü talebi yönünden hesap olunan 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,6/b-İstinaf yargılaması için davalılar tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 130,50-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 296,60 TL'nin davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine,6/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.