8. Ceza Dairesi
8. Ceza Dairesi 2023/1015 E. , 2024/6491 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
İNCELEME KONUSU
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 16.03.2022 tarihli ve 2021/11663 Soruşturma, 2022/3305 Esas sayılı iddianamenin iadesine ilişkin Samsun 9.Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2022 tarihli ve 2022/186 İddianame değerlendirme sayılı kararına vaki itirazın reddine dair mercii Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin,05.04.2022 tarihli ve 2022/318 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 05.04.2022'de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 14.03.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.03.2023 tarihli ve KYB-2023/31936 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.03.2023 tarihli ve KYB-2023/31936 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "...Dosya kapsamına göre, Samsun 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2022 tarihli kararı ile, " ... 17.05.2021 tarihli tutanakta şüphelinin "aklen malûl" olduğunun belirtildiği, adlî sicil kaydında da akıl hastalığı tedbirlerinin uygulandığı ilâmların bulunduğu ... suçla ilgili 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32. maddesi anlamında raporun alınması gerektiği anlaşılmakla ... " gerekçesi ile iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Akıl Hastalığı" başlıklı 32. maddesinin ; " (1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. (2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir." şeklinde olduğu,
Benzer bir olay nedeni ile Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20.10.2021 tarihli ve 2021/22308 Esas, 2021/16062 Karar sayılı ilâmı ile; ... Şüpheli hakkında soruşturma evresinde, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğu yönünde rapor alınsa dahi, bu durumda olan şüpheli hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmedilmesi gerekeceği, bu yöndeki araştırma ve değerlendirmenin ise mahkemesine ait olduğu gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır. Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden KABULÜ ile İstanbul Anadolu 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.03.2021 tarihli ve 2021/501 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi gereğince BOZULMASINA ... şeklinde belirtildiği üzere,
Şüpheli hakkında soruşturma evresinde, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğu yönünde rapor alınsa dahi, bu durumda olan şüpheli hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmedilmesi gerekeceği, bu yöndeki araştırma ve değerlendirmenin ise mahkemesine ait olduğu gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.5271 sayılı Kanun‘un 170 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği ve soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemekle yükümlü olduğu; aynı maddenin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterilmesinin gerektiği, dördüncü fıkrasında ise; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı ve yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmeyeceği belirlenmiştir.
2.5271 sayılı Kanun’un, “İddianamenin iadesi” başlıklı 174 üncü maddesinin birinci fıkrası; "...
a)170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b)(Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
c)(Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Önödemeye veya uzlaştırmaya ya da seri muhakeme usulüne tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaştırma ya da seri muhakeme usulü uygulanmaksızın düzenlenen,
d)(Ek:17/10/2019-7188/20 md.) Soruşturma veya kovuşturma yapılması izne veya talebe bağlı olan suçlarda izin alınmaksızın veya talep olmaksızın düzenlenen, İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir. ... (4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidileme..." Şeklinde düzenlenmiştir.
3.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) "Akıl hastalığı" başlıklı 32 nci maddesinde, "(1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. (2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir." hükmü yer almakta olup; maddenin gerekçesinde de, "Kusur yeteneğini etkileyen bir neden olan akıl hastalığının varlığı durumunda, kişi işlemiş bulunduğu fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamamakta veya işlediği fiille ilgili olarak irade yeteneği önemli ölçüde etkilenmektedir. Kişi bu durumda kusurlu olamayacağından, hakkında cezaya hükmedilemeyecektir. Ancak, fiili hukuka aykırı niteliğe sahip olduğundan, kişi hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerine başvurulacaktır." denilmektedir.
4.Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 16.03.2022 tarihli iddianame ile şüpheli hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, Samsun 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2022 tarihli ve 2022/186 iddianame değerlendirme numaralı kararı ile " şüphelinin aklen malul olduğunun 17.05.2021 tarihli tutanakta belirtildiği, adli sicil kaydında da akıl hastalığı tedbirlerinin uygulandığı ilamlarının bulunduğu, atılı suçun basit yargılama usulüne tabi olduğu, ancak akıl hastalığı durumunda basit yargılama usulünün uygulanamayacağı, dolayısıyla 5237 sayılı Kanun'un 32 inci maddesi kapsamında şüphelinin raporunun alınması gerektiğinden bahisle iddianamenin iadesine müteakip,
Cumhuriyet savcısının itirazı üzerine merci Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.04.2022 tarihli ve 2022/318 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
5.5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceği belirtilmiş olup, anılan Kanun’un 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa;
Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, belirtilen durumda Cumhuriyet savcısının dava açması zorunlu olduğundan ve Cumhuriyet savcısının değerlendirmesine tabi hususların iade gerekçesi olamayacağı kabul edildiğinden, mahkemece iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında elde edilebilecek diğer deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, kusur yeteneğini etkileyen bir neden olan akıl hastalığının varlığı durumunda şüpheli kusurlu olamayacağından hakkında cezaya hükmedilemeyecek, ancak fiili hukuka aykırı niteliğini sürdürdüğünden, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerine başvurulabilecektir. Şüphelinin akıl hastası olduğunun anlaşılması, hakkında iddianame düzenlenmesine engel teşkil etmemektedir. Şahsi bir cezasızlık sebebi olması nedeni ile şüpheli hakkında güvenlik tedbiri uygulanmasına ancak suçu işlediğinin yargılama sonucunda sabit görülmesi halinde hükmedileceğinden;
Cumhuriyet savcısının takdir yetkisini kullanarak akıl hastalığının etkisiyle suç işleyen fail hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi mümkün değildir.
Cumhuriyet savcısı, soruşturma aşamasında failin akıl hastası olduğundan şüphelenirse re’sen akıl hastalıkları konusunda uzman bir bilirkişi görevlendirerek rapor düzenlenmesini isteyebilecektir, buna karşılık akıl hastalığı suçun sübutuyla ilgili bir husus olmadığından, bu iddianın ortaya konulmasına yönelik araştırmaların suçun sübutuna mutlak surette etki edecek delil niteliğinde olduğundan söz edilemeyecektir.
6.Bu açıklamalar ışığında somut olayda; Mahkemenin, şüphelinin aklen malul olduğuna dair tutanak ve adli sicil kaydına göre akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanmış olması nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi uyarınca işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı hususunda rapor aldırılmasına dayanan iade gerekçesinin, 5271 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında değerlendirilemeyeceği ve şüpheli hakkında kamu davası açılmasına yeterli şüphe oluşturacak delil bulunduğu anlaşılmakla; kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.04.2022 tarihli ve 2022/318 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işleminyapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2024 tarihinde karar verildi.