5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/834 Esas - 2024/813
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
KATİP ......
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafça 63.310,18 TL asıl alacağın yasal faiziyle birlikte tahsili için ... San. ve Tic. Ltd. Şti aleyhine yapılan......Esas (yeni ...... E) sayılı ilamsız icra takibi yapıldığını, davacının alacağını tahsil edemediğini, borçlu şirketin TTK geçici 7. maddesi uyarınca 23/01/2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğini ve 28/01/2014 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini öğrendiklerini, tüzel kişiliğin sona ermesi için resen terkin/tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılması gerektiğini, terkin ve tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve terkin/tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğunu belirterek ...'nün ... sicil nosunda kayıtlı ... Şirketi'nin tüzel kişiliğinin ihyasına ve ticaret siciline kaydedilmesini ve şirkete tasfiye memuru atanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; davalı müdürlüğün ... sicil numarası ile kayıtlı bulunan ... Şirketi'nin 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında 23/01/2014 tarihinde re'sen terkin edildiğini, terkinin usulüne uygun olarak yapıldığını, şirketin davalı müdürlüklerine bildirilen son adresine çıkarılan tebligatın "taşınmış" notuyla iade olunduğunu, ihtarın ayrıca 07/10/2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, şirketin son adresine tebligat yapıldığından tebligat ulaşmasa dahi yapılan ilanın Tebligat Kanunu uyarınca yapılmış bir tebligat sayılacağından hukuka uygun uygun olduğunu, terkin tarihinde şirketin derdest davalılarının, alacak ve borçlarının davalı müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, dava tarihi itibariyle Geçici 7. maddenin 15. fıkrası ile öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek davanın süre yönünden reddine, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanmasını, açılan davada davalı müdürlük yasal hasım olduğundan vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesini savunmuştur.
Mahkememizce verilen 09/12/2022 tarih ve ...... sayılı karar ile ihyası istenilen şirketin terkin sebebinin münfesihlik durumunu gerektirmeyen oda kaydının silinmesi olayına özgü olup, yapılan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı kanaatine varılmış, ayrıca dava dilekçesinde icra takip dosyasıyla sınırlandırma olmaksızın ihya talep edildiği de gözetilerek, davanın kabulüne ve icra takip dosyası ile sınırlı olmamak (aynı yönde karar için bkz. ....... sayılı ve 17/05/2022 tarihli kararı) üzere şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiği, bununla birlikte tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından tasfiye memuru atanmasına da gerek olmadığı, ayrıca davalı ...'nün terkinden önceki ihtar ve ilan prosedürünü usul ve yasa hükümlerine uygun olarak gerçekleştirmediği, usulsüz terkin işlemi ile davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçeleriyle davanın kabulüne, ...'nün ... sicil numarasında kayıtlı iken terkin olunan "... Şirketi" nin ihyasına, karar kesinleştiğinde kararın bir örneğinin tescil ve ilanı için ...'ne gönderilmesine karar verilmiş, kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine ......sayılı ilamı ile davalı ... 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden resen terkin ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, tasfiye memuru atanmasına da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, davalı kurumca ihyası istenen şirketin oda kaydından resen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketin ticaret sicilinden resen terkin edildiği, bu durumda davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, iş bu kararın davalı tarafça temyizi üzerine ... sayılı ve 17/10/2023 tarihli ilamı ile "Dava, davacı tarafından ihyası talep edilen şirket aleyhinde yapılan icra takibinde hasım edilebilmesi amacıyla açılmıştır. İlk Derece Mahkemesince dava dilekçesinde icra dosyasıyla sınırlandırma olmaksızın ihya talep edildiğinden şirketin tam ihyasına karar verilmiş, tasfiye memuru atanmasına gerek görülmemiştir.
Davacı tarafça sınırlı ihya kararı verilmesi ve tasfiye memuru atanması istenmese dahi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin genel amacının gayri faal şirketleri sicilden temizleme olduğu hususu gözetildiğinde ticaret sicilinden terkin edilen şirketin sadece takip dosyası ile sınırlı ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi talep aşımı niteliğinde olmayacağından icra dosyası ile sınırlı ihyaya ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş" gerekçesi ile mahkememiz kararının bozulmasına karar verildiği, dosyanın bu kez mahkememizin ......Esasına kaydolduğu, ...... sayılı ve 17/10/2023 Karar sayılı ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Dava; 6102 sayılı TTK'nun geçici 7.maddesi uyarınca ... re'sen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir. ...'nün 11/05/2022 tarihli cevabi yazısında; münfesih olmalarına veya sayılmalarına rağmen TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca müdürlükçe yapılan ihtar ve 07/10/2013 tarihli ve 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilana rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunmayan şirketin 23/01/2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğinin tescil ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 28/01/2014 tarih ve 8495 sayısında ilan edildiği bildirilmiştir. 30/12/2012 gün ve 28513 sayılı resmi gazetede yayınlanan " Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin" Tebliğ'in 1. maddesinin "d" bendinde; "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı ...... ile...... 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlemiştir.
Tüm dosya kapsamından; Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinde; "01/07/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirketin tasfiyesi TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfeyi edileceğinin belirtildiği, diğer bir anlatımla bu madde belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirildiği, bu nedenle tadadi nitelikteki (numerus clausus) bu haller dışındaki durumlarda geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulünü uygun tasfiye yapılacağı, maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında anılan maddeki sayılan hallerin tadadi olduğu ve genişletilmeye tabi tutulamayacağı veya genişletici yorumda bulunulamayacağının açık olduğu, Kanunun istisnai tasfiye usulüne (geçici 7. Maddeye göre) tabi olacağını belirtmediği bir hal ikincil bir düzenleme ile de olsa geçici 7. madde kapsamına alınamayacağı, Hukuk Genel Kurulu'nun 14/06/2017 tarih ve ......sayılı ilamında "...Diğer taraftan normlar hiyerarşisi dikkate alındığında daha alt basamakta yer alan ve tamamen idarenin düzenleyici tasarrufu niteliğinde olan yönetmelikle, daha üst basamakta bulunan ve yasama organı tarafından objektif, soyut ve genel nitelikte bir yasama tasarrufu niteliğinde bulunan kanuna aykırı düzenleme getirilmesi mümkün değildir. Yönetmelik kaynağını kanundan alır ve ancak kanunun uygulanmasını gösterir. Kanunda bulunmayan bir düzenlemenin, yönetmelikle ihdası ve bu yolla kanunun önüne geçen bir uygulamanın benimsenmesi hukukun genel teorisine de aykırıdır" denilmek sureti ile yönetmeliğin kanunla çelişen hükümlerinin değil kanun hükümlerinin uygulanacağının belirtildiği, davalı ...... ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından terkin işleminin bu nedenle de usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla, ... sayılı ve 17/10/2023 tarihli ilamı ile ile işaret edildiği üzere şirketin tüzel kişiliğinin ...... Esas (...... Yeni Esas) sayılı dosyası ile sınırlı olarak ihyası ile ticaret siciline tesciline, ek tasfiye işlemlerinin yapılması bakımından son şirket yetkilisi ve ortak ...'nun tasfiye memuru olarak atanmasına ve tesciline, tasfiye memuruna ücret tayinine takdiren yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Yine davalı ...'nün yukarıda açıklandığı üzere TTK'nun geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, davalının usulsüz terkin işlemi ile iş bu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, nitekim geçici 7. maddeye 7511 Sayılı Kanun'un 16. maddesi ile eklenen "Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ... aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz" düzenlemesinin TTK'nun geçici 7. maddede belirlenen usule uygun olarak kaydı silinen şirketler hakkında açılan davalar açısından uygulanabileceği, kanunun lafzi yorumunun aksinin kabulünün mümkün olmadığı gözetilerek terkinden önceki ihtar ve ilan prosedürünü usul ve yasa hükümlerine aykırı olarak gerçekleştirdiğinden davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davanın kabulü ile; ...'nün ... sicil numarası ile kayıtlı iken terkin edilen ......Şirketi'nin tüzel kişiliğinin ...... esas (...... Yeni Esas) sayılı dosyası ile sınırlı olarak ihyası ile ticaret siciline tesciline,
2.Ek tasfiye işlemlerinin yapılması bakımından son şirket yetkilisi ve ortak ...'nun (T.C. Kimlik No ......) tasfiye memuru olarak atanmasına ve tesciline, tasfiye memuruna ücret tayinine takdiren yer olmadığına,
3.İş bu kararın Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına,
4.Karar kesinleştiğinde bir örneğinin tescil ve ilan için ...'ne gönderilmesine,
5.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
6.Davacı tarafından yapılan 4,75 TL kep gideri ve 140,75 TL posta gideri olmak üzere toplam 145,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7.Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
8.HMK'nun 333. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde ... nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/11/2024 Başkan ......
(e-imzalıdır)
Üye ......
(e-imzalıdır)
Üye ......
(e-imzalıdır)
Katip......
(e-imzalıdır)