Esas No
E. 2024/596
Karar No
K. 2025/148
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/596
KARAR NO: 2025/148
DAVA: Haksız İşgal Tazminatı (Ecrimisil)
DAVA TARİHİ: 08/06/2022
KARAR TARİHİ: 04/03/2025

Mahkememizde görülmekte olan haksız işgal tazminatı (ecrimisil) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA/

Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili bankanın ... adresindeki 147 pafta, 1008 ada, 10 parselde kain taşınmazın 10,11,12,13 ve 14 numaralı bağımsız bölümlerinin maliki olduğunu, davalının ise aynı binada otopark olarak işletmesini kullandığını ve 16 numaralı bağımsız bölümün maliki olduğunu, 10/12/2010 tarihinde dava dışı ... İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından satın alınan 16 numaralı bağımsız bölümün satın alım tarihinden bugüne otorpark olarak kullanıldığını, ... İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin 29/08/2012 tarihi itibariyle davalı şirketle davalı unvanı altında birleşmesi nedeniyle davanın 16 numaralı bağımsız bölümün yeni ve halihazırdaki maliki olan ...Anonim Şirketine yöneltildiğini, ücretsiz olarak bina kullanımına tahsis edilmesi gereken otopark yerleri ile yine otopark olarak kullanımından kaynaklı olarak 10.000,00-TL ve ortak alanlara kurdurulan baz istasyonlarından elde edilen kira gelirlerinden kaynaklı 5.000,00-TL olmak üzere toplam 15.000,00-TL belirsiz ecrimisil alacağınını dava tarihinden itibaren işletilecek olan ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle müvekkili bankaya ödenmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.

SAVUNMA /

Davalı vekili cevap dilekçesi ile; mahkemenin yetkisiz olduğunu, zaman aşımı ve hak düşürücü itirazları olduğunu, davacı tarafın hangi döneme ilişkin ecrimisil talebinde bulunduğunun açıklanmasına ilişkin süre verilmesini, davanın usul ve esas yönünden reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE/ Elde dava dosyası, ....Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.10.2023 tarihli ... sayılı görevsizlik kararı üzerine mahkememize gelmiş olup mahkememizin ... esas sırasına kaydı yapılmıştır.

Yapılan yargılama sonunda, Mahkememizin 27/02/2024 tarihli ... sayılı kararı ile; 7155 sayılı Kanunun 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A. maddesi ve 7155 sayılı Kanunun 23. maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A-2. maddesi uyarınca arabulucuya başvurulmadan dava açılmış olması karşısında, davanın TTK'nın 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2,

HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

Mahkememizce verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesinin 20/09/2024 tarihli, 2024/2141 esas ve 2024/2457 karar sayılı kararıyla; "...eldeki davanın 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun Eşya Hukuku başlıklı 4. Kitabında düzenlenmiş 995. Maddesine dayalı ecrimisil davası olduğu, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgisinin olmadığı, davanın bu özelliği itibariyle mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği, Asliye Ticaret Mahkemelerinin uzmanlık gerektiren ticari davalara bakmakla görevli özel nitelikli mahkemeler olduğu, eldeki davada ise uyuşmazlığın TMK'nun 995. ve devamı maddeleri uygulanmak suretiyle çözüme kavuşturulacağı, taraflar arasında Türk Ticaret Kanunu hükümleri veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlık bulunmadığı hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinden davada genel mahkemelerin görevli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Aksi Düşünce asliye ticaret mahkemelerinin kuruluş amacına ve niteliğine aykırı olacaktır. Görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen göz önünde bulundurulur Ayrıca istinaf edenin sıfatına bakılmaksızın göreve ilişkin inceleme yapılır.

İstinaf incelemesine konu görevsizlik kararının isabetli olmadığı,

HMK'nın 353/(1).a.3 maddesi uyarınca kararın kaldırılması, görevlik mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dava dosyasının mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle kaldırılması üzerine dosya, bu defa mahkememizin ... esas sırasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.

Mahkememizce dosya kapsamında yapılan değerlendirmede; Dava, kat irtifakı kurulu ana taşınmazda ortak alanların haksız işgali nedeniyle 15.000 TL ecrimisil bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı şirket, davalı şirketin taşınmazını haksız olarak kullandığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan (HMK m. 114/c) iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen göz önünde bulundurulur (HMK m. 115/1).

İstinaf Mahkemesince de vurgulandığı üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.

Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.

Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesine göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.

Somut olaya gelince, eldeki davanın 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun (TMK) Eşya Hukuku başlıklı 4. kitabında düzenlenmiş 995. maddesine dayalı ecrimisil davası olduğu, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgisinin olmadığı, davanın bu özelliği itibariyle mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği, Asliye Ticaret Mahkemelerinin uzmanlık gerektiren ticari davalara bakmakla görevli özel nitelikli mahkemeler olduğu, eldeki davada ise uyuşmazlığın TMK’nun 995. ve devamı maddeleri uygulanmak suretiyle çözüme kavuşturulacağı, taraflar arasında Türk Ticaret Kanunu hükümleri veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlık bulunmadığı hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde davada genel mahkemelerin yani Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenler ile, Mahkememizin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan, 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek yargılama sonuçlandırılmıştır.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Mahkememizin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan, 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,

2.Karar kesinleştiğinde ve süresi içerisinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,

3.HMK'nın 331. maddesi uyarınca harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde, talep üzerine harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda mahkememizce karar oluşturulmasına,

4.HMK'nın 20. maddesi gereğince, karar tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde görevli mahkemeye gönderilmesi talebinde bulunulmaması halinde, davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/03/2025 Katip ... Hakim ...

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.