4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2022/7508 E. , 2025/9354 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 24.08.2008 tarihinde davalı sürücünün idaresinde bulunan araç ile yaptığı kaza sonucunda araçta yolcu olarak bulunan davacıların müşterek çocuklarının vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacılar için 1.000,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 50.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; olay gecesi maktul ile birlikte araçta bulunduklarını ancak aracın maktul tarafından kullanıldığını ve direksiyon hakimiyetini kaybederek takla atması ile meydana gelen kazadan sonra kendine geldiğinde maktulün araçta olmadığını görünce kendi imkanları ile olay yerinden ayrıldığını, kaza sırasında aracı kullanmaması nedeni ile ...'nun ölümünden sorumluluğunun olmadığını, kazaya ilişkin olarak devam eden Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/61 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, talep edilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu olan trafik kazası nedeni ile Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/61 esas ve 2013/116 karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada kaza sırasında aracı kullananın davalı olduğuna dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesi ile verilen beraat kararının Yargıtay onaması ile kesinleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kaza anında aracın kimin tarafından kullanıldığına dair uyuşmazlık bulunmakta olup, re'sen araştırma ilkesi uygulanan ceza mahkemesinin bu konudaki maddi gerçeğe oluşa dair belirlemesinin hukuk mahkemesini bağlayacağı, Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesi'nin 02.09.2015 tarihli kararındaki tespitin maddi olgu ile uyuştuğu; aracın direksiyonunda sürücünün çarpması ile oluşan hasara rağmen, davalının bedensel olarak bu nitelikte bir yaralanmasının bulunmadığı gibi, davalının başından itibaren verdiği samimi ve tutarlı ifadelerin de somut delillerle örtüşmesi karşısında, kaza sırasında aracın davalı tarafından kullanılmadığına dair kabul ile davanın reddine dair verilen karar usul ve yasaya uygun görüldüğü gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalı tarafından sunulan cevap dilekçesi ve ceza dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde aracı kullanan kişinin davalı olduğunu, davacıların oğlunun sürücü olmadığını, yolcu olduğunu, sürücü olan davalının olay yerinden kaçarak kimseye olaydan bahsetmediğini, Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/61 Esas, 2013/116 Esas sayılı dosyası kapsamında dinlenen tanık beyanlarıyla, sanık ve maktulün değişimli olarak aracı kullandıklarını ve araçta bulunan ... ve ...'nin araçtan inmesinin ardından aracın sanık ... tarafından kullanıldığını ortaya konulduğunu, kovuşturma aşamasında yapılan keşif sonrasında ...'nun ölü olarak bulunduğu yere kaza sırasında fırlamasının mümkün olmadığını, bir başkasının yardımı ile veya kendisinin ölmeden önce oraya gelebileceği ayrıca ...'nun sol ayağında çorabının ve ayakkabısının bulunduğu ancak sağ ayağında ayakkabı olmasına rağmen çorap bulunmadığının tespit edildiğini, Savcılık aşamasında alınan bilirkişi raporunda kazanın oluş şekli göz önünde bulundurulduğunda aracın direksiyonunda meydana gelen hasardan dolayı sürücü olan şahsın göğüs bölgesinden önemli derecede yaralanacağının belirtildiğini, ancak maktulün otopsi raporunun ve kaza anı fotoğraflarının incelenmesinde maktulün göğüs bölgesine almış olduğu bir darbe bulunmadığının tespit edildiğini, bu doğrultuda maktul şoför mahallinde otursaydı aracın direksiyon kısmındaki tahribat da göz önünde alınarak ön gövde kısmında yaralanmasına sebebiyet vermesi gerekeceğini, ancak maktulün sol yan gövde kısmından yaralanmasının aracın direksiyon kısmına sağ taraftan çarparak sebep olduğu kanısına ulaşıldığını, her ne kadar davalı tarafından aracın kullanıldığı inkar edilse de kaza sonrasında davalının kazanın meydana geldiği yerden korkarak uzaklaşmasının ceza almaktan korkmasından kaynaklandığını, davalının kaza sonrasında maktulü görmediği beyanının yanı sıra aynı zamanda maktulü olay yerinde bıraktığından dolayı pişmanlık duyduğunu belirtmesi nedeni ile birbiri ile çelişir beyanlarda bulunduğu belirtilmiş ve bu nedenle kaza sırasında aracın davalı tarafından kullanıldığı kanaatine varılarak sanığın cezalandırılmasına karar verildiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalının sürücüsü olduğu iddia edilen aracın karıştığı kaza sonucu davacıların oğlunun vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.