4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2023/111 E. , 2024/4341 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki muvazaalı satış işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.05.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... ile davalı ...Ş. vekili Avukat ...geldiler. Diğer davalılardan gelen olmadı. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 07.05.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'nin sahibi olduğu ... plakalı aracın ... tarafından kullanılmakta iken 22.09.2008 tarihinde müvekkiline çarparak ağır şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiğini, sürücü aleyhine Trabzon Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/923 Esas sayılı ceza davasının halen derdest olduğunu, ayrıca Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan 2009/167 esasında kayıtlı tazminat davası açıldığını, araç sahibi davalı ...'nin olaydan 20 gün sonra 11.11.2008 tarihinde aracı davalı ...'e devrettiğini, adı geçen davalının da 11.02.2009 tarihinde aracı diğer davalı ...'e devrettiğini, açılan tazminat davasından kısa bir süre önce yapılan ve satış olarak değerlendirilen bu devirlerin gerçek satış olmayıp, kazaya karışan aracın müvekkilinden kaçırılması amacına yönelik muvazaalı bir işlem olduğunu, kazaya karışan aracın halen davalı ...'nin uhdesinde ... Dolmuş Durağında çalıştığını, davanın gelecekte akim kalmaması ve müvekkilinin haklarının güvence altına alınabilmesi için, trafik kazasına karışan ... plakalı aracın trafik kaydı ve ilgili makamlarda bulunan dolmuş hattından kaynaklanan hakları üzerine teminat aranmaksızın, ihtiyati tedbir konulmasına, yapılan devir işlemlerinin iptali ile aracın ... adına trafiğe kayıt ve tesciline, satışların iptalinin mümkün olmaması halinde ... plakalı aracın mezkur ve muhtemel diğer satışlarının müvekkiline karşı ileri sürülmeyecek şekilde müvekkilinin söz konusu tazminat davasında doğacak haklarını alabilmek için bu aracın haciz ve satışını isteyebilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin acz içinde olmadığını, bu nedenle açılan davanın haksız olduğunu, müvekkilinin satış yaptığı aracı alan üçüncü kişinin iyi niyetli olduğunu, alım satımın tamamen ticari teamüller doğrultusunda olduğunu, alıcının aracı almak için bankadan kredi çektiğini, yapılan alım satım akdi muvazalı olsaydı alıcının böyle bir mali külfet altına girmesinin söz konusu olmayacağını, müvekkilinin ticaretle uğraşan bir kişi olup almış olduğu bedeli çeşitli şekillerde kullanmış olma ihtimalinin de onun muvazaalı olarak işlem yaptığını göstermeyeceğini beyanla haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalılar ... ve ...vekili cevap dilekçesinde; eksik harcın noter satışı üzerinden yapılmasını kabul etmediklerini, aracın serbest piyasa değerinin çok daha fazla olduğunu, tanık beyanları ile aracın 340.000,00 TL bedelle müvekkilleri tarafından satın alındığının ortada olduğunu, müvekkillerinin aracı gerçek değeri üzerinden, üzerinde herhangi bir tedbir kararı olmadan satın aldıklarını, bizzat kendileri tarafından kullanıldığını, bu nedenle muvazaa iddiasını kabul etmediklerini açılan davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, müvekkili bankanın kredi verirken ve davacı aracı satın alırken aracın resmi bilgilerine tescillerine güvendiğini ve işlem yapıldığını, yapılan işlemlerin hiç birinde muvazaa bulunmadığını, hukuken de fiilen de muvazaa olmasının mümkün olmadığını beyanla açılan davanın reddini savunmuştur
Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamışlar.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 16.06.2022 tarihli ve 2021/346 Esas ve 2022/194 Karar sayılı kararıyla, davacı tarafın iddia ettiği gibi yapılan satışların muvazaalı olduğuna dair şüpheye yer vermeyecek derecede somut verilere ulaşılamadığından, davacı tarafın üzerine düşen ispat yükünü yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; olayda hukuka aykırı bir satış ve satış işlemi olduğunu, mahkemenin bunu göz ardı ederek yapılan işlemin şeklen esas alınmasının usul ve yasaya, dosya içeriğine aykırı olduğunu, noter satış belgelerinde bulunan satış bedelleri ile gerçek bedel arasındaki fahiş farkın da muvazaayı ortaya koymakta olduğunu, dahili davalılar ... ve ...ın sunduğu belgelerin ve bunlara ilişkin tutanaklara yansıyan 340.000,00 TL ödendiğine dair beyanlarına göre ve gerek bu davalılar ve gerekse de daha sonra davaya dahil edilen kişiler yönünden aracın dolmuş olarak değerinin, satış belgelerinde yer alan rakamların çok üstünde olduğunu, nitekim mahkemece istinaf bozmasından sonra dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek dava konusu aracın dava değeri itibariyle değerinin hazırlanması yönünde rapor tanzim edilmiş olduğunu, 12.01.2022 tarihli bilirkişi ek raporu ile dava konusu aracın dava tarihindeki hatlı rayiç bedelinin 355.700,00 TL olduğu yönünde rapor tanzim edilmiş olduğunu, bunun da muvazaayı ortaya koymakta olduğunu, dolmuşçu olup geçimini bu yolla temin eden bir kişinin başka bir işi ve geliri yoksa dolmuş hattı gibi bir imkandan yoksun kalmak istemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ...'nin noterde satış işlemi yapmış olmasına karşın, 1-2 yıl aynı dolmuşu kullandığını, elinde tuttuğunu, o dolmuştan gelir temin ettiğini, kaza ve sonrasında tek gelir kaynağının kazaya karışan dolmuş geliri olduğunun Emniyet araştırma tutanakları ile sübuta erdiğini, bu tespitlerin noterde yapılan satış işleminin gerçek satış olmadığını, muvazaalı olduğunu ortaya koymakta olduğunu, dosyaya sundukları 05.10.2011 tarihli dilekçenin 3 üncü bendinde ayrıntılı olarak arzettikleri üzere, ... ve ...'in hiçbir zaman dava konusu araç ile dolmuşçuluk yapmamış olduklarını, nitekim tanık ..., ...'i sanayiden tanıdığını, sanayide usta olduğunu, fiilen dolmuş çalıştırıp çalıştırmadığını bilemediğini beyan etmiş olduğunu, bunun da ...'in dolmuşçu olmadığını, satışın muvazaalı olduğunu, ortaya koymakta olduğunu, aracın devir işlemlerinin muvazaalı olduğunun sübuta ermiş olduğunu, bu meyanda İlk Derece Mahkemesinin bu olguları göz ardı ederek davalıların satışın gerçek satış olduğuna dair savunmalarına üstünlük tanımasının usul ve yasaya, dosya içeriğine aykırı olduğunu, taraflar arasındaki hukuki ilişki ve olayların seyri bu halde iken, İlk Derece Mahkemesinin dolmuşun kağıt üzerinde satışının kendileri tarafından ispatlanmadığını ve satışın gerçek satış olduğunu kabul etmesinin usule, hukuka ve dosya içeriğine aykırı olduğunu, aracın başka bir kişiye satılmış olması sebebiyle araç satışının yapılamadığının da bilinmekte olduğunu, tedbirin de devamına karar verilmesini talep ettiklerini, ilk derece mahkemesinin vekalet ücreti hükmündeki rakamın fahiş ve hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim hakkına aykırı olduğunu, belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme neticesinde;
davacı vekilinin istinaf başvurusunun, esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları temyiz dilekçesinde de ileri sürmüştür. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine göre uyuşmazlık, muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesi.
3.Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; TBK'nın 19 uncu maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemlerin iptali davasında, davalı üçüncü kişilerin tümü yönünden muvazaa olgusunun davacı tarafından ispatlanmasının gerekmesine, İİK'nın 283/2 nci maddesinin kıyasen bu davalara uygulanmasının mümkün olmamasına göre davacı vekilinin temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...Ş.'ye verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.