8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin --------- yapı malzemelerini satan bir şirket olduğunu, davalı şirkette, taraflar arasında uyuşmazlığa neden olan taşınmazın yüklenicisi olduğunu, tarafların inşaat malzemesi alımı için anlaştığını, taraflardan davalı şirketin, ----yılında devam etmekte olan inşaatlarının ------- alımlarının tamamının davacıdan tedarik edeceğini, davacı şirketin bu inşaat malzemelerinin karşılığı için bir kısım nakit para, bir kısım ileri tarihli sıralı çek ve bir kısmı için davalının yapacağı ------ tapu da devir ve tescilini alacağını, taraflar arasında yapılan sözleşme gereği dairenin --- olarak kabul edildiğini, tarafların yazdığımız bu hususları bir sözleşme haline getirdiğini ve 15/01/2017 tarihinde birlikte imza altına aldığını, anlaşmaya göre davacı şirketin, davalının devam etmekte olan inşaatlarının tüm malzemelerini teslim ettiğini. Üzerine düşen yükümlülüğünü tam olarak yerine getirdiğini, davalı şirketin ise, 2017 yılında devam etmekte olan inşaatları için tüm malzemeleri, davacıdan almış ise de inşaat malzemelerinin borçlarını ödemediği gibi sözleşme gereği taahhüt etmiş olduğu ----- nolu dairenin de tapusunu, davacı adına devir ve tescil etmediğini, davacı müvekkilinin, tapunun devir ve tescilini şifahi olarak bir çok defa talep ettiğini, davalı şirketin devir ve tescil etmekten imtina ettiğini, her defasında çeşitli bahaneler devrini yapmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre ------nolu bağımsız bölüm olan taşınmazın----- nezdinde yapılan şifahi araştırmada ---- nolu bağımsız bölümün (dairenin) maliklerinin sıralı olarak Davalı ----------- isimli şahsa devrolduğu bilgisine ulaşıldığını, taşınmaz bir çok defa el değiştirdiği için, taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkil adına ciline yönelik hukuki süreç oldukça zor ve imkansız hale geldiğini, dolayısıyla davacı müvekkilin uğramış olduğu zararın tazmini talepli olarak iş bu davayı açmak zaruretinin hasıl olduğunu belirterek, davacı ile davalı arasında imzalanan ------------ bağımsız bölümün, davacıya devir ve tescil edilmemesinden doğan zararının 100.000,00TL sinin, (talep artırma ve tapu iptal ve tescil davası açmak haklarımız saklı kalmak kaydıyla tarafından taşınmazın değeri olarak kararlaştırılan 380.000,00TL nin enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaşları ve işçi artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmak suretiyle uyarlama sonucu ulaşacağı alım gücü, paranın reel değeri tespit edilerek, denkleştirici adalet ilkesi gereği güncel rayiç değerinin bulunacak sonuca göre oluşan zararımızın hüküm altına alınmasına ve davacıya ödenmesini ve yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin ise karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, ---- arsada inşa edilecek -------- kapsamında inşa edilecek bağımsız bölümler için ihtiyaç duyulan tesisat malzemeleri, seramik, vitrifiye malzemeleri vb. lerin temini için inşaat ürünleri satan Davacı Şirket ile anlaşmış ve anlaşma gereği tüm yükümlülüklerini yeri getirdiğini, davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını aksine 15.284,18-TL -fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla alacağının mevcut olduğunu, bu durumun yargılama aşamasında tarafların ticari defter ve kayıtlarında bilirkişi marifetiyle yapılacak inceleme sonucunda sübuta ereceğini, taraflar arasında davacı tarafın, 15.01.2017 tarihli imzalanan bir protokol mevcut olmayıp söz konusu protokoldeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, ayrıca protokol incelendiğinden imzalanan tarihte ve ödeme şeklinde değişiklik yapıldığı ortada olduğunu, müvekkili şirketin, ---------kayıtlı arsada inşaata başlamış ve inşa edilecek bağımsız bölümler inşaat ruhsatının alınması tarihi itibariyle 27 ay içerisinde iskana salih biçimde, eksiksiz ve kusursuz bitirilmiş halde hak sahiplerine teslim edildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkememizce iddia ve savunmalar doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, alınan bilirkişi raporunda özetle; dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler ile davacı firmanın usul ve yasaya uygun tutulmuş ve lehine delil olabilme niteliği taşıdığı kanaatinde olunduğunu ve ticari defterlerindeki kayıtları ve müstenidatları üzerinde yapılan inceleme sonucuna göre, davacı Firmanın100.000 TL asıl alacağın talebi üzerinden harçlandırarak itirazın iptali istemi ile davalı şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu tazminat davasında; davalının 15.01.2017 tarihli sözleşme gereği davacıya devir etmesi gereken ------dairenin, takip tarihine kadar hesaplanan 1.459.157,11 TL nin tazminat borcu olarak ödenmesi ve davacının, davalı şirketten takip dayanağı faturaların bakiyesinden kaynaklanan 408.722,45 TL asıl alacağı olabileceği yönünde rapor sunulduğu anlaşılmıştır.Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde;Dava, taraflar arasında imzalanan 15/01/2017 tarihli Protokol doğrulutusunda değeri 380.000,00 TL olarak belirlenen ------- numaralı taşınmazın denkleştirici adalet ilkesi gereği güncel rayiç değerinin tazmini talebine ilişkin olarak açılmış olup daha sonra davacı sunmuş olduğu14/12/2023 tarihli tam ıslah dilekçesi ile faturadan kaynaklı cari hesap alacağının 100.000,00 TL'sinin tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır.Taraflar tacir olduğundan her iki tarafın dava konusu talebi kapsayacak şekilde ilişkin tüm yasal ticari defterleri ve defterlerin bu uyuşmazlığa ilişkin dayanak kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişisi tarafından defterlerin inceleme yapılmasına karar verildiği, inceleme gün ve saatinde davalı tarafların hazır bulunmadığı ve mazeret dilekçesi sunmadığı, Davacı defterleri üzerinden yapılan bilirkişi incelemesinde davacının, davalı şirketten takip dayanağı faturaların bakiyesinden kaynaklanan 408.722,45 TL asıl alacağı olduğu tespit edilmiştir.
Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun ve davacının talep ettiği alacağının varlığını ispatladığı mahkememizce kabul edilerek davanın kabulüne, 100.000 TL'nin ıslah tarihi olan 14/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davanın KABULÜNE,
1.100.000 TL'nin ıslah tarihi olan 14/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2.Karar harcı olan 6.831,00 TL'nin dava açılırken peşin olarak yatırılan 1.707,75 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 5.123,25 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3.Davacı tarafından yapılan 1.707,75 TL peşin harç ve 80,70 TL başvuru harç masrafının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4.Dava nedeniyle davacı tarafından yapılan 3.398,25 TL yargılama gideri masrafının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücreti alacağının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6.Gider avansından sarf edilmeyen fazla yatan miktarın karar kesinleştiğinde IBAN/hesap numarası bildirilmesi halinde buraya, aksi halde PTT ile konutta ödemeli olarak davacıya İADESİNE,
7.7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazine adına irat kaydına, Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/10/2024