Esas No
E. 2024/1081
Karar No
K. 2024/1081
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
T. C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7.

HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1081 - 2025/1983 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 14/02/2024

NUMARASI : 2022/574 Esas - 2024/110 Karar

DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALILAR: 1-...

: 2-...

: 3-...

: 4-...

: 5-...

: 6-...

: 7-...

: 8-...

: 9-...

: 10-...

: 11-...

: 12-...

: 13-...

: 14-KAYA ELEKTROTEKNİK SAN TİC LTD ŞTİ - ...

: 15-KOCAELİ KAYA OTOMOTİV SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ -...

: 16- KOCAELİ KAYA SATIŞ VE PAZARLAMA ANONİM ŞİRKETİ - ...

VEKİLİ: Av. ...
DAVA İHBAR OLUNAN: TOYOTA TÜRKİYE PAZARLAMA VE SATIŞ ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ: 15/11/2022
KARAR TARİHİ: 20/11/2025
KR. YAZIM TARİHİ: 20/11/2025

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ..., müteveffa ...'nun eşi olup Kocaeli 3. Noterliğinin 31.08.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesine göre de ...'nun mirasında 2/8 hisse sahibi olduğunu, müteveffa ... (...) nun babası ... ile amcası olan davalılardan ... 30.12.1974 yılında % 50 şer hisse dağılımı ile beraber kollektif şirket kurmuşlar ve ortak olarak ticaret yapmaya başladığını, Şirketin ticaret ünvanı Kaya Elektrik Ticaret Kollektif Şirketi Hamdi ve ... olduğunu, müvekkilinim eşi ...' nın iş bu limited şirkette şirkette 165 paya karşılık hisse ve Kocaeli Kaya Otomotiv Sanayi ve Tic.A.Ş de de 112 hisse sahibi olduğunu, zaman içerisinde nevi değişikliğine giden kollektif şirket bu şirket büyümüş ve kazanılan yüksek hacimli, cirolar ile şirketin içi boşaltılarak müvekkilin eşine hakları ödenmeden iş bu şirkete ait olan sermayeler ile davalı gösterdiğimiz şirketler ile davalı ...'nın gazetelere verdiği beyan ile de sabit olduğu kollektif şirket üzerinden kazanılan paralar ile kurulduğu dava dışı bir takım şirketler daha kurulduğu ve davalı gösterilen ve dava dışı tüm şirketlerin Kocaeli Kaya Satış ve Pazarlama A.Ş çatın şirket altında ticari faaliyet yürüttüğü ve yüksek cirolar elde ettiği akabinde Kocaeli Toyota araçları ana bayiisi haline geldiğini, davalılardan ...'nın Kocaeli Haber gazetesine verdiği röportajda zaten açıkça şirketlerinin geçmişten bugüne kadar gelişim süreçlerini, şirketlerinin devasa büyüklüklerini, hangi şirketlerle ve hangi davalılarla organik ilişki içerisinde olduklarını da açıkça beyan ettiğini, davalıların yaptığı muvazaalı devirlerde ... ın hissesi bir seferinde şirkette 1/3 oranına yükselmiş ancak daha sonra bu kişi de ortaklıktan bir şekilde çıkarılarak hissesi adeta yok edilmiştir. Yine davalılardan ... şirketin işleyişinden kazandığı yüklü miktarlarda paralarla aldığı onlarca taşınmazı kızı ... ve ... üzerinden taşınmazlar satın alarak kaçırdığını, şirketin kurucu ortağı olan ... vefat ettiğinde ve daha sonrasında da şirket katlanarak büyümüş Türkiye'nin en büyük otomobil bayilerinden biri haline geldiğini, bu süreçte ... asıl şirket sahibi olarak zaman içerisinde kendisinin takdir ettiği şekilde hisse verip geri aldığı veya devam ettirdiği kişiler olmuş ancak son durumda kendisinin, eş ve çocuklarının üzerinde yüklü banka hesapları, ziynet eşyaları, şirket payları, araçlar ve tapularının olduğunu, davalı şirketler üzerinde ..., ..., ... ve ... tarafından yapılan muvazaalı işlemlerle şirketlerin içi boşaltılarak kendi çekirdek aile bireylerinin üzerine mal ve para kaçırma işlemleri ile bu kişilerin haksız olarak zenginleştirilmesi, müvekkilin de miras bırakanlarına kalması gereken maddi değerlerin yapılan hileli ve muvazaalı işlemlerle bunlardan yoksun bırakılması ve dolayısıyla da müvekkilin haklarının zayi edilmesi nedeniyle bu haklarının tespit edilerek mirasçılık hissesi oranında tazmin edilmesi amacıyla Mahkemeye başvuru zorunluluğu doğduğunu belirterek müvekkilinin rahmetli kayınpederi ...'nın mirasçılık belgesinin çıkartabilmeleri ve Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açabilmeleri için tarafımıza yetki ve süre verilmesini, şirketlerin kurulduğu günden bugüne kadarki şirket bilgilerinin Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğünden, tüm davalıların malvarlığı bilgilerinin Tapu Sicil Müdürlüğünden, banka hesap bilgilerinin de bankalardan getirtilmesini, araç kayıt bilgilerinin Sayın Mahkemenin ekranından çıkartılmasına, rüzgar santrali bilgisinin Enerji Bakanlığı kayıtlarından çıkartılmasını, kuruluştaki ortak olan müvekkilin ...'ın 1/3 hissesinin sonraki dağılım sürecinin ve bu dağılım sonucunda adilane paylaşım olması halinde müvekkilin hissesine düşmesi gereken hissenin tespitine, davalı şirketler ile davalılar ..., ..., ..., ..., Nazmiye Kaya, ..., ..., ..., ..., ... ile bunların eş ve çocuklarının aylık harcama ve banka hesap hareketlerinin tespitini, tüm malvarlıkları ve kendilerine ait banka hesapları üzerine tedbir konulmasını, şirket hesaplarına tedbir konulmasını, tüm bu süreç içerisinde davalıların mal kaçırma ihtimalleri yüksek olmakla, dava süresince davalı şirketleri yönetmek üzere kayyım atanmasını, ve kayyımın vereceği rapor doğrultusunda dava süresince müvekkiline ödeme yapılmasını, müvekkilinin murisi kayınpederi ...'nın öldüğü tarihteki hisse oranı, bu tarih itibari ile şirketin ve kendisinin malvarlığının tespiti, kuruluştan bugüne tüm ortakların, eş ve çocuklarının banka hesap hareketleri ve malvarlığının tespitini, müvekkilinin Elektronik San. ve Tic. Ltd. Şti ve Kocaeli Kaya Otomotiv Sanayi ve Tic.A.Ş ortaklığından haklı nedenler sebebi ile çıkarılmasını, tüm bu tespitlerden sonra müvekkilin murisleri eşi ... ve kayınpederi ... ya ortak olduğu şirketlerden dolayı davalılardan kalması gereken hisse ve malvarlığı değerlerinden yoksun kaldığı malvarlığının tespitini, müvekkilin mirasçılık payı oranında zararlarının oran temelli tazminini, tüm davalılardan haksız fiil tarihinden itibaren avans fazi ile birlikte müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın haksız ve temelsiz olarak ileri sürdüğü muvazaa iddiasını ispatlaması gerektiğini, muvazaa iddiasını ispatlayamayan davacının davasının reddedilmesi gerektiğini, Kocaeli 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/252 Esas sayılı dosyasında davacının taleplerinin reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, karşı tarafın hem usulen hemde esasen hatalarla dolu soyut iddia ve taleplerden oluşan ve hiçbir biçimde ispatlanamamış olan söz konusu haksız davanın reddedilmesi gerektiğini, huzurdaki dava açısından hukuki menfaat yokluğu, derdestlik itirazı, arabuluculuk dava şartı gibi usul şartların yokluğunun gözetilmesi yanında davanın esasına ilişkin konularda da davacı tarafça herhangi bir yazılı kayıt ve belgenin sunulamamış olması davacının iddiasını ispatlamamış olduğu gibi hususlar dikkate alındığında davacı taleplerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın öncelikle derdestlik nedeniyle usulden reddine, arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine, yargılamanın esasına girilmesi durumunda ise davanın ihbarına ilişkin talebin HMK'da yer alan hükümlere göre reddine, haksız ve hukuki dayanağı bulunmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine, sonuçta haksız ve hukuka aykırı temelsiz davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince; "...Davacının davalı Kocaeli Kaya Otomativ San. ve Tic. A.Ş ile Kocaeli Kaya Satış ve Pazarlama A.Ş yönünden davanın aktif husumetten reddine, Davacının Kaya Elektroteknik San. Tic. Ltd. Şti'den haklı çıkarılması talebiyle diğer davalılar yönünden mirasçılık payı oranında zararlarının temelli tazminine yönelik talebinin HMK 114/1-d maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tüm şirketlerin kuruluşundan günümüze kadar şirket gerçek sermeyesinin akıbetinin araştırılmadığını, bu bağlamda sermayenin ne olduğu, ortaklara sair kişilere şirket üzerinden ne şekilde kar payı sair ödemeler yapılıp yapılmadığı, şirketin içinin boşaltılıp boşaltılmadığının araştırılmadığını, davalı tanığı ...'ın da alabilen kişilerin şirketten kar payı aldığını şirkette ki ortaklık payını da aldığını beyan ettiğini, deliller temin edilerek dava aydınlatılmadan ve deliller toplanmadan bilirkişi incelemesi yapıldığı ve eksik inceleme ile hüküm verildiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın, açıklayamadığı taleplerini ispatlayamadığını, mahkemece iyi niyet ve gayretle davacının talepleri gösterdiği doğrultuda anlaşılmaya çalışıldığı, davacı murisinin davalı şirketlerdeki hisse durumuna dair bilirkişi incelemesinin gerçekleştirildiği ve davacı murisinin de davacının da davalı şirketlerle herhangi bir bağı olmadığının raporlarla ispatlandığını, esasen davacının söz konusu davada herhangi bir "hukuki yararı"nın olmadığını, davacı tarafın haksız ve temelsiz olarak ileri sürmüş olduğu muvazaa iddiasının herhangi bir şekilde ispatlanmadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/02/2024 tarih, 2022/574 Esas - 2024/110 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava şirketten haklı nedenlerle çıkma, şirket yöneticinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince Kocaeli Kaya Otomativ San. ve Tic. A.Ş ile Kocaeli Kaya Satış ve Pazarlama A.Ş yönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddine, Kaya Elektroteknik San. Tic. Ltd. Şti'den haklı çıkarılması talebiyle diğer davalılar yönünden mirasçılık payı oranında zararlarının temelli tazminine yönelik talebinin HMK 114/1-d maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosyanın incelenmesinde; davacının eşi ve murisi olan ...’nun babası olan müteveffa ... ile davalılardan ...’nın %50’şer payla Kaya Elektrik Ticaret Kollektif Şirketi Hamdi ve ... şirketini kurdukları, anılan şirketin tür değiştirerek Kaya Elektronik Sanayi ve Tic. Ltd. Şti’ye dönüştüğü, davacının murisi olan müteveffa ...’nun anılan limited şirkette 165 payının olduğu ve Kocaeli Kaya Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.’de 112 payının olduğu, limited şirketin içinin boşaltılarak malvarlığının diğer davalılara ve diğer davalı şirkete aktarıldığı iddiasıyla davacının haklı sebeplerle Kaya Elektronik Sanayi ve Tic. Ltd. Şti’den ve Kocaeli Kaya Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.’den çıkarılmasına, bu şirketlerdeki kalması gereken payı nedeniyle mahrum kaldığı malvarlığı değerlerinin bedelinin miras hissesi oranında davacıya ödenmesine karar verilmesi için eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda Kocaeli Kaya Otomativ San. ve Tic. A.Ş ile Kocaeli Kaya Satış ve Pazarlama A.Ş yönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddine, Kaya Elektroteknik San. Tic. Ltd. Şti'den haklı çıkarılması talebiyle diğer davalılar yönünden mirasçılık payı oranında zararlarının temelli tazminine yönelik talebinin HMK 114/1-d maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.

1.Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; 6100 Sayılı Kanun'un ''Dava Sırasında Taraflardan Birinin Ölümü'' başlıklı 55. maddesi; ''(1)Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. (2)Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.'' 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 611/1. maddesi; ''Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer.'', 4721 Sayılı Kanun'un 617. maddesi; '' (1) Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler. (2) Reddin iptaline karar verilirse, miras resmen tasfiye edilir. (3) Bu suretle tasfiye edilen mirastan reddeden mirasçının payına bir şey düşerse bundan, önce itiraz eden alacaklıların, daha sonra diğer alacaklıların alacakları ödenir. (4) Arta kalan değerler ise, ret geçerli olsa idi bundan yararlanacak olan mirasçılara verilir'' şeklindedir.

Miras yoluyla intikali mümkün hakların konusunu oluşturduğu bir davada davacının ölümü hâlinde 6100 Sayılı Kanun'un 55. maddesi gereğince mahkemece, davalının mirasçılarının tamamının tespit edilerek davadan haberdar edilmeleri gerekir. Davalının birden fazla mirasçısının bulunması hâlinde de 4721 Sayılı Kanun'un 640. maddesi uyarınca terekeye elbirliğiyle malik olmaları sonucu aralarında 6100 Sayılı Kanun'un 59. maddesi gereği mecburi dava arkadaşlığı bulunan mirasçıların tamamı davadan haberdar edilerek murislerine karşı açılan davanın mirasçılara karşı devam edilmesi gerekir. Bu doğrultuda yapılacak tebligatlar sonrasında mirasçıların terekeyi ret etmemiş olmaları hâlinde mirasçıların tamamının davaya katılımı ile taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilir. Ayrıca gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Mahkemece, davayı takip için kayyım tayin edilebilir. Ancak her hâlükarda davalının ölümünden sonra yargılamaya devam edilebilmesi için Mahkemece mirasçıların tamamının davaya katılımının sağlanması veya terekeye temsilci atanması yoluyla taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilip hüküm kurulması gerekir.

Somut olayda; Davalılardan ...’nın davanın açılmasından sonra ve mahkemece hüküm verilmesinden önce 04.01.2023 tarihinde vefat ettiği görülmüştür. Bu durumda mahkemece 6100 sayılı yasanın 55. maddesine göre davalının mirasçılarının davadan haberdar edilip taraf teşkili sağlanarak veya mirasçıların mirası reddetmiş olmaları halinde murisin terekesine kayyım atanması sağlanarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan ve ölü kişi hakkında hüküm verilmesi hatalıdır.

2.Kabule göre de; Limited şirketlerde ortakların ortaklıktan doğan şahsi ve mali hakları söz konusudur. Ortakların pay hakkı, şirket kârına katılma hakkı gibi mali haklarının yanı sıra, oy kullanma hakkı, ortaklığı yönetim ve idare hakkı gibi şahsi hakları mevcuttur. Limited şirketlerde ortağın şahsi haklarından biri de 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinde düzenlenen, ortağın ortaklıktan çıkma hakkıdır. Çıkma hakkı, ortağın özgür iradesi ile ortaklıktan çıkma istemini içerir. Çıkma hakkını kullanarak ortaklıktan ayrılan ortağın, ortaklığa ait bütün hak ve mükellefiyetleri sona ererek şirketle arasındaki bütün ilişkisi kesilmiş olacaktır.

Limited şirketlerde ortakların tek yanlı iradeleriyle şirketten ayrılmaları kural olarak mümkün değildir. Bunun için ortağın çıkma iradesinin bir hukuki temele dayanması gereklidir. Bu temel 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesi gereğince ya esas sözleşmesel ya da kanuni olabilir. Başka bir deyişle bu temel, ya şirket sözleşmesinin ortağa şirketten tek yanlı irade ile çıkma hakkı veren bir hükmü ya da kanunun ortaklara belirli koşullarda çıkma hakkı tanıyan düzenlemesidir. 6102 sayılı Kanun'un 638/1 inci maddesi “Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, limited şirket sözleşmesi ile ortaklara şirketten çıkma hakkının tanınması veya bu hakkın kullanılmasının belirli şartlara bağlanması mümkündür. Ayrıca bu hakkın kullanılması için sözleşme özgürlüğü kapsamı içinde bazı şartların varlığı da gerekli kılınabilir.

Limited şirkette ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyan bir diğer durum ise 6102 sayılı Kanun'un 638/2 nci maddesinde yer alan “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.” şeklindeki düzenlemedir. Buna göre ortak, haklı bir sebebin varlığı hâlinde, diğer ortakların rıza ve muvafakatlerine lüzum olmaksızın şirketten çıkmasına müsaade edilmesini mahkemeden talep edebilmekte ve mahkeme kararı ile şirketten çıkabilmektedir. Böylece ortaklar, esas sözleşmede şirketten çıkma hususu düzenlenmiş olsun ya da olmasın şirketten çıkmalarını haklı gösterecek bir sebebin varlığı hâlinde her zaman bu hakkı kullanabileceklerdir.

Kanun'da çıkma davası açılabilmesi için mevcut olması gereken haklı sebeplerin ne olduğu örnekseme yoluyla dahi olsa sayılmamıştır. Haklı sebepler somut olayın niteliğine göre belirlenecek olup bu sebepler şahsi yahut maddi nitelikte olabilir. Önemli arz eden husus, haklı sebeplerden dolayı ortaklık ilişkisinin çıkma isteyen ortak yönünden çekilmez hâle gelmiş olmasıdır. Zira hiç bir ortaktan haklı nedenlerle çekilmez hâle gelen bir ortaklık ilişkisini devam ettirmesi beklenemez (Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul, 2015, s. 561). Aksi hâlde, ortak, onu ortak olmaya yönelten şartlar ortadan kalktığında şirkette kalmaya mahkum edildikten başka, şirketten ayrılmasını gerektiren sebepler doğduğu hâllerde de şirketten ayrılamaz duruma düşürülür (madde gerekçesi).

Haklı sebep şirketin yönetimine, ticari faaliyetlere, şirketin ekonomik durumuna, ortağın diğer ortaklarla kişisel ilişkilerine ilişkin olabilir. Ayrıca haklı sebep ortağın kendisi yanında şirket tüzel kişiliğinden yahut diğer ortaklardan da kaynaklanmış olabilir. Ancak burada önemle belirtilmelidir ki; çıkma davası açan ortağın haklı sebeplerin oluşumuna bilerek ve isteyerek yahut ihmal suretiyle katkı sağlamış olması durumunda bu sebeplere dayalı çıkma davası açması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırılık teşkil eder. Burada önemli olan husus; ortaklık ilişkisinin ve şirket sözleşmesinin dürüstlük kuralına göre devam edebilmesinin çıkma isteyen ortak bakımından imkânsız hâle gelmesidir (Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt II, Ankara, 2014, s. 2247; Mustafa Yasan, Şirketler Hukuku Şerhi, Editör Kemal Şenocak, Cilt IV, Ankara, 2022, s. 4958, 4959; Fatih Bilgili, Ertan Demirkapı, Şirketler Hukuku, Bursa, 2013, s.765).

Limited şirket ortağı tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davası ileriye etkili hüküm ifade eden bozucu yenilik doğuran bir dava olup, bu davada çıkmayı gerçekleştiren irade mahkeme kararıdır. Mahkemenin çıkmaya ilişkin kararı şirketle ortak arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdirir ve sonuçlarını dava tarihinden değil kararın kesinleştiği tarihte doğurur. Hemen belirtilmelidir ki, ortak tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davasında davacının ortaklık sıfatının kararın kesinleştiği tarihe kadar devam etmesi gerekmektedir. Zira haklı sebebe dayalı çıkma davasında verilen çıkma kararı, sonuçlarını kararın kesinleştiği tarih itibariyle doğuracağından davacının bu tarihte ortak olması gerekmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/11-63 esas 2023/722 karar sayılı ilamı)

Limited şirketin fesih davasında davalı sıfatı kural olarak limited şirketin tüzel kişiliğine aittir. Zira feshi istenen limited şirket, açılacak davada kural olarak davalı olarak yer almalıdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/11-795 esas 2022/374 karar sayılı ilamı) Yine ortaklıktan çıkma davasının da şirkete karşı yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir.

Limited şirketin işletme amacının gerçekleştirilebilmesi için ortaklar arasında güven ilişkisinin varlığı, şirketin devamı için zorunludur. Şirketin amacının gerçekleştirilmesi için gerekli olan güven ilişkisinin zedelenmesi durumunda ortakların aynı şirket çatısı altında bir arada bulunmaları beklenemez. Ayrıca bir ortağın payını devrederek ayrılma imkânının bulunmadığı yahut zor olduğu durumlarda güven unsurunun zedelendiği ortaklık ilişkisinin nihayete erdirilmesi amacıyla limited şirketlerde de haklı sebeple fesih kurumu düzenlenmiştir.

Bu amaçla düzenlenen TTK’nın 636/3. maddesi uyarınca; haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.

Anılan hükme göre her ortak, haklı sebeplerin varlığı hâlinde limited şirketin feshini isteyebilecektir. Haklı sebepten ne anlaşılması gerektiği ise somut durumun ve ileri sürülen hususların niteliğine göre mahkemece takdir edilecek olup esasında dürüstlük kuralı temelinde ortaklık ilişkisinin devam ettirilemeyecek düzeyde zedelenmiş olması durumu, limited şirketin feshinin haklı nedenini oluşturur. Başka bir deyişle ortaklıktaki güven ilişkisinin ortadan kalkması veya ortaklılığın devamının dürüstlük kuralı gereği ortaklar bakımından çekilmez hâle gelmesine neden olan olaylar, limited şirketin feshi için haklı neden olarak kabul edilebilirler. Zira hiçbir ortaktan, dürüstlük kuralı gereği kendisi için çekilmez hâle gelen bir ortaklık ilişkisini devam ettirmesi beklenemez. Haklı sebep kavramı, her somut olayın niteliğine göre farklı tanımları bünyesinde barındırır.

Limited şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin davada (fesih davasında) davacı sıfatı şirketin ortaklarına aittir.

Bu kapsamda TTK’nın 636/3. maddesi kapsamında ancak pay defterine kayıtlı ortaklar limited şirketin haklı nedenle feshini mahkemeden isteyebilirler. Limited şirketin feshini isteyen davacının ortaklık sıfatının yargılama boyunca mevcut olması gerekir. Aksi durumda ortaklık sıfatını yitiren davacı, taraf sıfatını da yitirecektir. Bu durum yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re’sen nazara alınır.

Somut olayda; mahkemece dosyaya alınan bilirkişi raporu ve ticaret sicil kayıtları ile davalı şirketlere ait kayıtlara göre; davacının murisi ...’nun davalı Kocaeli Kaya Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.’de babası olan ...’dan intikal eden 114 payının sermaye artırımları ile 31.052 hisse olduğu, anılan hissenin davacının murisi ... tarafından 30.09.2015 tarihinde 31.052,00 TL bedelle ...’ya devrettiği ve anılan devrin şirket yönetim kurulunun 30.09.2015 tarih ve 42 karar sayılı ilamı ile onaylandığı, bu şekilde davacının murisinin anılan şirkette hissesinin kalmadığı anlaşıldığından, yine Kocaeli Kaya Satış ve Pazarlama A.Ş’de davacının veya murislerinin bir hissesi bulunmadığından bu şirketlere yönelik açtığı davada aktif husumetinin bulunmadığı yönündeki tespit isabetlidir.

Ancak; 6102 sayılı yasanın 596/1. maddesi gereği limited şirketlerde esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer. Anılan hüküm uyarınca limited şirketlerde bir payın miras yoluyla iktisabı için, ortakların muvafakatına ihtiyaç olmadığı, murisin ölümü ile başkaca hiç bir işleme gerek kalmaksızın murise ait pay mirasçılarına intikal edeceği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/17386 esas 2014/1455 karar sayılı ilamı), davacının murisi olan ...’nun Kaya Elektroteknik San. Tic. Ltd. Şti’de 165 payının olduğu, murisin ölümüyle davacının yasa gereği hiçbir işleme gerek kalmaksızın şirkette pay sahibi olduğu nazara alındığında davacının limited şirketten haklı nedenlerle çıkma talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken hükümde yazılı gerekçelerle davanın usulden reddine karar verilmesi hatalıdır.

Yine davacı taraf davalı şirketin içinin boşaltıldığı, malvarlığının davalılara aktarıldığı için uğradığı zararın miras hissesi oranında davalılardan tahsilini talep etmiş ise de, 6102 sayılı TTK’nın 555. maddesi uyarınca, şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir ise de pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebileceğinden, davacının tazminatın ancak ortağı olunan şirkete verilmesini talep etmediği, bilakis kendisine verilmesini talep ettiği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince davacının şirket ortağı olarak zarara uğradığı iddiası ile açılan tazminat davasının aktif husumet nedeni ile reddine karar verilmesi (Emsal: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/02/2019 tarih, 2017/4132 Esas-2019/1433 Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/11/2019 tarih, 2018/3275Esas-2019/6961 Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18.10.2017 tarih, 2016/8582 Esas-2017/5489 Karar sayılı İçtihatları) gerekirken hükümde yazılı nedenlerle usulden reddine karar verilmesi de hatalıdır.

3.Kaldırma nedenlerine göre diğer istinaf istemleri bu aşamada incelenmemiştir.

Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacının istinaf isteminin kamu düzeni yönünden kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, diğer istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4 ve a.6 maddeleri gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacının istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

2.Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/02/2024 tarih, 2022/574 Esas - 2024/110 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-4)-6)ve 355. maddesi uyarınca kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,

3.Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4.İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,

5.İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

6.Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,

7.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.20/11/2025 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.