8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2022/7822 E. , 2024/4436 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen, davanın reddine dair karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkeme kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Adana ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 942 parsel sayılı 117,100.00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu ve vergi kaydına dayalı olarak, davalılar ..., ... Ali, ..., ... ve ... mirasçıları adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine dava dilekçesinde; tapu kaydı miktar fazlasının Hazineye ait olduğunu ileri sürerek, Adana ili ... ilçesi ... Mahallesi 942 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile adına tescilini talep etmiş ve yargılama sırasında tapu kayıtlarına da dayanmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, " davacı Hazinenin dayanağı olan tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazı kapsamadığı, taşınmazın davalıların dayanağı olan tapu kaydının kapsamında kaldığı," gerekçesiyle verilen davanın reddine, çekişmeli parselin tespit gibi tesciline ilişkin önceki karar, davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2011/6845 Esas ve 2012/3746 Karar sayılı ilamıyla; "yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, Dairemizce daha evvel incelemesi yapılmış olan diğer dava dosyalarından davacı Hazine'nin dayanmış olduğu Haziran 1312 tarih 1, 2 ve 3 numaralı sicilden gelen tapu kayıtlarının haritasının bulunduğunun ve bu tapu kayıtlarının başka taşınmazlara da revizyon gördüğünün bilinmekte olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20/A maddesi uyarınca, kayıt ve belgeler, haritaya dayanmakta ise, kayıt kapsamının haritaya göre belirlenmesi gerektiği, ne var ki Mahkemece, Hazinenin dayandığı tapu kayıtları ve haritası bulunduğu yerden getirtilerek yöntemince uygulanmak suretiyle kapsamlarının belirlenmediği ve taşınmazın kayıt kapsamında kalıp kalmadığının araştırılmadığı açıklanarak, doğru sonuca varılabilmesi için; davalı Hazinenin dayandığı tapu kaydının revizyon gördüğü parsellerin sorulup saptanması, tapu kaydının revizyon gördüğü parseller ile dava konusu taşınmazı bir arada gösterir harita düzenlettirilerek dosyaya konulması, davacı Hazinenin dayandığı tapu kayıtlarının dayanağı olan harita da bulunduğu yerden getirtilerek mahallinde tekrar keşif yapılmak suretiyle yöntemine uygun şekilde uygulanması, kaydın kapsamının ve dava konusu taşınmazın bu kapsamda kalıp kalmadığının kesin olarak belirlenmesi, taşınmazın, Hazinenin dayanağı olan tapu kaydı kapsamında kalması halinde, tespite esas alınan daha eski tarihli davalı tarafa ait tapu kaydının Şif ve Keşşaf veresesi sınırları itibariyle değişebilir nitelikte olması nedeniyle miktarı ile geçerli olduğu ve miktar fazlasının zilyetlikle iktisabı mümkün olmadığı göz önünde bulundurulmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi " gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; davacı Hazinenin davasının kısmen kabulü ile dava konusu 942 nolu parselin, dosyada mevcut fen bilirkişileri 19.02.2018 tarihli rapor ve ekindeki krokide gösterildiği şekilde, 942 nolu parselin miktarı 90.000,00m² olarak, tamamının ise 288 hisse kabul edilerek, tespit malikleri adlarına ve tespit tutanağındaki yazılı hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline, (A) harfi ile gösterilen 27.100,00 m²'lik kısma ... Köyünün en son parsel numarası verilerek, Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, müdahiller ..., ..., ..., ve ...' ün taleplerinin görev yönünden reddi ile mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde müdahiller yönününden dosyanın yetkili ve görevli olan ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, diğer davacı ...... ve ... ... mirasçıları’nın dava konusu 942 nolu parsele yönelik açmış oldukları sabit olmayan davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 294 ve 297 maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış olup, anılan Kanunu'nun 297/son maddesinde, hükümde; tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerinin yer alacağı belirtildikten sonra, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu ifade edilmiş ve yine bu Kanun'un 298/2. maddesinde de, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Temyiz incelemesine konu eldeki davada İlk Derece Mahkemesince, gerekçeli kararın son paragrafında, " tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Dava konusu Adana ili ... ilçesi, ... Köyü 942 nolu parsel, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda eksiklikler tamamlanıp, tekrar keşif yapılmıştır. Keşif sonrası davacı Hazinenin bu yere ait olduğunu iddia ettiği Haziran 312 tarih 1-2 ve 3 nolu tapu kaydının altlığı olan harita fen bilirkişileri tarafından zemine uygulanmış ve davaya konu ... Köyü 942 nolu parselin söz konusu harita kapsamı dışında kaldığı anlaşılmıştır. Ayrıca tespit tarihi itibari ile tespit maliklerinin bu yer üzerindeki zilyetliklerinin 20 yıldan fazla olduğu ve çekişmesiz, aralıksız, zilyet ve tasarruf ettikleri mahalli bilirkişi beyanından anlaşılmıştır." gerekçesine dayalı olarak, bu yer hakkında açılan davaların yerinde görülmediğinden reddedilmesi yönünde karar verildiği yazılmış olduğu halde, hüküm fıkrasının 1. bendinde, davacı Hazinenin davasının kısmen kabulüne denilerek gerekçe ile karar arasında çelişki yaratılmıştır. Bu husus, yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 inci maddesine aykırı olup, bozmayı gerektirir. Bununla birlikte dosya kapsamı incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulduğu halde bozma ilamının gereklerinin de tam olarak getirilmediği anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; hükmüne uyulan bozma ilamında, davacı Hazinenin dayandığı tapu kayıtlarının ve haritasının, bulunduğu yerden getirtilerek yöntemince uygulanmak suretiyle kapsamlarının belirlenmesi ve buna göre dava konusu taşınmazın kayıt kapsamında kalıp kalmadığının tereddütsüz olarak açıklğa kavuşturulması gereğine değinilmesine rağmen, keşif sonrası alınan fen bilirkişi heyet raporunda, dava konusun taşınmazın davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydının haritası dışında kaldığı görüldüğü ifade etmekle yetinilmiş olup, bu hususta bilimsel esaslara dayanan, denetlemeye elverişli, çakıştırmalı kroki tanzim edilmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.