1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı ile aralarında iş akdi bulunduğu, davalının işçisi olduğu, davalının iş akdinin 28/02/2024 tarihinde feshedildiği, taraflar arasındaki sözleşmede rekabet yasağının kararlaştırıldığı, davalının bu kurala uymaksızın davacı şirket ile rekabet halinde bulunan aynı sektörde faaliyette bulunan bir şirkette çalışmaya başladığını belirterek 375.375,00 TL cezai şart alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu, zamanaşımı defi ve hak düşürücü süre itirazlarının bulunulduğu, sözleşmedeki rekabet yasağının sadece işçi aleyhine konulduğu, bu nedenle geçersiz olduğu, davacı şirketteki pozisyonu ile dava dışı şirketteki işinin aynı mahiyette olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
DELİLLER
- Davacı tarafından sunulan iş akdi, -Davacıya ait hizmet döküm cetveli ve işe giriş ve çıkış bildirgeleri.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Somut uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nın rekabet yasağı sözleşmesine ilişkin 444 ve devamı maddelerinin tatbik edilmesi gerekmektedir. 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi uyarınca, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması aranmaktadır. 6098 sayılı TBK’nın 445/2 fıkrasına göre de “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” Bu hükümden ve konuya ilişkin diğer hükümlerden de anlaşılacağı üzere, 6098 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile 818 sayılı Kanundan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı ve süresi bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklı olarak davalı işçiden iş bu dava ile cezai şart talebinde bulunduğu, davacının davalı işçinin iş akdinin haklı nedenle feshedildiği, davalının rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davrandığı iddiasında bulunduğu, davalının ise mahkememizin görevine itiraz ettiği, zamanaşımı defi ve hak düşürücü süre itirazında bulunduğu, rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu savunduğu, taraflar arasında mahkememizin görevli olup olmadığı, davaya konu alacağın zamanaşımı ve hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı, davalı işçinin iş akdinin ne şekilde sona erdiği, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, davacının cezai şart talep edip edemeyeceği, talep edebilecek ise talep edebileceği miktarın ne kadar olduğu hususlarında ihtilaf bulunduğu görülmüştür. Davacının rekabet yasağına aykırılık iddiası ile eldeki davayı ikame ettiği, davalının ihlale konu eyleminin iş akdinin feshinden sonra gerçekleştiğinin ileri sürüldüğü, bu sebeple dava konusu uyuşmazlığın mutlak ticari dava olduğu ve mahkememizin görevli olduğu değerlendirilmiştir.
Davalı tarafından hak düşürücü süre itirazı ve zamanaşımı definde bulunulmuş ise de, davaya konu alacağın para alacağı olduğu, hak düşürücü süreye tabi olmadığı, zamanaşımı defi yönünden yapılan incelemede ise taraflar arasındaki uyuşmazlığın rekabet yasağından kaynaklanan cezai şart isteğine ilişkin olduğu, alacağın bu niteliği itibariyle 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında ücret alacağı olarak nitelendirilemeyeceği, yine bu kanunun Ek-3.maddesinde belirtilen alacaklardan da olmadığı, bu sebeple genel zamanaşımı hükümlerine tabi olduğu, 6098 sayılı TBK'nun 146 maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve davacının dava dışı şirkette işe başladığı 18/03/2024 tarihi itibariyle cezai şart alacağının muaccel hale geldiği ve zamanaşımının bu tarihten başladığı, dava tarihi itibariyle zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşılmıştır.
Davacının davaya konu alacağının davalı ile imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin personelin sadakat borcu başlıklı 8.bölümünün rekabet yasağı başlıklı 2.maddesine dayandığı, söz konusu hükümde taraflarca " Personel, işbu hizmet sözleşmesinin işveren tarafından 4857 Sayılı İş Kanunu uyarınca haklı sebeplerle feshedilmesi halinde, 1 yıl süre işveren'de çalışmış olduğu dönemdeki sorumluluk alanı ile ilgili olarak ile işveren ile rekabet etmeyeceğini, kendi nam ve hesabına rakip bir işletme açmayacağını, İşveren'in faaliyet gösterdiği alanda işveren ile doğrudan rekabet halinde bulunan ve İstanbul - Bursa- İzmir - sınırları içerisinde piyasada ilk beş (5) Sırada olduğu genel olarak bilinen işletme-kurum ve kuruluşlarda ortak, temsilci, danışman veya işveren sıfatıyla görev alamayacağını kabul, beyan ve taahhüt eder. Aksi halde İşverenin ilk yazılı talebi üzerine kendisine son olarak filen ödenen aylık ücreti esas alarak 6 brüt ücreti tutarında cezai şart ödeyeceğini, bu cezai şartın fahiş olmadığını ve Tahakkuku halinde itiraz etmeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder ve Personel İşbu cezai şartı ödeyerek bu yükümlülüğünden kurtulamaz. Personelin, işbu maddede yer alan yükümlülüğünü ihlali sebebiyle İşveren'in, uğrayacağı zarar ve ziyanı personel'den talep hakkı saklıdır. " şeklinde rekabet yasağının ve cezai şartın kararlaştırıldığı görülmüştür.
Dosyamız içerisine kazandırılan SGK kayıtlarına göre davalının davacı şirkette 19/04/2022 tarihinde işe başladığı, 28/02/2024 tarihinde işten ayrıldığı, 18/03/2024 tarihinde dava ... Elektronik Cihazlar Sanayi ve Tic. Ltd Şti'nde işe başladığı, davacı tarafından davalının bu eyleminin rekabet yasağına aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüş ise de yukarıda yer verilen sözleşme hükmünde tarafların davacı işveren tarafından davalı işçinin iş akdinin haklı nedenle feshedilmesi halinde cezai şart ödemesinin kararlaştırıldığı, ancak davacı tarafından davalı işçinin iş akdinin haklı nedenle feshedildiği ileri sürüldüğü halde davalı işçinin ise istifa ettiğini savunduğu, mahkememizce bu kapsamda 06/12/2024 tarihli celsede davacıya davalı işçinin iş akdinin ne şekilde sona erdiğine dair beyanda bulunmak ve buna ilişkin belgeleri sunmak üzere kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının hatırlatıldığı, davacı tarafından kesin süre içerisinde herhangi bir beyanda bulunmadığı ve belge sunulmadığı, dosyamız içerisine alınan işten çıkış bildirgelerine göre davalının davacı işyerinden istifa etmek suretiyle ayrıldığı, bu hususun davacı işveren tarafından SGK'ya 03 kodu ile bildirildiği, bu durumda taraflar arasındaki sözleşmede davalı tarafından iş akdinin feshedilmesi halinde rekabet yasağı ve cezai şarta ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığına göre davacı işverenin davalıdan talepte bulunmasının haksız olduğu, iddianın ileri sürülüş biçimi, savunmanın kapsamı ve mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
1.Davanın REDDİNE,
2.Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 6.410,47 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 5.795,07 TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya İADESİNE,
3.Mahkememizce bu yargılama nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4.Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
5.6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
6.İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 2.080,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. maddesi uyarınca davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/01/2025 Katip ... Hakim ... E-İMZA E-İMZA