Esas No
E. 2021/1539
Karar No
K. 2024/1856
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2021/1539

KARAR NO: 2024/1856

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:21/06/2021

NUMARASI:2017/935 Esas - 2021/483 Karar

DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkinDüzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/12/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.05.2016 tarihli 2016/699 D.İş nolu , 2016/700 Karar nolu kararıyla Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklı,68.517,21-TL alacak için ihtiyati haciz kararı alınmış olduğunu, yine davalı tarafından ... Sayılı Dosyasından müvekkili davacı aleyhine, 68.517,21-TL , alacağın tahsili için genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatılmış olduğunu, söz konusu icra takibine konu Genel Kredi Sözleşmesi incelendiğinde, kredi sözleşmesinin ... Şti ile ... Bankası A.Ş arasında imzalandığı, kullandırılan veya kullandırılacak kredi miktarının 1.000.000 TL olduğu, sözleşme tarihinin 30.05.2014 tarihi olduğu, sözleşmenin " Gerçek Kişi Müteselsil Kefil" kısmında müvekkil...' ın yer aldığı, müteselsil kefil olacağına dair beyanda bulunduğu , İmza attığı görülmekte olduğunu, ... sayılı dosyasından davalı müvekkilinin adresine gönderilen tebligattan müvekkiline geç haberdar olmuş ve süresinde itiraz edemediğini, davacı müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davalının icra takibine konu ettiği genel kredi sözleşmesinden kaynaklı kefalet sıfatıyla atılan imzanın müvekkile ait olmadığını, bu husus bilirkişi aracılığıyla yapılacak imza incelemesi ile açığa çıkacağını belirterek, davanın kabulünü talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, dava dışı ...Şti 'ne açılan ve kullandırılan kredilere kefaleti nedeniyle müvekkili bankaya borçlu olduğunu, kredi kullanan şirketin takip tarihinde Karahan ailesine ait olup, dava dışı diğer takip borçlusu Bayram Karahan'ın şirket sahibi ve davacının oğlu olduğunu, konu borç vadesinde ödenmediği gibi ihtarname tanzimine rağmen de ödenmemiş, alacağın tahsili için önce ihtiyati haciz talep edilmiş ve yasal takip başlatıldığını, cevap dilekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacının iddiası, dosyadaki bilgi ve belgeler, dava konusu Genel Kredi Sözleşmesi aslı ile alınan detaylı, gerekçeli, denetime elverişli, dosya kapsamı ile uyumlu olması nedeniyle itibar edilen teknik bilirkişi raporu doğrultusunda, Genel Kredi Sözleşmesindeki kefil imzasının davacıya ait olmadığının sabit olmasına göre; davacının davasının kabulü ile davacının, İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyasında takibe konu alacak bakımından davalıya borçlu olmadığının tespitine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Davacı vekilinin dava dilekçesinde, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürdüğü, basiretli tacir olan bankanın, kredi sözleşmesi imzalanırken taraflarını ve kefillerini bizzat görerek sözleşmeye imza attırılmasını sağlaması gerektiği anlaşılmakla İİK'nin 72/5.maddesi uyarınca davacı tarafın kötüniyet tazminatının da kabulüne , ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararına dayanak hatalı bilirkişi raporunda, takip dayanağı banka sözleşmeleri, 30.05.2014 tarihli olduğu halde, karşılaştırılan belgeler bu tarihten sonra, çok sonra 2016-2017-2019 yıllarına ait olduğunu, raporda kıyas edilen imzalardan takip dayanağı belge tarihinden önce olanlar ise resmi nitelik taşımamakta veya çok daha eski tarihli bulunduğunu, imza incelemesi, yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak yapılmadığını, rapor sayın bilirkişinin mücerret beyanı niteliğinde olduğunu, mukayese imzalar basit tersimli olup, yazı ve harf içermediğini, bunların mukayeseye esas alınması yanlış sonuçlara yol açtığı gibi, usule de aykırı olduğunu, basit tersimli imzaların, adli tıp ihtisas dairesince incelenmesi gerektiğini, ayrıca dava konusu olmadığı halde zilfi karahan imzasının da inceleme konusu yapılması yasaya ve usule aykırı olup davacının bu yönde bir talebi var ise davasını ıslah etmesi gerektiği halde, mahkemenin kendiliğinden talep dışında inceleme yapmasının usule aykırı olduğunu, başlı başına istinaf incelemesinde kararın kaldırılması sebebi olması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesine verilmiş kefaleti bulunmadığından borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kefaleteki imzanın davacıya ait olup olmadığı ve kefaletin geçerli olup olmadığı noktasındadır. Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu ve diğer sorumlular hakkında, ... sayılı takip dosyasında, "kredi sözleşmesi, ihtarname" sebebine dayalı olarak toplam 137.736,08 TL alacağın tahsili istemiyle 13/05/2016 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış ve takip kesinleşmiştir.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca, genel kredi sözleşmesine ilişkin kefaletteki imzanın kendisine, eş rızasına ilişkin imzanını da eşine ait olmadığı iddiasıyla davaya konu icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 208/1. Maddesine göre, taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır. Maddenin üçüncü fıkrasına göre de, bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir. Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, mahkemece HMK'nın 211. Maddesinde düzenlenen usulde inceleme yapılmalıdır.HMK'nın 211. Maddesi düzenlemesinden anlaşılacağı üzere takibe dayanak belgenin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir.İmza incelemesinde öncelikle belge/senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, düzenleme tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.Diğer taraftan adli bilimler disiplininin bir dalı olan kriminalistiğin özel bir sahası olan adli grafoloji ve belge sahteciliği dalı, el yazısı ve imzaların grafolojik açıdan kişinin samimi yazı ve imzalarının karakteristik yazım özelliklerinin tespitini ve belirlenen karakteristiklerin, araştırılan (incelemeye konu olan) yazı ve imzalarda da var olup olmadığının incelenmesini içerir. Bilirkişi inceleme sonucunda belge/senette borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçluya ait olup olmadığına ilişkin bir kanaate ulaşır. Mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir(Yargıtay HGK'nın 08.10.2019 tarihli ve 2017/(19)11-911 E. - 2020/736 K. sayılı kararı). Mahkemece, davalının mukayese imza ve yazı örnekleri usulünce toplanarak dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi raporunda davaya konu genel kredi sözleşmesinin kefil kısmında davacı ismine atfen atılmış imza ve yazılarının davacıya ait mevcut mukayese imza ve yazılarına kıyasla davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.

Bilirkişi raporu gerekçeli, denetime elverişli ve somut olaya uygun olup, ilk derece mahkemesince hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı tarafça, davaya konu 30/05/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinde bulunan kefil... imzasının basit tersimli bir imza olması sebebiyle gerçeğin tespit edilmesinin oldukça zor olduğu ve bu nedenle genel kredi sözleşmesi üzerinde detaylı bir inceleme yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, dosyada alınan bilirkişi raporu karşısında, imzanın davacıya ait olduğu iddiasının davalı banka tarafından ispatlanması gerekir.Dosyaya sunulan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemelerine göre kefaletteki imzanın davacıya ait olduğu ispat edilememiştir.Geçerli bir kefalet sözleşmesinden bahsedilebilmesi için kefil olacak kişinin sözleşmede imzasının bulunması şart olup, genel kredi sözleşmesinde davacıyı bağlayan bir imza bulunmadığından bu sözleşmeye istinaden kullandırılan kredilerde davacının herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.352,18 TL harcın, alınması gerekli olan 9.408,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.056,57‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,

HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 19/12/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.