Aramaya Dön

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...

T.C.

KONYA

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO:
KARAR NO:
DAVALI: 1-
DAVALI: 2-
DAVA: Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH:
KARARIN MAHİYETİ: BİRLEŞTİRME

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekilinin mahkememize ibraz ettiği dava dilekçesinde özetle; Davacı ... ile davalılardan ... öz baba oğulu olduğunu, davalı diğer şirketlerde davacı babanın kurduğu aile şirketi olduğunu, davalı şirket olan ... Ticaret AŞ'de davacı ...'ın kurucu ortak olarak 19.500 pay (ki şirketin toplamda yüzde 48'ne tekabül etmektedir) hissesi bulunduğunu, bu hisse harici bilgilerimize göre yine aile şirketlerinden olan ... AŞ devredildiğini ancak bu devirde davacı ...'ın ne imzası ve onayı bulunmakta ne de anonim şirket hisse devirlerinde bulunması gerekli pay defterinde imzalar bulunmadığını, dolayısıyla bu hisse devri tamamen usulsüz ve yolsuz olması nedeniyle iptalini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekilinin ihtiyati tedbire yönelik talepleri, Mahkememizin 24/09/2025 tarihli ara kararı ile değerlendirilerek davacı tarafın ihtiyati tedbire yönelik taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili cevap dilekçesinden özetle; Öncelikle davacının tüm tedbir taleplerinin reddine, Davanın zamanaşımı, husumet ehliyeti yokluğu, hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine, müvekkil ... ve ... AŞ hakkında husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine, Konya CBS'deki şikayetin/dava açılması halinde ceza davasının bekletici mesele yapılmasına, davayı usulden reddetmeyecekse yapılan yargılama neticesinde davanın esastan reddine, Tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Dava; Ticari Şirket davasıdır.

Mevcut deliller ve Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının ve Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesi neticesinde;

Mahkememiz dosyasında davacının ..., davalılarının ... ve ... Ticaret Anonim Şirketi olduğu, davanın Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin) Olduğu olduğu, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında davacısının Burcu Kaya, davalılarının ... ve Arges Laboratuvar ve Sağlık Sistemleri AŞ olduğu ve dava konusunun Şirket Hisse Devrinin İptali olduğu anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nın 166. Maddesinde; " Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. BİRLEŞTİRME KARARI, İKİNCİ DAVANIN AÇILDIĞI MAHKEMECE VERİLİR VE BU KARAR, DİĞER MAHKEMEYİ BAĞLAR. (2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. (3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir. (4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır. (5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır. Aynı kanunun 167. Maddesinde; Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir. Bu durumda mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam eder. Yine aynı kanunun 168. Maddesinde; (1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme ve ayırma hususundaki ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemesi kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme; Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmez" şeklinde düzenlemeler yapıldığı,

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Özel Hukuk Bilim Dalı, Medeni Usul Hukukunda Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması, Ömer Faruk Saçar, İstanbul 2015). "Medeni yargılama, temelde her bir davanın tek başına yürütülüp sonuçlandırdığı yargılama faaliyetidir. Ancak kanun koyucu, ayrı ayrı davalara konu olabilecek uyuşmazlıkların da yine ayrı dava şeklinde fakat bir yargılama içerisinde yürütülebilmesine imkan tanımıştır. Böyle durumlarda dava konusu uyuşmazlıklar arasında ilişki esas alınmış ve tek yargılamada bu davaların sonuçlandırılmasında hem tarafların hem de kamunun menfaati gözetilmiştir. Davaların Birleştirilmesi Kavramı

Hukuk yargılamasında her bir dava kural olarak ayrı ayrı görülür. Çünkü her bir dava çoğu zaman detaylı bir incelemeyi gerektirir. Davaların farklı olduğunu da düşünürsek bu davaların ortak yürütülmesi olanaksız hale gelir. Fakat bazı davaların hayat olaylarının (vakıalarının) aynı veya benzer olduğunu göz önüne alırsak, bu davaların ayrı görülmesinden çok, birlikte görülmesi yargılama hukuku bakımından daha münasip olacaktır. Bu bağlamda örneğin, davalar arasında bir bağlantının olduğu hallerde bu davaların farklı mahkemelerde görülmesine devam etmek, başka bir ifade ile bu davaların birleştirilmesi kurumuna imkan tanımamak, söz konusu davalar için usul ekonomisi ilkesi ile bağdaşmayacak şekilde fazla masraf yapılmasına sebebiyet verebileceği gibi, benzer olan bu davalar yönünden farklı kararların ortaya çıkmasına yol açabilecektir. Bu da hukuk güvenliğini tehdit edecektir. Bu gibi durumlar için ve yukarıda belirtilen olumsuzlukların bertaraf edilmesi adına kanun koyucu, ayrı ayrı açılan davaların birlikte incelenmesine imkân tanımıştır. Farklı mahkemelerde birbirinden bağımsız olarak görülmekte olan davaların tek bir mahkemede görülmesine olanak tanıyan usul kurumuna davaların birleştirilmesi adını vermekteyiz. Birleştirilmekten kasıt, davaların iç içe geçmesi değil, sadece aynı tahkikata tabi olmasıdır. Birleştirilen davalar birbirinden bağımsız olma vasfını sürdürmektedirler. Yargılama sonunda ise her biri için ayrı ayrı hükümler verilir. ve “kanunilik” unsurları söz konusu iken, kanuni hâkim ilkesine anlam katan öğe “kanunilik”tir. Doğal hâkim ilkesi, ceza yargısı bakımından öne çıkarılmış olsa da medeni yargılama bakımından da geçerliliği olan bir ilkedir. Anayasa tarafından güvence altına alınması, bu ilkenin tüm mahkemeleri kapsayacağı konusunda şüphe yoktur. Ancak doğal hâkim ilkesi, yasamanın ve yürütmenin yargıya olan olası müdahalesini frenleyen bir ilke olduğundan ve bu devlet otoritesinin de en fazla hissedildiği yer ceza yargısı olduğundan bu ilke ceza yargısı bakımından daha bir önemli olmaktadır.Doğal hâkim ilkesini medeni yargılamada açısından HMK m. 1’de somut olarak görmek mümkündür. HMK m.1’de mahkemelerin görevinin kanunla belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Maddenin gerekçesinde ise göreve ilişkin yapılacak belirlemenin AY m.37 ile güvence altına alınmış doğal hâkim ilkesi uygunluk arz edeceği ifade edilmiştir.Doğal hâkim ilkesinin etki ettiği en temel usul konularında biri mahkemelerin göreve ilişkin düzenlemeleridir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin kurallardır ( HMK m.1). Dolayısıyla taraflarda görev kuralları üzerinde tasarrufta bulunamazlar. Ayrıca görev kuralları bir dava şartı olduğundan mahkeme tarafından da görevli olup olmadığı resen incelenmesi gerekecektir (HMK m. 114/1/c). Bunlara ek olarak görev kurallarını ihlal mutlak bozma sebebi olarak sayılmıştır. Neticede tüm bu hususlar göstermektedir ki mahkemelere ilişkin görev kurallarının doğal hâkim ilkesi ile aralarında “organik açıdan son derece sıkı ve katı bir bağ ya da bağlantının” olduğu görülmektedir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi görev kurallarında taraflarında iradesi söz konusu değilken yetki meselesinde durum görev kuralları kadar katı değildir. Bundan dolayı doğal hâkim ilkesini mahkemenin yetkiye ilişkin kurallarına olan etkisi görevdeki gibi değildir. Yetki kuralları üzerinde kural olarak tarafların bir serbestisi olduğundan bu ilkenin etkisi görülememektedir. Ayrıca yetkiye ilişkin kurallar mahkemelerin yargı yetkisini doğrudan ilgilendiren kurallar değildir. Sadece kişilere davalarını nerde açabileceklerini belirleyen kurallardır. Burada istisna olarak kesin yetkiye ilişkin kuralların doğal hâkim ilkesi ile bağlantısının olduğunu söylemek mümkündür. Çünkü kesin yetki kuralları da aynı göreve ilişkin kurallar gibi kamu düzenindendir. Ayrıca dava şartıdır ve mahkemece resen dikkate alınırlar. Bu nedenle kesin yetkiye ilişkin kurallarda doğal hâkim ilkesi etkisini gösterir. Genel yetki kuralı ve kesin olmayan yetki kurallarında doğal hâkim ilkesini göremeyiz. Çünkü bu yetki kurallarının mahkeme tarafından resen incelenmesi söz konusu değildir. Ancak ilk itiraz olarak ileri sürülebilmesi halinde mahkeme tarafından inceleme konusu yapılabilir. Bunun yanında kişiler bakımından sınırlı olsa da bu yetki kuralları yetki sözleşmesi ile değiştirilebilmektedir. O halde, kesin yetki kuralları hariç olmak üzere yetkiye ilişkin kurallarını taraf iradeleri ile değiştirmek mümkün olduğundan yetkiye ilişkin kuralların kanun tarafından belirlenmesi sadece dava açacak kişilere tanınmış bir tercih imkânıdır. Bu nedenle yetkiye ilişkin kurallarda doğal hâkim ilkesini aranmaması yetki kurallarının niteliği gereğidir. Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılmasının Bakımından Doğal Hâkim İlkesi

Davaların birleştirilmesi meselesinde doğal hâkim ilkesi, ayrı yargı çevresindeki mahkemelerde yapılan birleştirmelerde tartışma konusu olabilir. Ayrı yargı çevresindeki mahkemelerde yapılan birleştirmede, birleştirme kararı üzerine görülmekte olan dava başka bir mahkemeye gönderilmekte ve yargılaması orada yapılmaktadır. Burada esasında açılan bir dava için yetkisini kazanmış olan bir mahkemede yargılama sona ererek başka bir mahkemede yargılamaya devam edilmektedir. Burada belki doğal hâkim ilkesine aykırılığın söz konusu olup olmayacağı sorusu akla gelebilir. Yukarıda yaptığımız açıklamalar çerçevesinde cevap verecek olursak; davaların birleştirilmesinde ister aynı ister ayrı yargı çevresindeki mahkemelerde olsun görev bakımından ayniyet aranır. Yani her iki mahkemenin de aynı düzey ve sıfatta olması gerekir. Bu açıdan davaların birleştirilmesinde görev kurallarının ihlali söz konusu değildir. Ancak yetki Davaların ayrılması açısından baktığımızda, böyle bir sorun hiç gündeme gelemeyecektir. Çünkü davaların ayrılmasına karar verildiğinde ayrılan davalar yine ayrılmaya karar veren mahkemede görülmeye devam edecektir (HMK m.167). DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NUN ÖNGÖRDÜĞÜ DÜZENLEME VE GEREKÇESİ

Davaların birleştirilmesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.166’da “davaların birleştirilmesi” başlığı altında düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin HUMK m.45’e göre daha ayrıntılı bir düzenleme olduğu dikkat çekmektedir. HMK m.166/1’de aynı yargı çevresinde yer alan mahkemelerdeki birleştirmeye ilişkin düzenleme yapılmıştır. Buna göre birinci fıkraya göre yapılacak birleştirmeler için davaların aynı yargı çevresindeki mahkemelerde görülmesi gerekir.Yine HMK m.166/1’de, birleştirmenin “aynı düzey ve sıfattaki” mahkemelerde yapılabileceğine ilişkin düzenleme getirilmiştir. HMK m.166’da “aynı düzey ve sıfat” ifadesi HMK’nın yeni göreve ilişkin anlayışına uygun bir ifade olmuştur. Ayrıca HMK m.166/1’de, HUMK m.45/1’de yer almayan, birleştirme kararının ikinci mahkemece verileceğini ve diğer mahkemeyi bağlayacağına ilişkin yerinde bir düzenleme olmuştur. DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ AMACI

HMK m.166’nın gerekçesinde bu düzenlemenin neye hizmet edeceği vurgulanmıştır. Gerekçeye baktığımızda temel olarak, aralarında bağlantı bulunan davaların birleştirilmesinin “usul ekonomisi” açısından önem arz edeceği haklı olarak ifade edilmiştir73. Bunun yanında, HUMK’taki birleştirme talebinin ilk itiraz olmaktan çıkarılmasının sebebinin de davaların uzamasını engellemek düşüncesi olduğu, yine maddenin gerekçesinde belirtilmiştir.

Böylece madde gerekçesinden davaların birleştirilmesindeki amacın usul ekonomisi olduğu net bir şekilde görülmektedir. Davaların birleştirilmesinin bir diğer amacı da aynı veya benzer konulara ilişkin çelişkili kararların çıkmasına engel olmaktır. DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ ŞARTLARI Davaların Aynı Yargı Çevresinde Yer Alan Aynı Düzey ve Sıfattaki Hukuk Mahkemelerinde Açılmış Olması Davanın Aynı Yargı Çevresinde Açılmış Olması Davanın Aynı Düzey ve Sıfattaki Hukuk Mahkemelerinde Açılmış Olması Davalar Arasında Bağlantı Bulunması

Aynı veya ayrı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde birleştirmenin olabilmesi için en önemli şart, davalar arasında bağlantı olmasıdır. Davalar arasında bağlantı bulunmaması halinde davaların birleştirilmesi mümkün değildir. Ayrıca HMK m.166/4’te bağlantıdan ne anlaşılması gerektiğini ifade edilmiştir. Bağlantı Kavramı

Esasında birden fazla davanın birleştirilebilmesi için kanun, davalar arasında bağlantı olmasından söz etmiştir. Diğer bir ifadeyle, davalar ister aynı yargı çevresinde ister ayrı yargı çevresinde olsun birleştirilebilmesi için aralarında bağlantı olması gerekir. Kanun aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise bağlantı kavramından ne anlaşılması gerektiğini belirtmiştir. HMK m.166/4’e göre, davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması durumunda bağlantı varsayılır. HMK m.166/4

Davaların birleştirilmesi için de davalar arasında bağlantı bulunması gerekir. Kanun hangi durumlarda davalar arasında bağlantı olacağını ifade etmiştir (HMK m.166/4). Buna göre, davaların aynı veya benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantıdan söz edilir. Aynı veya benzer sebepten doğan davalar arasında bağlantı olduğunu kanun açıkça ifade etmiştir. Aynı veya benzer sebepten anlaşılması gerekeni, hem vakıalar hem de hukuki sebepler olarak kabul edecek olursak, hükmün uygulama alanını daraltmış oluruz.

Kanaatimizce, aynı veya benzer sebepten anlaşılması gerekenin sadece vakıalar (maddi sebep) olması gerektiğidir. Çünkü davaların birleştirilmesindeki amaç, davaların tahkikat aşamalarının ortak yürütülmesi ve bazı işlemlerin tekrarının önüne geçilmek istenmesidir. Bu sebeple ortak bir yargılama yapılmaya elverişli olan davalar da aynı veya benzer vakıalara dayanan davalardır. Örneğin, vakıanın aynı olduğu davada, hukuki sebepler farklı olsa bile, mahkeme bilirkişiye başvuracak olması veya keşif yapması halinde birden fazla davacı veya davalı bu delilden yararlanmış olacaktır. Dolayısıyla HMK m.166/4’te “davaların…sebeplerle doğması…” ifadesi ile anlaşılması gerekenin aynı veya benzer maddi sebebe dayanan, yani vakıaları aynı veya benzer olan davaların aralarında bağlantı olduğu kabul edilerek birleştirilebilmesine imkan tanımak gerekir. Davanın Birbirine Benzer Sebeplerden Doğması Davaların benzer sebeplerden doğması durumunda davalar arasında bağlantı olduğu ifade edilmiştir (HMK m.166/4). Benzer sebeplerden doğması demek, davaların dayandıkları vakıalarda (maddi sebeplerde/hayat olayında) benzerlik olmasıdır. Birleştirmenin İkinci Davanın Açıldığı Mahkemece Yapılmış Olması

Hem aynı hem de ayrı yargı çevresinde yer alan mahkemelerde yapılacak birleştirmede, birleştirme kararı ikinci davanın açıldığı mahkeme tarafından verilecek ve birleştirme birinci davanın açıldığı mahkemede gerçekleşecektir. Kanun koyucunun “birinci davanın açıldığı mahkeme” ve “ikinci davanın açıldığı mahkeme” ifadeleriyle mahkemeler arasında “birinci” ve “ikinci” ayrımını neye göre yaptığı anlaşılamamaktadır. Yargıtay bir kararında, davaların açıldığı tarihlere göre birinci dava ve ikinci dava ayrımı yapmıştır. YARGITAY 2. HDE. 2012/12089K. 2012/27577T. 20.11.2012 DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ USULÜ I- Aynı Yargı Çevresinde Yer Alan Mahkemelerdeki Birleştirme

Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Aynı yargı çevresinde yer alan mahkemelerde verilecek birleştirme kararı, talep üzerine olabileceği gibi resen de verilebilir. Birleştirme, ilk davanın açıldığı mahkemede yapılacaktır(HMK m.166/1 ilk cümle). Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, ilk mahkemeyi bağlar(HMK m.166/1 son cümle). İkinci mahkemedeki dava dosyası, birleştirme kararı ile birlikte derhal ilk mahkemeye bildirilir ve ilk davanın açıldığı mahkemeye gönderilir160. Aynı yargı çevresindeki yer alan mahkemelerdeki, ikinci mahkemenin birleştirme kararı bir ara karardır (nihai karar değildir)161. Bu nedenle birleştirme kararına karşı kanun yoluna gidilemeyecektir (m.168). Aynı yargı çevresinde yer alan mahkemelerdeki birleştirme kararında, ikinci mahkemenin verdiği birleştirme kararı, kesinleşmesine gerek olmadan birinci mahkemeyi bağlar. İkinci mahkemenin birleştirme kararı üzerine, birinci mahkeme, sadece, aralarında düzey ve sıfat(görev) bakımından bir farklılık olması halinde dosyayı iade edilebilecektir. Fakat kendisine dosya gönderilen mahkeme, birleştirme kararının yerinde olmadığını(davalar arasında bağlantı olmadığı) düşünüyorsa, iki davanın ayrılmasına karar verebilir162. Bunun yanında davalar arasında bağlantı olsa dahi ikinci mahkeme, yargılamanın daha iyi yürütülebilmesi için davaların ayrılması karar verebilir (m.167)" Yargıtay . HD'nin ... E. ...

K. Sayılı ilamı özü: Birleştirme kararı ikinci davanın açıldığı Mahkemece verilir ve bu karar diğer mahkemeyi bağlar.

(HMK 166/1) Somut olayda; davacıların aynı olması, dava konusu sözleşmenin, çeklerin aynı sözleşmeden doğan çekler olması, şikayete konu CBS soruşturmasının aynı olması, toplanacak delillerin aynı olması, dosyadan verilecek kararların birbirlerini etkiyebilecek olması anlaşılmakla;

Mahkememizin bu dosyası ile Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu,

HMK'nun 166/1 maddesine göre aralarında bağlantı bulunan dosyaların davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden birleştirilebileceği, aynı maddeye göre ; önce açılan dosyada birleştirme yapılabileceği ve HMK'nun 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi de dikkate alınarak birleştirme işleminin uygun olacağı kanaati ve davaların yargılama sonucunda verilecek kararlar birbirini etkileyebileceğinden mahkememiz dosyası ve davasının Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosya ve davası ile birleştirilmesine, yargılamanın Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ve davası üzerinden devam edilmesine dair oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: GEREKÇESİ YUKARIDA AÇIKLANDIĞI ÜZERE;

1.Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasının taraflarının aynı olduğu, dosyalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek olması, delillerin birlikte değerlendirilmesinde yarar olduğu sonucuna varılarak HMK'nun 166.md'si gereğince Mahkememize ait ... Esas sayılı dosyasının Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,

2.Bundan sonraki işlemlerin Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden YÜRÜTÜLMESİNE, esasın bu şekilde KAPATILMASINA,

3.Birleştirme kararının taraflara birleşen Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından TEBLİĞİNE,

4.Harç ve yargılama giderlerinin birleşen Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından DEĞERLENDİRİLMESİNE,

5.6100 s. HMK'nun 166/3 hükmü uyarınca birleştirme kararının, derhâl birleşen dosyanın bulunduğu mahkemeye bildirilmesine ve dosyanın GÖNDERİLMESİNE,

Dair ; tarafların yokluğunda, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda esas hükümle birlikte istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.15/10/2025

Katip Hakim

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK DIGER Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 166. Maddesinde; " Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. BİRLEŞTİRME KARARI, İKİNCİ DAVANIN AÇILDIĞI MAHKEMECE VERİLİR VE BU KARAR, DİĞER MAHKEMEYİ BAĞLAR. (2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. (3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir. (4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır. (5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır. Aynı Kanunu HMK md.166/1 HMK md.166 K6100 md.166 HMK md.166/3 HMK md.30
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.