4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2024/525 E. , 2024/2261 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ
Avukat ...
Kısmen Kabulü
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davacı vekili ile davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının kısmen, davacının itirazının tam kabulüne karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 19.08.2014 tarihinde davacının yolcu olduğu araç ile davalı ... şirketine trafik sigorta poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep etmiş; 08.09.2021 tarihli dilekçesi ile talebini 154.771,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III.UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; evvelce %12 olan maluliyet oranının daha sonra gelişerek arttığı ve %32.2 oranına yükseldiğinin tıbbi raporla belirlendiği, aradaki fark olan %20.2 oranına göre ve PMF 1931 Yaşam Tablosu, %10 arttırım ve indirim yöntemine göre hesaplamayı içeren aktüer bilirkişi raporunda, 154.770,53 TL ek sürekli iş göremezlik tazminatı belirlendiği, poliçede iş göremezlik tazminatı limitinin 268.000,00 TL olduğu ve evvelce ödenen tutar ile bu davada belirlenen tutarın poliçe teminatı kapsamında kaldığı anlaşıldığından rapor benimsenip davanın kabulü ile 154.771,00 TL tazminatın 07.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.
B. İtiraz sebepleri
Davacı vekili itiraz dilekçesinde; sadece vekalet ücretinin tutarına itiraz ederek tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanacak nispi vekâlet ücretinin tamamına hükmedilmesi gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına itiraz etmiştir.
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; daha önce adli yargıda açılan davada sulh olunup davacıya gerekli ödemeyi yaptıktan sonra davacı vekilinin davadan feragat ettiğini ve davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiğini, her durumda önceki ödemenin güncellenip tazminattan düşülmesini, davacıdaki maluliyet oranında artma olduğu iddiasının somut şekilde kanıtlanamadığını ve sunulan raporun yetersiz olduğunu, emniyet kemeri takmayan yaralanan davacının müterafik kusurlu olduğunu ve tazminattan bu nedenle indirim yapılması gerektiğini, ıslah edilen tutara ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi gerektiğini, davacı lehine 1/5 oranında vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına itiraz etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının itirazının kısmen, davacının itirazının tam kabulü ile yeniden hüküm kurulmak suretiyle başvurunun kısmen kabulü ile 92.862.60 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 07.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu kazada hatır taşımasının şartlarının oluşmadığının açık olduğunu, hatır taşıması indirimi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin alkollü kişinin aracına bindiğinden bahisle %20 müterafik kusur indirimi yapılmış olup alkolün kişilerin sürüş yetenekleri üzerindeki etkisinin tartışılmadığını ve bu hususun hangi sebeple müterafik kusur indirimi kabul edilebileceğinin değerlendirilmediğini, müterafik kusur indirimi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; daha önce adli yargıda açılan davada sulh olunup davacıya gerekli ödemeyi yaptıktan sonra davacı vekilinin davadan feragat ettiğini ve davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiğini, her durumda önceki ödemenin güncellenip tazminattan düşülmesini, davacıdaki maluliyet oranında artma olduğu iddiasının somut şekilde kanıtlanamadığını ve sunulan raporun yetersiz olduğunu, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, alkollü olduğunu bildiği bir sürücünün kullandığı araca kendi iradesi ile binen ve kaza geçirip yaralanan davacının müterafik kusurlu olduğunu ve tazminattan bu nedenle indirim yapılması gerektiğini, davacının hatır için taşındığını bu nedenle de tazminattan indirim yapılması gerektiğini, ıslah edilen tutara ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından davacıya rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasını ve varsa tazminattan düşülmesi gerektiğini belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3.Değerlendirme
1.Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
Davacı eldeki davayı artan maluliyet iddiası ile açmış olup daha evvel Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/470 E. sayılı aynı taraflar arasında görülen davada dava dayanağı sağlık kurulu raporunda davacının %12 sürekli iş göremezliği olduğunun tespit edildiği, davacının davasından feragat ettiği anlaşılmaktadır.
Eldeki davada davalının hukuki durumunun, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri uyarınca alınacak yeni bir raporda, artan maluliyet ile gelişen durum olup olmadığı sorunu çözüldükten sonra değerlendirilmesi gerekir. Gelişen durumun varlığı hâlinde gelişen durum yönünden yeniden dava açılabilmesi mümkündür.
Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği hâlde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Trafik kazası sonucu yaralanmalar nedeni ile ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık “gelişen durum” ve dolayısıyla gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olmaktadır. Böyle hâllerde zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş sayılamaz. Gelişen durumun söz konusu olup olmadığı her olaya özgü olarak dosyaya sunulan delillere göre belirlenir.
Bu itibarla; davacıdaki yaralanmanın hangi tarihli tedaviyle tamamen iyileştiği, iyileşme sonrası aynı yaralanma nedeniyle gelişen bir durumun bulunup bulunmadığı, varsa gelişen durumun hangi tarihte sona erdiği kesin olarak belirlenmelidir. Çünkü tedavinin ne zaman sona erdiği ve sürekli iş göremezlik oranının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir hâle geldiği, gerçek zararın tespiti açısından önemlidir.
İtiraz Hakem Heyetince; kaza sonrası tüm tedavi belgeleri getirtilerek davacının %12 oranında sürekli iş göremezliğini belirleyen rapor, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 24.01.2020 tarihli %17,2 oranında sürekli iş göremezliğini belirleyen rapor ve davacının dosyaya sunduğu hükme esas teşkil eden 04.06.2020 tarihli %32.2 oranında sürekli iş göremezliğini belirleyen rapor karşılaştırılarak ilk rapor ile sonraki raporlar arasında maluliyet oranının belirlenmesine etki eden fiziksel ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde gelişim olup olmadığını belirlemeye elverişli, yeni bir sağlık kurulu raporu alınmalıdır. Söz konusu rapor, oluşturulacak farklı bir uzman doktor heyetince, kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak ve bizzat muayene edilerek düzenlenmelidir.
Açıklanan nedenlerle; davacıdaki yaralanmanın gelişen durum olup olmadığı ve davaya konu kaza nedeniyle davacının artan maluliyetinin bulunup bulunmadığı hususlarında gerekçeli, denetime elverişli ve kaza ile illiyet bağının kurulduğu yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
2.Bozma neden ve şekline göre; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VII. KARAR
1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
29.02.2024 tarihinde Üye ...'un ve Üye ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) (Karşı Oy) KARŞI OY
Başvuran şahıslar tarafından Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/470 Esas sayılı dosyasında aynı konu ve aynı taleple ilgili olarak aynı davalıya karşı dava açılmış, yargılama sırasında davacının maluliyetinin bulunmadığı tespit edilmiş, bu dava davacı tarafça takip edilmemiş mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin 14 üncü fıkrası uyarınca "Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak komisyona başvuru yapılamaz." Anılan hüküm uyarınca Mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıklarla ilgili olarak Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruda bulunulamayacağı emredici olarak düzenlenmiştir. Yasal düzenlemede, Mahkeme ya da Tüketici Sorunları Hakem Heyetine bir başvurunun yapılmış olması, uyuşmazlığın mahkemeye intikal etmiş olması engel olarak getirilmekte, yapılan başvurunun derdest olup olmadığı şartı aranmamaktadır. Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusunu "seçimlik hukuk yolu" olarak düzenleyen yasa koyucunun, bu hükmü düzenlerken iki başvuru yolu arasında derdest bir durum olup olmadığını araştırma amacı gütmediği açıktır. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin 23 üncü fıkrası uyarınca "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun hükümleri, sigortacılıktaki tahkim hakkında dakıyasen uygulanır."
HMK madde 114/2 "Diğer kanunlarda yer alan şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." anlamında getirilmiş, bir "dava şartı" niteliğindedir ve HMK madde 115/1 gereği "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." HMK madde 115/ (2) "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Şu durumda az yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince talebin reddine karar verilmesi gerekirken İtiraz Hakem Heyeti kararının bu nedenle bozulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyoruz.