5. Hukuk Dairesi
5. Hukuk Dairesi 2024/13771 E. , 2025/11771 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi gereği taşınmaz yüzölçümünün azalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2004 yılında satın alarak maliki olduğu .... ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 173 parsel sayılı taşınmazın yüz ölçümü 96.632,00 m² iken 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca yapılan yüz ölçüm düzeltme işlemi sonucu 12.306,01 m2ye düştüğünü, davacının taşınmazı tapu kaydına güvenerek edindiğini ileri sürerek eksilen yüz ölçümü nedeniyle uğranılan zararın davalı Hazineden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.11.2021 tarihli ve 2020/96 Esas, 2021/197 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 09.06.2022 tarihli ve 2022/849 Esas, 2022/1146 Karar sayılı kararıyla;
istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 09.06.2022 tarihli ve 2022/849 Esas, 2022/1146 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinin yöntem itibarıyla doğru olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın değerinin tespitinde, özel amaçlı satış emsal olarak alındığı gibi emsal alınan taşınmazın yüz ölçümünün dava konusu taşınmaza göre çok küçük olduğu, bu nedenle raporun hükme esas alınamayacağı, bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkân tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle alınacak raporun sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesinin doğru görülmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;
davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, davanın süresinde açılmadığını, hesaplama hatalarının düzeltilmesinde haritada herhangi bir değişiklik meydana gelmediğini, parselin paftasındaki tescilli sınırların değişmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, değerlendirmeye esas alınan emsal taşınmaz satışının Yargıtay içtihatlarına uygun olmadığını, davacı lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
3.Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava konusu 173 parsel sayılı taşınmaza dair 30.10.2013 tarihli yüzölçüm düzeltilmesi raporunda, dava konusu taşınmazın yüzölçümünün kadastro tespiti sırasında planimetre yöntemi kullanılarak 11.750,00 m2 olarak hesap edilip planimetre karnesinin 28 inci sayfasına da hesap edilen haliyle yazıldığı, ancak hesap edilen yüzölçüm miktarının tapulama tutanağı ve tapu kütüğüne aktarılırken " genel toplam" olarak belirtilen 96.632,00 m2 olan rakamın yazılması suretiyle yazım hatası yapıldığı, Kadastro Müdürlüğünce dava konusu parsele ilişkin 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi kapsamında yapılan yüzölçüm düzeltmesinde; tapuya kayıtlı yözölçümü ile sayısal olarak hesap edilen yüzölçümü arasındaki farkın kabul edilebilir yanılma sınırı dışında olduğundan bahisle taşınmazın yüzölçümünün 12.306,01 m2 olarak düzeltildiği, yeniden hesap edilen 12.306,01 m2lik hesap yüzölçümü ile kadastro çalışmaları sırasında hesap edilen 11.750,00 m2lik planimetrik yüzölçümü arasındaki farkın o günün koşullarında kullanılan ölçü aletlerinin yetersizliğinden kaynaklandığı, dava konusu 173 parselin sınırlarında ilk tesis kadastro çalışmalarından düzeltme işleminin yapıldığı tarihe kadarki süreçte herhangi bir eylemli değişikliğin olmadığı, komşu parseller ile arasında sınır ihtilafının bulunmadığı, yapılan düzeltme ile sınırlarında genişletme ve daraltma yapılmadığı anlaşılmakla birlikte, aradaki farkın 84.325,99 metrekare olduğu göz önüne alındığında taşınmazın yüzölçümünde yedi kata varan bir artış olduğu, meydana gelen bu artışın her türlü taşınmaz kullanıcıları tarafından kolaylıkla anlaşılabilecek bir fark olduğu gibi davacının yöre sakini olması karşısında taşınmazı satın alırken işbu ölçüm farkını kolayca ayırt edebileceği, 4721 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "durumun gereğine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyi niyet iddiasında bulunamaz" hükmü ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.02.2025 tarihli ve 2023/5-16 Esas, 2025/36 Karar sayılı kararı karşısında davacının iyi niyetli olduğunun kabulü mümkün olmadığı dikkate alınıp tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı bir zararın doğmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken Dairemizin 14.02.2023 tarihli ve 2022/13376 Esas, 2023/1082 Karar sayılı bozma kararında bu hususların tartışılmadığı bu kez yapılan incelemede anlaşılmakla; uyulan bozma kararının maddi hataya dayandığı ve maddi hataya dayalı bozma kararının taraflar bakımından usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı gözetilerek 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca şartları oluşmadığından tazminat talebinde bulunulamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.