11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2023/4242 E. , 2024/5895 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Şuhut Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın temlik alan ve temlik eden davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 358.160,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davadışı ...'nin davalı bankadan 2010 yılında çektiği kredinin 250.000,00 TL bedelli kısmına kefil olduğunu, buna ilişkin bankaya teminat senedi verdiğini ve kredi sözleşmesini de imzaladığını, ancak bu kredi borcunun süresi içinde ödenerek sona erdiğini, davacının bu krediden sorumluluğunun kalmadığını, davadışı kredi borçlusunun çektiği diğer krediler ile davacının bir ilgisi ve sorumluluğunun bulunmadığını, buna rağmen ödeme ile sona ... kredi borcuna teminat olarak davacı tarafından bankaya verilen bononun icra takibine konu edildiğini, verilen bononun geçersiz olduğunu, teminat senedi olduğunu belirterek davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibe konu senedin iptaline, %40'dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Temlik eden davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının imzaladığı sözleşmenin 30.07.2010 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğu, kefilin kefalet limitiyle sınırlı olmak üzere borçlunun bankaya karşı doğmuş ve doğacak tüm borçlarından müteselsil kefil olarak sorumlu olacağının bildirildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin Genel Kredi Sözleşmesi olması aynı sözleşmeye dayalı olarak kullandırılan krediler yönünden borcu sona erdirmez ise de banka tarafından yeni bir sözleşme düzenlenerek kredi kullandırılması halinde ise, şayet yeni sözleşmede ilk sözlemeye kefalet eden kefilin imzası bulunmaz ve ilk sözleşmede yeni sözleşmeye atıfta bulunulmaz ise yeni kullandırılan krediden dolayı kefalet eden davacının sorumluluğundan söz edilemeyeceği, hal böyle olunca, 30.07.2010 tarihli kredi sözleşmesini imzalayan davacının borcun tamamı ödenmekle kefalet ilişkisinin sona ereceği, banka ile borçlu arasında imzalan ancak kefilin imzasını taşımayan U2014120200224, U2015031300051 ve ödeme ile 17.09.2010 tarihli kapatılmış olan U2010073000972 numaralı kredi sözleşmelerinden kaynaklı davacı yanın borcunun bulunmadığı, davalı ...'ın haksız olduğunu bilerek icra takibine girişmiş olduğu kanaatiyle %20 oranında kötü niyet tazminatına karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün 2015/5385 E. sayılı takip dosyası ve Şekerbank A.Ş tarafından kullandırılan U2014120200224, U2015031300051 ve U2010073000972 numaralı krediler nedeniyle davacının davalı ...Ş'ye ve alacağı temlik alan Birleşim Varlık Yönetim A.Ş'ye borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne, 50.000,00 TL kötüniyet tazminatının davalı ...Ş'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde temlik alan ve temlik eden davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Temlik alan davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; borçlu ve kefillerin 13.03.2015 tarihli yapılandırma talebinde bulunduklarını, ayrı bir sözleşme imzalanmadan kredi borçlusuna krediler kullandırıldığını ve borcun devam ettiğini, cari hesap şeklinde işleyen kredinin söz konusu olduğunu, senedin talili nedeniyle ispat yükünün davacıda olduğunu savunarak istinaf talep etmiştir.
2.Temlik eden davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; temlik alan davalı vekilinin istinaf sebepleriyle istinaf talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alacağı temlik eden Şekerbank'ın istinaf talebi yönünden; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince dava konusunun dava devam ederken davalı Birleşim Varlık A.Ş.'ye devredildiği, davacının bu davalıya karşı davaya devam ettiği anlaşılmakla, mahkemece, yargılamada davalı sıfatı kalmayan Şekerbank yönünden hüküm kurulmasının yerinde olmadığı, bu nedenlerle Şekerbank'ın istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği, davalı Birleşim Varlık A.Ş'nin istinaf talebi yönünden ise menfi tespit ve istirdat davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıda olduğu, ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükünün yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşeceği, kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğünün davacı borçluya ait olduğu, karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiğinin kabul edildiği, kambiyo senetlerinin birer ödeme aracı olduğu, borçlunun bononun ödendiği, itfa ve imhal edildiği, bedelsiz kaldığı, teminat olarak verildiği vs... iddialarını ancak yazılı delil ile ispatlaması gerektiği, somut olayda davacının keşidecisi bulunduğu takibe dayanak bononun, davalı bankanın dava dışı ...'ye verdiği krediyi teminat altına almak amacıyla düzenlendiğini iddia etmekte ise de bu iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığı, buna göre mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken karardaki gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle temlik eden ve temlik alan davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına davalı Birleşim Varlık A.Ş.'ye karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2010 yılında kredi borçlusunun çektiği kredinin ödendiğini, sonraki tarihli kredilere yönelik ise imzası olmadığı ve ilk sözleşmeye atıfta bulunulmadığı için sorumluluğunun olmadığını, davacının başka bir sözleşmeye imza atmadığını, bononun ise kötü niyetli olarak vade ve üst kısımların sonradan doldurulduğunu, alınan bilirkişi raporu ile de davacının bankaya borcunun bulunmadığının tespit edildiğini, bankanın gönderdiği ihtarda borcun kaynağı olarak bononun değil kredi sözleşmesinin gösterildiğini, davacının imzaladığı kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredinin de ödendiğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ve kredi borçlusu arasında imzalanan kredi sözleşmesine kefil olan ve borca yönelik senet veren davacının kendisine yönelik başlatılan kambiyo senedine özgü takip sonrasında davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci alt bendi,
3.6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi
3.Değerlendirme
Davacı, davalı ile davadışı ... arasındaki kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, ayrıca bu kredi borcuna yönelik vade ve tanzim tarihi boş bırakılan teminat senedini verdiğini, kredi borcunun ödeme ile son bulmasına rağmen davalı banka tarafından teminat senedinin haksız olarak takibe konu edildiğini belirterek davalıya karşı borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
İlk derece mahkemesince bankacı bilirkişiden bilirkişi raporu alınmışsa da, alınan bu rapor yeterli olmayıp hukuki değerlendirmeler içermektedir. Mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince yapılan yargılamada ise verilen senedin teminat senedi olduğunun yazılı delillerle davacı tarafından ispatlanması gerektiği belirtilerek yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece, davalı banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmamış, verilen senedin teminat senedi olup olmadığı, teminat senedi ise hangi kredilere teminat olarak verildiği ve bu kredi borçlarının sona erip ermediği yeterince incelenmemiştir.
Bu itibarla Mahkemece oluşturulacak bilirkişi heyetine banka kayıtları üzerinde inceleme yetkisi verilerek, dava konusu bononun davalı bankadaki muhasebe kayıtları tevdi bordrosu ile dava dışı kişinin kredi dosyaları ve kredi onay belgeleri incelenmesi ve söz konusu bononun davalı bankaya verildiği tarih itibariyle dava dışı kişinin muaccel hale gelmiş bir borcunun olup olmadığının, dava dışı kişinin kredi borcuna teminat olarak verilip verilmediğinin, verilmemişse teminat olarak verildiği kredi borçlarının sona erip ermediğinin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.