Danıştay 13. Daire Başkanlığı
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/1136 E. , 2024/3070 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde belirtilen kaçakçılık suçunun işlendiğinden bahisle davacıya ait akaryakıt istasyonunun 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca mühürlenerek piyasa faaliyetinin geçici olarak durdurulmasına ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (Kurum) Denetim Dairesi Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; bayilik lisansı sahibi davacının 2021 hesap dönemi işlemlerinin sahte belge kullanma yönünden incelenmesi sonucunda düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Vergi Suçu Raporu'nda; davacının 2021 hesap döneminde sahte belge kullandığının tespit edildiği ve hakkında 213 sayılı Kanun'un 359/b maddesinde yazılı suçları işlediğinden bahisle aynı Kanun'un 367. maddesi uyarınca Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğu anlaşıldığından, 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca piyasa faaliyetinin geçici olarak durdurulmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; dava konusu işlemin dayanağı olan 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde yer alan “... ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur...” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz yolu ile iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına karar verilmesi üzerine; 14/11/2023 tarih ve 32369 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 28/09/2023 tarih ve E:2023/35, K:2023/163 sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiği, kanun koyucu tarafından söz konusu iptal gerekçeleri dikkate alınarak 27/12/2023 tarihinde kabul edilen ve 28/12/2023 tarih ve 32413 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7491 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 48. maddesiyle anılan maddenin yeniden düzenlendiği, 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 2. fıkrasının (g) bendinde yapılan yeni düzenlemede, Kanun’da tedbir işleminin değişen şartlara göre soruşturma ve kovuşturma aşamasında gözden geçirilmesine imkan tanınmasına yönelik olarak davalı Kuruma, geçici durdurma (mühürleme) işleminin kaldırılıp kaldırılmayacağının bu fıkrada yer verilen suçlarla sınırlı olmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığı veya mahkemelerden temin edilecek bilgilere göre altı ayda bir değerlendirilmesine yönelik yükümlülük getirildiği, Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilen yasal düzenlemeden farklı olarak mahkûmiyet dışında bir hüküm veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde kesinleşme beklenilmeksizin geçici durdurma işleminin Kurum tarafından kaldırılacağına dair değişiklik yapıldığı;
Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararındaki gerekçeler dikkate alınmak suretiyle uyuşmazlık konusu işleme dayanak alınan Kanun maddesinde yapılan yeni düzenlemenin davacı lehine yeni bir hukuki durum oluşturmadığı, vergi suçu raporu üzerine davacı hakkında Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın devam ettiği, gelinen süreçte işbu karar tarihi itibarıyla ilgili hakkında kesinleşmiş kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verildiğine dair bir bilgi ve/veya belgenin dosyaya sunulamadığı dikkate alındığında, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, sahte belge kullanılmadığı, yalnızca vergi suçu raporu düzenlenmesinin yaptırım uygulanması için yeterli olmadığı, süresi dahi belli olmayan, maddi varlıklarına ciddi zararlar verebilecek nitelikteki mühürleme işleminin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY :
Bayilik lisansı sahibi davacının 2021 yılı hesap dönemi iş ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullandığından ve anılan fiilin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesi uyarınca kaçakçılık suçunu oluşturduğundan bahisle hakkında ... tarih ve ... sayılı Vergi Suçu Raporu düzenlenmiştir. Anılan rapor ve ekleri Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'nca değerlendirilmiş, kamu davası açılabilmesi için yasal şartların oluştuğu ve konunun Cumhuriyet Başsavcılığı'na intikal ettirilmesi gerektiği hususunda 17/08/2022 tarihli mütalaa verilmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nca 17/08/2022 tarihli olumlu mütalaa formu ve vergi suçu raporu ekleriyle birlikte Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunularak suç duyurusunda bulunulmuş, akabinde de gerekli değerlendirmede bulunulmasını teminen ilgili belgeler davalı Kurum'a gönderilmiştir. Davalı idarece yapılan değerlendirme sonucunda, davacıya ait akaryakıt istasyonunun mühürlenerek piyasa faaliyetinin geçici olarak durdurulması konulu ... tarih ve ... sayılı işlem tesis edilmiş ve akaryakıt istasyonu 29/08/2022 tarihinde mühürlenmiştir. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu; bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği kurala bağlanmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinde, "a) Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;
1.Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler,
2.Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar,
Hakkında on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, bu fıkra hükmünün uygulanmasında gizleme olarak kabul edilir. Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge ise, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedir.
b)Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir...
ç)(Hazine ve Maliye Bakanlığınca yetkilendirilmediği halde, ödeme kaydedici cihaz mührünü kaldıran, donanım veya yazılımını değiştiren veya yetkilendirilmiş olsun ya da olmasın ödeme kaydedici cihazın hafıza birimlerine, elektronik devre elemanlarına veya harici donanım veya yazılımlarla olan bağlantı sistemine ya da kayıt dışı satışın önlenmesi için kurulan elektronik kontrol ve denetim sistemleri veya ilgili diğer sistemlere fiziksel veya bilişim yoluyla müdahale ederek; gerçekleştirilen satışlara ait mali belge veya bilgilerin cihazda kayıt altına alınmasını engelleyen, cihazda kayıt altına alınan bilgileri değiştiren veya silen, ödeme kaydedici cihaz veya bağlantılı diğer donanım ve sistemler ya da kayıt dışı satışın önlenmesi için kurulan elektronik kontrol ve denetim sistemleri veya ilgili diğer sistemler tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığı veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarına elektronik ortamda iletilmesi gereken belge, bilgi veya verilerin iletilmesini önleyen veya bunların gerçeğe uygun olmayan şekilde iletilmesine sebebiyet verenler üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır..." kuralına yer verilmiştir. 30/04/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7318 sayılı Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10. maddesiyle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin ikinci fıkrasına eklenen (g) bendinde, "Bu Kanuna göre lisansa tabi faaliyetler ile ilgili olarak, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinin (a) ve (b) fıkraları kapsamında; muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya bu belgeleri kullanma, belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme veya bu belgeleri kullanma suçları ile aynı maddenin (ç) fıkrasında yazılı suçların işlendiğinin anılan Kanunun 367 nci maddesi uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi ile birlikte durum, Kuruma da iletilir ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez. Kesinleşmiş mahkeme kararına göre lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Bu bent kapsamında kalan fiillere ilişkin olarak verilen idari para cezaları ödenmediği müddetçe lisansa konu tesis için lisans verilmez. Bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." kuralı yer almıştır.
Anılan kanun değişikliğinin Anayasa'ya aykırı olduğu itirazıyla yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi'nin 28/09/2023 tarih ve E:2023/35, K:2023/163 sayılı kararıyla, "... ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur..." ve "... ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." bölümleri Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş, anılan karar dokuz ay sonra yürürlüğe girmek üzere 14/11/2023 tarih ve 32369 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Anayasa Mahkemesi'nin söz konusu kararı üzerine 28/12/2023 tarih ve 32413 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7491 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 48. maddesiyle 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ve Anayasa'ya aykırı bulunan ibare, "...ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler geçici olarak durdurulur ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." şeklinde değiştirilmiş ve birinci cümleden sonra gelmek üzere, "Kurum tarafından geçici durdurma işleminin kaldırılıp kaldırılmayacağı bu fıkrada yer verilen suçlarla sınırlı olmak üzere Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkemelerden temin edilecek bilgilere göre altı ayda bir değerlendirilir. Ancak kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi üzerine ya da mahkûmiyet dışında bir hüküm veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde kesinleşmesi beklenmeksizin Kuruma yargı merciince bildirilmesiyle veya sair suretlerle Kurumca ıttıla edilmesi durumunda geçici durdurma işlemi Kurum tarafından kaldırılır." cümleleri eklenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nda 7318 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler dikkate alındığında, Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinin (a), (b) ve (ç) bentleri kapsamında yazılı suçların işlendiğinin vergi müfettişleri, vergi müfettiş yardımcıları ve vergi incelemesine yetkili olan diğer memurlar tarafından tespiti halinde, ilgili "rapor değerlendirme komisyonu" mütalaasıyla durumun Cumhuriyet başsavcılığına bildirileceği, ayrıca bu hususta Kuruma da bildirimde bulunulacağı ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetlerin geçici olarak durdurulacağı anlaşılmaktadır. 7318 sayılı Kanun'un "Genel Gerekçesi"ne bakıldığında, "...Özellikle 28/3/2013 tarihli ve 6455 sayılı Kanun ile 5015 sayılı Kanunun 20 nci maddesine eklenen '5607 sayılı Kanunda belirtilen kaçakçılık fiillerinin işlendiği tespit edilen rafineri hariç her türlü tesiste lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar Kurum tarafından geçici olarak durdurulur ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez. Kesinleşmiş mahkeme kararına göre lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Lisans sahibine verilen idari para cezası ödenmeden lisansa konu tesis için lisans verilmez.' hükmünün olumlu etkileri ile birlikte ulusal marker ve bayi denetim sistemlerinin katkıları ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında yer alan kaçakçılık fiilleri ile mücadelede büyük oranda başarıya ulaşılmıştır... Bununla birlikte son dönemde akaryakıt kaçakçılığının yerini, halk arasında “fatura ticareti” olarak bilinen mali usulsüzlüklerin aldığına ilişkin ciddi emareler karşımıza çıkmaktadır. Bu tür usulsüzlüklerin ciddi boyutlarda vergi ziyaına neden olduğu gibi piyasada faaliyet gösteren taraflar arasındaki rekabete de zarar verdiği görülmektedir.
Bu kapsamda yukarıda yer alan olumsuz durumların önüne geçilebilmesi için bir dizi değişikliğe ihtiyaç duyulmuş ve bu Kanun teklifi hazırlanmıştır..." ifadeleri yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesi'nin 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer alan bölümün Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmesine dair yukarıda anılan kararında, "...5015 sayılı Kanun’da tedbir işleminin değişen şartlara göre soruşturma ve kovuşturma aşamasında gözden geçirilmesine imkân tanıyan bir düzenleme bulunmadığı gibi kişi hakkında yürütülen ceza yargılamasında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın veya beraat kararının verildiği ancak henüz kesinleşmediği döneme dair bir istisnanın da yer almadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kişi hakkında yürütülen ceza yargılamasında idarenin tespitinden farklı bir değerlendirme yapıldığı durumlarda kuralın idarenin tedbir işlemini sebep unsuru yönünden yeniden gözden geçirmesine imkân tanımadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, tedbir işleminin değişen şartlara göre soruşturma ve kovuşturma aşamasında gözden geçirilerek kaldırılmasına veya bu süre zarfında faaliyetin geçici olarak durdurulmasında daha hafif tedbirin uygulanmasına imkân tanımayan kuralın kişilere aşırı bir külfet yüklediği ve kamu zararının önlenmesi biçimindeki amaç ile teşebbüs özgürlüğüne getirilen sınırlama arasındaki makul dengenin bozulduğu, kuralın orantısız, dolayısıyla ölçüsüz bir sınırlamaya neden olduğu anlaşılmaktadır..." gerekçesine yer verildiği görülmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı henüz yürürlüğe girmeden, 27/12/2023 tarihinde 7491 sayılı Kanun'un 48. maddesiyle getirilen yeni düzenleme ile 5015 sayılı Kanun’da tedbir işleminin değişen şartlara göre soruşturma ve kovuşturma aşamasında gözden geçirilmesine imkân tanınmasına yönelik olarak; geçici durdurma işleminin kaldırılıp kaldırılmayacağının Cumhuriyet Başsavcılığı veya mahkemelerden temin edilecek bilgilere göre altı ayda bir değerlendirileceğine, ayrıca, mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi hâlinde ise, Kurum'a yargı merciince bildirilmesiyle veya sair suretlerle Kurumca haberdar olunması durumunda kesinleşme beklenmeksizin geçici durdurma işleminin Kurum tarafından kaldırılacağına dair değişiklik yapıldığı anlaşılmaktadır. 5015 sayılı Kanun'un 20/2-(g) maddesinin yürürlüğe girmesiyle birlikte, Kurum'a yapılan bildirimler üzerine çok sayıda akaryakıt istasyonunun faaliyetinin geçici olarak durdurulduğu, bu kapsamda kaçakçılık suçuna ilişkin yürütülen ceza soruşturma ve kovuşturması ile birlikte aynı tespitlere istinaden vergi kanunlarına aykırılık nedeniyle ilgililer hakkında vergi dairelerince de vergi tarh edildiği ve ceza kesildiği görülmektedir. Bu bağlamda, aynı tespite ilişkin olarak adli yargı süreci ile birlikte vergi yargılaması sürecinin ve bu yargılamalarda ortaya konulan deliller ile yargı mercilerince verilen kararların birbirine etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bakılan uyuşmazlıklarda, taraflarca dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden, adli yargı ve vergi yargısı süreçlerinin genel itibarıyla eşgüdümlü olarak ilerlemediği anlaşılmaktadır. Söz gelimi, savcılık soruşturması devam ettiği, henüz ceza davası süreci başlamadığı halde aynı fiil nedeniyle vergi dairesince tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılan davada vergi mahkemesince esas hakkında karar verilmiş olabildiği gibi, vergi yargılaması devam ederken adli sürecin kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, yahut ceza mahkemesince verilen beraat, mahkumiyet ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kararlar ile sonuca bağlanabildiği, bu kararlardan bir kısmının kesinleştiği, bir kısmında ise kanun yolu aşamalarının devam ettiği görülmektedir.
Mühürleme işlemlerinin dayanağı olan 5015 sayılı Kanun'un 20/2-(g) maddesine göre, vergi incelemesi sonucunda tespit edilen hususlarla ilgili olarak savcılığa suç duyurusunda bulunulmasıyla birlikte Kurum'a yapılan bildirim üzerine Kurum tarafından geçici durdurma işlemi tesis edilecektir. Ancak, Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda sözü edilen kararında da belirtildiği üzere, tedbir niteliğindeki mühürlemenin devam edip etmeyeceğinin soruşturma ve kovuşturma aşamasında değişen şartlara göre Kurum tarafından gözden geçirilmesi, mühürleme işleminin iptali istemiyle açılan davalarda da, idari yargı mercilerince, ortaya çıkan yeni hukuki durumların göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Bu bağlamda, mühürlemeye ilişkin kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu itirazıyla yapılan başvurularda yer alan; "itiraz konusu kural nedeniyle lisansa tabi faaliyetlerin durdurulmasına ilişkin kararın hukuka uygun olup olmadığı ile uyuşmazlığın esasına yönelik hususların idari yargı mercii tarafından incelenemediği, bu durumun etkili bir hak arama imkânını ortadan kaldırdığı" iddialarına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi'nce, "Kanun dışı faaliyetin önlenmesi bakımından idarece yapılacak tespit üzerine faaliyetin geçici olarak durdurulması etkili bir araçtır. Söz konusu tedbir işleminin bir mahkeme tarafından uygulanması gerektiğine dair anayasal güvence bulunmamakla birlikte tedbirin yargısal bir tespit olmadan uygulanacak olması hatalı değerlendirmelerin yapılması ihtimalini de beraberinde getirmektedir. Buna karşın tedbir işlemine karşı Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca idari yargı yoluna başvurulması ve açık bir hukuka aykırılığın bulunduğu hâllerde yargı mercilerince yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi mümkündür..." gerekçelerine yer verilerek, mühürleme işleminin iptali istemiyle açılan davalarda idari yargı mercilerince uyuşmazlığın esasına yönelik değerlendirme yapılarak bir karar verilmesinde herhangi bir engelin bulunmadığı açıkça ifade edilmiştir.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, vergi incelemesi neticesinde kaçakçılık fiilinin işlendiğine kanaat getirilmesi ve savcılığa suç duyurusunda bulunularak durumun Kurum'a bildirilmesinden sonra, savcılıkça kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ya da açılan ceza davasında mahkumiyet dışında bir hüküm verilmesi halinde mühürleme işleminin dayanaksız kalacağı sonucuna varılmaktadır. Aksi bir düşüncenin kabulü, Anayasa'nın 138. maddesinde sözü edilen "yasama ve yargı organları ile idarenin" mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğuna dair kuralın yargı mercileri tarafından dikkate alınmaması sonucunu doğuracaktır.
Somut uyuşmazlığa gelindiğinde, davacı hakkında sahte belge düzenleme fiilini işlediğinden bahisle Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan yürütülen soruşturma dosyasında Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararı ile davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu karara karşı yapılan itiraz başvurusunun ... Sulh Ceza Hakimliği'nin ... tarih ve Değişik İş:... sayılı kararı ile reddine karar verildiği, anılan kararın kesinleştiği görülmüştür.
Bu durumda, davacı nezdinde yapılan vergi incelemesine istinaden tesis edilen mühürleme işleminin dayanağı niteliğindeki vergi suçu raporunda yer alan tespitlerin aksinin adli yargı merciince verilen karar ile ortaya konulduğu anlaşıldığından, dava konusu mühürleme işleminin dayanaksız kaldığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2.Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 03/07/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.