11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2025/465 E. , 2025/7162 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
İNCELEME KONUSU
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.06.2022 tarihli ve 2021/7809 Soruşturma, 2022/5583 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Alanya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 27.01.2023 tarihli ve 2022/4142 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 27.01.2023'de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2024/6923 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.01.2025 tarihli ve KYB-2025/9782 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM
A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.01.2025 tarihli ve KYB-2025/9782 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca,
Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, müşteki vekili şikayet dilekçesinde özetle, şikayetçinin yurt dışında yaşadığını 2005-2014 tarihleri arasında ... ilinde birden fazla defa araç kiraladığını, araç kiraladığı iş yerlerinin isimlerini hatırlamadığını, kiralama şirketlerinin kira sözleşmesine bitişik olarak bono da imzalattıklarını, müvekkilline de bu şekilde senet imzalatıldığını ve hakkında icra takibi yapıldığını, senet üzerinde lehtarın araç kiralama işi ile uğraşan şüpheli ... olduğunu, ciro edilen hamil ve icra takip alacaklısının ise şüpheli ... olduğunu, senet üzerindeki yazı ve rakamların hiç birisinin müvekkiline ait olmadığını, düzenleme tarihinin ve düzenleme yerinin sonradan doldurulduğunu, müvekkilinin Alanya İlçesine en son 1994-1995 yıllarında gittiğini, senet üzerinde tahrifat yapıldığını beyan ederek şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığınca uyuşmazlığın açığa imzanın kötüye kullanılması olduğu, senedin bedelsiz kaldığının yada anlaşmaya aykırı kullanıldığının yazılı delillerle ispatlanması gerektiği, müştekinin borcunu ödediği veya aralarındaki anlaşmanın koşullarına dair yazılı delil ibraz edememesi ve başka türlü bir delille söz konusu anlaşmanın koşullarının tespit edilmesinin mümkün olmaması nedeniyle somut olayda suç veya suç unsuruna rastlanmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; şüpheli ...'in 22/04/2022 tarihli ifadesinde suça konu senedin araç kiralama karşılığında alınmadığını, kendisinin iş adamı olduğunu, şikayetçi ile ne tür bir ticari iş yaptıklarını hatırlamadığını, senette tahrifat yapmadığını, ceza evinde tanıştığı diğer şüpheliye borcuna karşılık olarak Avukatı ... aracılığı ile ceza evine getirilen bu senedi ciro ederek diğer şüpheli ...'e verdiğini beyan etmesi karşısında, şüpheli ...'in ifadesinde geçen ve senedi kendisine getiren kişilerin ifadelerinin alınıp, müştekinin şüpheli ...'den araç kiralayıp kiralamadığına ilişkin Antalya Emniyet Müdürlüğünden araştırma yapılarak, imza ve yazı örnekleri alınan şüphelilerin senet üzerinde tahrifat yapıp yapmadıklarına yönelik bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;
Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2.5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir.
3.5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir.
Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa,
Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır.
4.Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere;
Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5.Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6.Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin araç kiralama sözleşmesi ekinde imzaladığını bildirdiği boş senedin, lehtarı şüphelilerden ... olacak şekilde 30.11.2014 düzenleme ve 28.12.2018 vade tarihli, 100.000,00 TL bedelli bono haline getirilerek, diğer şüpheli ... tarafından Alanya İcra Dairesinin 2021/10200 sayılı dosyası kapsamında şikâyetçi aleyhine icra takibine konu edildiğinin iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; şikâyetçinin senedin düzenleme tarihine yakın tarihlerde hangi iş yerinden araç kiraladığı, şüpheli ...'e ait iş yerinden araç kiralayıp kiralamadığı, bu kiralama işlemine dair elinde herhangi bir belge olup olmadığı yönünde ayrıntılı olarak beyanına başvurulması, şikâyetçi ve şüphelilerin mukayeseye esas nitelikteki yazı-imza örnekleri temin edilerek bono üzerindeki yazı ve imzaların şikâyetçiye veya şüphelilere ait olup olmadığı, yazıların farklı kalemle yazılıp yazılmadığı ve senedin mutad senetlerden olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılması, şüpheli ...'in ifadesinde isimleri geçen eski eşi .... ve Avukat ...'nın 5271 sayılı Kanun'un 45/1-b ve 46/1-a. maddeleri uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla olayla ilgili bilgilerine başvurulması, Alanya İcra Dairesinin 2021/10200 sayılı dosyası ile suça konu senetten kaynaklanan diğer hukuk/icra dosyalarının getirtilip incelenmesi, bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin fiziken dosyaya eklenmesi, şüpheli ...'in bu yöndeki ifadesi doğrultusunda şüpheliler hakkında benzer eylemleri nedeniyle başkaca soruşturma dosyaları bulunup bulunmadığı da araştırıldıktan sonra sonucuna göre; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.05.2001 tarihli ve 2001/6-70 Esas, 2001/77 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, imza sahibinin tevdi ettiği kişinin kağıdın zilyetliğinden vazgeçerek bunu başka bir kişiye vermesi halinde, kağıdın yeni zilyedi olan kişi açısından "esasen kendisine tevdi ve teslim olunmayan kağıdı bertakrip (hukuka aykırı) ele geçirme" keyfiyetinin gerçekleşmiş olacağı, bu itibarla şüphelilerin eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 209/2. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 204/1. maddesindeki “resmi belgede sahtecilik” ve senedin icra takibine konu edilmesi suretiyle tahsil edilmek istenmesi nedeniyle, aynı Kanun'un 158/1-d. maddesinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarına vücut verip vermeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken; "...yapılan değerlendirmede şikayete konu senedin düzenleme tarihinin 30/11/2014 olarak göründüğü ve her ne kadar müştekinin yurt dışından Türkiye'ye 2014 yılı içerisinde giriş çıkış yaptığına dair bir kayda rastlanmasa da senedin düzenleme tarihinin ileri tarihli atılmış olabileceği, şikayet dilekçesi ve müşteki ifadesi incelendiğinde; söz konusu olayda evrakta sahtecilik iddiasının bulunmadığı, sadece açığa atılan imzanın kötüye kullanılması iddiası olduğunun anlaşıldığı, açığa imza halinde mağdurun boş olarak imzaladığı senedin sonradan mağdur ile fail arasındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulup tedavüle sokulması durumunun bulunduğu, ancak söz konusu olayda fail ile mağdurun arasındaki anlaşmanın koşullarının tespitinin öncelikli olduğu konusunda da tereddüt bulunmadığı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 24.03.1989 tarih ve 1998/1 Esas, 1989/2 Karar sayılı içtihadında da açıklandığı üzere, senedin bedelsiz kaldığının ya da anlaşmaya aykırı kullanıldığının yazılı delille ispatlanmasının zorunlu olmasına rağmen, müştekinin borcunu ödediğine veya aralarındaki anlaşmanın koşullarına dair yazılı delil ibraz edememesi hususları ve başka türlü bir delille söz konusu anlaşmanın koşullarının tespit edilmesinin mümkün olmaması hususu gözetilerek bu aşamada somut olayda suç veya suç unsuruna rastlanmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
II. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Alanya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 27.01.2023 tarihli ve 2022/4142 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.06.2025 tarihinde karar verildi.