6. Hukuk Dairesi
6. Hukuk Dairesi 2025/2253 E. , 2025/3947 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, asıl ve birleşen davada davalılar vekili ile asıl davada davacı ... San ve ... ... A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalıların oluşturdukları ortaklık arasında eser yapım işine ilişkin sözleşmeler imzalandığını, sözleşmeyle davacı şirketin alt yüklenici (taşeron) davalı şirketlerin oluşturduğu ortaklığın ise yüklenici konumunda bulunduğunu, akdi ilişki sürecinde yükümlülüklerinde bulunan sözleşme içi ve sözleşme dışı edimlerini yerine getirdiklerini, davalı tarafından işin kabul edildiğini, talimatlar ile sözleşmede taahhüt edilen mal ve işçiliğin dışına da çıkıldığını, ücret farkı doğduğunu, davalının ise yükümlülüğünde bulunan ödeme edimini eksik şekilde yerine getirdiğini iddia ederek şimdilik 125.000,00 TL eser bedelinin müştereken ve müteselsilen muacceliyet tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 28.12.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 675.004,72 TL'ye yükseltmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalılar arasında 03.01.2005 tarihinde ".... .... İşleri, ... Kanalları, ...İmalatları" konusunda sözleşme imzaladıklarını, müvekkilinin sözleşme gereği işleri istenilen özelliklerde yaptığı ve davalılar tarafından kabul gördüğünü, ana ... A.Ş.'nin davalılara verdiği talimatlar ile sözleşmede taahhüt edilen mal ve işçiliğin dışına da çıkıldığını, müvekkil firmanın 2004-2005 yılları arasında sadece davalıların işlerini yaptığını ve başka bir iş almadıklarını, ancak davalıların ödemeleri düzensiz ve yetersiz yaptıklarını beyanla, şimdilik 75.000,00 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen muacceliyet tarihinden itibaren ticari faiz ile birlikte tahsilini talep etmiş, davacı vekili 14.07.2010 tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini 175.000,00 TL'ye çıkarttıklarını belirtmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunduğu, akdi ilişki sürecinde yanlar arasında yapılan işlerle ilgili olarak hiçbir hak ve alacağın kalmadığı hususunda ibranın gerçekleştiğini, ibradan sonra davacı yanın yeni bir iş gerçekleştirmediğini, işe devam eden şirketin davacı şirketle organik bağı bulunan ...Şirketi olduğunu, bu şirketin de yükümlülüğünde bulunan "imal etme" edimini yarım bıraktığını, dava dışı bu şirketin müvekkili şirketler aleyhine alacak davası ikame ettiğini, anılan davanın İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/275 Esas sayılı dosyası ile derdest olduğunu, taleplerde mükerrerlik olduğunu, davacı yanın aldığı avanslar miktarında iş teslim etmediğini, işi bıraktıktan sonra ödenmeyen işçi SGK'larının müvekkili şirketce kurulan adi ortaklık tarafından ödendiğini, davacı hakedişleriyle müvekkili şirketçe yapılan ödemeler ile SSK işçi prim ödemeleri nazara alındığında davacı yanın alacaklı değil borçlu konumunda bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacı yanın işleri kendisi ile arasında şirket ortakları aynı olduğundan organik bağ bulunan ... Şirketinin yarım bıraktığı işlerin devamını tamamlamak üzere aldığını, yaptığı imâlat ve işlerin bedellerinin kendisine fazlası ile ödendiğini, son yaptığı işleri de tamamlamadan müvekkili şirketin şantiyesinden ayrıldığını, davacı şirketin herhangi bir hak ve alacağının olmadığını, davacı yanın alacaklı olmak bir yana işi yarım bıraktığını ve aldığı avanslar ile ödenen işçi SSK primleri nedeniyle müvekkiline borçlu olduğunu savunarak, haksız ve mesnetsiz davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 2008/280 Esas, 2011/173 Karar, 28.04.2011 tarihli kararı ile davanın kabulü ile 675.004,72 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Mahkemesinin 2008/280 Esas, 2011/173 Karar, 28.04.2011 tarihli kararının süresi içinde taraflar vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi 2011/5616 Esas, 2012/5895 Karar, 01.10.2012 tarihli kararı ile 02.01.2004 tarihli sözleşme ile kararlaştırılan işler bakımından 30.11.2004 tarihli ibraname eki protokollerde gösterilen işler ve eki birim fiyatlar üzerinden hakediş tutarını hesaplanması, bunlara ilişkin varsa davalının kanıtlayabildiği ödemeler mahsup edilerek kalan davacı alacağının hüküm altına alınması, 15.08.2004 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacak istemine gelince; dosyaya sunulan sözleşme örneklerinden bir kısmının 20. ve 50. maddelerinde, %30 oranı değiştirilerek %70 olarak düzeltildiği, bir kısmında ise herhangi bir değişikliğe gidilmediği, bu durumda öncelikle değişiklik konusunda tarafların isticvap olunması, esas alınması gereken gerçek oranın saptanması, öte yandan hükme dayanak bilirkişi raporunda sözleşme eki keşif özetindeki birim fiyatların hukuki dayanağı gösterilmeksizin tek taraflı artırılarak değiştirilmek suretiyle kesin hesabın çıkarıldığı, oysa sözleşme kapsamında kararlaştırılan birim fiyatlar esas alınarak kesin hesap çıkarılması, varsa fazla imalat konusunda yukarıda değinilen sözleşmenin keşif artışına ilişkin maddelerindeki oranlar açıklığa kavuşturulduktan sonra sözleşme kapsamında kalan imalata sözleşme fiyatı, fazlasına BK'nın 413. maddesi hükmünce yapıldığı tarihteki piyasa fiyatlarına göre hesaplattırılarak davacının kesin hesap alacağı bulunması, bundan ödemelerin mahsubu ile sonucuna uygun hüküm kurulması gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2.Mahkemenin 2014/938 Esas, 2017/854 Karar, 14.12.2017 tarihli kararı ile mahkemece alınan farklı tarihli farklı heyetlerden alınan bilirkişi raporlarında; 5 no.lu hakedişe girmeyen imâlatların tutanak, bilgi, belge ve hesaplara ait dayanaklarının sadece davacı tarafından imzalandığı, davalı tarafından imzalanmadığı, davacının ilk imâlat olarak talep ettiği imâlatın ibraname kapsamında kaldığı, ilave imalat nedeniyle davacının bir talepte bulunamayacağı, davacının davasına konu ettiği bedel için herhangi bir fatura tanzim etmediği, sözleşmeler kapsamında yapılan işlerden dolayı 293.692,00 TL davalının ödeme fazlası olduğundan alacaklı olduğu, şantiyede sözleşme içi ve sözleşme dışı imâlatlar görünmediği için hesaplamalarını yapamadıkları hususlarının belirtildiği, 30.11.2004 tarihli ibraname sebebi ile asıl davada 02.01.2004 tarihli sözleşme bakımından talep edilen alacak ve birleşen davada talep edilen alacak bakımından davacılar grup şirketi olduğundan talepte bulunulmayacağı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
3.Mahkemenin 2014/938 Esas, 2017/854 Karar, 14.12.2017 tarihli kararına karşı süresi içerisinde asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi 2018/2837 Esas, 2018/5154 Karar, 19.12.2018 tarihli kararı ile mahkemenin gerekçesinin bozma ilamına aykırı olduğu gibi, dosya kapsamına da uygun olmadığı, 02.01.2004 tarihli sözleşme bakımından verildiği açıkça ve ayrıca belirtilen ve yalnızca asıl dosya davacısı ... ...ve İnş. Taah. .... tarafından imzalanan 30.11.2004 tarihli ibraname nedeni ile asıl ve birleşen dosya davacıların grup şirket olduklarından bahisle asıl davada talep edilen 02.01.2004 tarihli sözleşme nedeni ile alacağın ve birleşen davada talep edilen alacağın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, asıl dosyaya ilişkin bozma ilamı uyarınca alınan rapor ve ek raporlar değerlendirilerek, 02.01.2004 tarihli sözleşme ile kararlaştırılan işler bakımından 30.11.2004 tarihli ibraname eki protokollerde gösterilen işler ve eki birim fiyatlar üzerinden hakediş tutarının hesaplanması, 15.08.2004 tarihli sözleşme uyarınca taraflar arasındaki sözleşme bedelleri ile iş artış oranının %70 olabileceğinin kararlaştırılmış olması kabul edilerek sözleşme birim fiyatları ile hesaplama yapılması, birleşen dava ile ilgili olarak alınan bilirkişi raporlarının değerlendirilerek kesin hesabın çıkarılması, davalının işçilik ödemeleri ile ilgili mahsup savunması üzerinde durularak, mahsup itirazında belirtilen işçilik ödemelerine ilişkin dava dosyalarının karar ve sözleşme örneklerinin getirtilerek hangi sözleşmeye ilişkin olduğunun araştırılması, asıl ve birleşen dava bakımından kesin hesap çıkartılması, teminat bedeline ilişkin alacağın kesin hesap içerinde değerlendirilmesi sureti ile asıl ve birleşen davada sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4.Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporlarında yapılan hesaba göre; asıl davacı şirket ile davalılar arasında yapılan 02.01.2004 tarihli sözleşme nedeniyle 30.11.2004 tarihli ibranamede belirtilen ve ibra dışında tutulan ek protokoldeki işler bedelinin 83.786,34 TL olduğu, 15.08.2004 tarihli sözleşme kapsamında yapılan işler bedelinin 431.052,41 TL olduğu, asıl davada davacı ... ...ve İnş. Taah. .... için davalılar tarafından ödenen SGK ödemelerinin 158.522,69 TL olduğu, birleşen davada davacı ... ...ve İnş. Taah. ....'nin 03.01.2005 tarihli sözleşmede kapsamında yapılan işler bedelinin 472.515,88 TL olduğu, davalı şirketin dava dışı 3. kişilerin başlattığı icra takiplerine ilişkin 193.918,13 TL tutarında icra ödemesi yapmış olduğunun görüldüğü, bu şirketlerin hangi alacak kapsamında takip başlattığı, davacı şirketin bu takipte taraf olup olmadığı hususunda bir bilginin bulunmadığı, ilgili icra dairesine gönderilen müzekkerelere gelen cevaplarda dosyaların zamanaşımına uğramış olması nedeniyle imha edildiği bilgisinin verildiği, davalı şirketin dosya kapsamına ibraz ettiği ödeme belgelerinde işçilerin açmış olduğu davalara istinaden ödenen tutarlarda davacı şirketin payının 293.692,22 TL olarak hesapladıklarını ve davacılar hesabındaki hakkedişten düşüm yaptıklarının görüldüğü, davacı şirketin bu takipte taraf olup olmadığı, bu icra dosyalarındaki alacaklıların davacı şirket bünyesinde çalışıp çalışmadığı hususunda bir delil sunulmadığı, icra dosyalarına yapılan ödemelerin hangi personel için ödendiği ve davacı şirketin personeli olduğuna yönelik dayanak belgelerin sunulmadığı anlaşıldığından icra takiplerine ödenen 193.918,13 TL ile işçilerin açtığı davalar nedeniyle 293.692,22 TL ile ilgili olarak davalılar iddialarını ispatlayamadıklarından davacının hakediş alacağından mahsubunun yapılamayacağı, buna göre asıl davada davacı ... ...ve İnş. Taah. ....'nin alacağının 83.786,34 TL + 431.052,41 TL = 514.838,75 TL olduğu, bu alacaktan davalılar tarafından ödenen SGK ödemeleri 158.522,69 TL'nin mahsubundan sonra bakiye alacağın 356.316,06 TL olduğu, davacının ıslah dilekçesinde %18 KDV talebinde bulunduğundan 356.316,06 TL %18 = 64.136,89 TL olduğu ve KDV'li toplam alacağın 420.452,95 TL olduğu, birleşen davada davacı ... ...ve İnş. Taah. ....'nin 03.01.2005 tarihli sözleşme kapsamında yaptığı işler nedeniyle 472.515,88 TL alacaklı olduğu ve davacının bu miktardan daha az olan 175.000,00 TL talep ettiği anlaşıldığı belirtilerek, asıl davanın kısmen kabulü ile; 420.452,95 TL‘nin temerrüt tarihi olan 25.08.2005 tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faizi ile birlikte, birleşen davanın kabulü ile; 175.000,00 TL‘nin temerrüt tarihi olan 25.08.2005 tarihinden itibaren, hesaplanacak ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davada davacı ... Sanayi ve ... Taahhüt .... vekili temyiz dilekçesinde;
a)Yerel Mahkemenin, bilirkişi raporlarında geçtiği üzere, davalı şirketlerin mahsup iddialarının nazara alınamayacağını, görüşünde olmakla beraber hüküm verirken ıslah dilekçesinde yer alan talep gibi karar vermediğini, davayı kısmen kabul ettiğini, oysaki bilirkişi raporunda da tespit edilmiş olduğu üzere, davacı şirketin davalılardan alacağının KDV de eklendiğinde 994.598,00 TL olduğunu, her ne kadar SGK primlerinin bu tutardan düşülmesi gerektiği görüşüne katılmasalar da bu düşüm yapıldığında dahi davacının alacağının ıslah edilen tutardan yüksek olduğunu, dolayısı ile davanın tamamen kabul edilmesi gerektiğini,
b)Bahsedilen SGK primlerinin davacı şantiyeden ayrıldıktan sonra davalı şirketler tarafından şantiyeden gönderilmeyen ve davalı şirketler tarafından çalıştırılan işçilerin SGK primleri olduğunu, bunun davacının hakedişinden mahsup edilmesinin hatalı olduğunu,
c)Yerel Mahkemenin ibraname yorumunun hukuken doğru olmadığını, bahse konu ibranamenin yapılan ödemeler için bir makbuz niteliğinde olduğunu, kaldı ki ibranamenin mutlak bir ibraname olarak kabul edilse dahi bilirkişilerin bozma gerekçelerini nazara alarak hesaplamalarını yaptığını ve Yargıtay'ın gerekçeleri bağlamında davacının alacağını tespit ettiklerini, bu itibarla davanın ispatlandığı ve talep üzerinden davanın tamamen kabulü gerektiğini beyan etmektedir.
2.Asıl ve birleşen davalarda davalılar vekili temyiz dilekçesinde;
a)Mahkemenin kabul kararının, taraflar arasındaki sözleşmelere, 02.01.2004 tarihli ibranameye, dosyadan alınan 25.10.2016 tarihli, 26.04.2017 tarihli ve 23.06.2022 tarihli bilirkişi raporlarına ve bozma ilamlarına aykırı olduğunu,
b)Hükme esas alınan bilirkişi raporunun, temyize konu dosyadan alınan önceki bilirkişi raporlarına aykırı olduğu gibi bozma ilamlarını karşılamaktan uzak olduğunu, hükme esas alınan raporun, dosyadan daha önce alınan 05.01.2011 tarihli bilirkişi raporu kapsamında hazırlandığını, halbuki, 05.01.2011 tarihli rapor kapsamında kurulan hükmün bozulmuş olmasına rağmen, hükme esas alınan raporun bozma öncesi alınan rapor referans alınmak suretiyle hazırlandığını, itirazlarının da değerlendirilmediğini,
c)Mahkeme tarafından, ilgili icra dosyalarının esas defterlerinde kayıtlı olan alacaklı ve borçlu isimlerinin ilgili icra dairesinden istenilmesine ve davacıların işçileri tarafından açılan davalarla ilgili olarak da, ilgili mahkemelerden dava dilekçelerinin istenilmesine karar verilmesi ve bu belgelerin ikmalinden sonra işlem yapması gerekirken, tüm bunlara aykırı olarak, davalı tarafından davacılar adına yapılan ödemelerin davacı adına olduğu ispatlanamadığı gerekçesiyle verilen kararın hatalı olduğunu,
d)Birleşen dosyaya ilişkin olarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda, birleşen dosya yönünden de hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadan ve tarafların sorumluluğu dahi netleştirilmeden, bu hususta hiçbir açıklama ve bilgilendirme yapılmadan, eksik rapor hazırlandığını,
e)Açıklandığı üzere, davalıların davacılara hiçbir borcu olmadığını, bu hususun taraflarca düzenlenen resmi belge, ibraname ve ticari defter kayıtları ile de sabit olduğunu, bunun aksine davalıların, davacılardan alacaklı olduğunun dosyadan alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda eser sözleşmesi kapsamında sözleşme konusu ve sözleşme dışı yapılan iş bakiye imâlat bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; taraflar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından asıl davada davacıdan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz harcın asıl ve birleşen davada davalılardan alınmasına, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.