T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 24/12/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilleri ... ve ...'nin evlatları ve destekleri olan ...'nin yaşamını yitirdiğini, söz konusu trafik kazası nedeniyle düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında; davalı sigorta şirketinin sigortalısı aracın dava dışı sürücüsü aynı kazada yaşamını yitiren ...'ın tam ve asli kusurlu olduğunun, araçta yolcu konumunda bulunan müteveffanın ise hiçbir kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilleri için ayrı ayrı 100,00 TL olmak üzere toplam 200,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren, her artışı kapsayacak şekilde ticari temerrüt faizi uygulanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile talebini 192.656,44 TL'ye yükseltmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların 24/12/2017 tarihinde meydana gelen kazada ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan ...’nın vefatı nedeniyle, 13/01/2017-13/01/2018 vadeli ... poliçesine istinaden 200,00TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini talep ettiklerini, davacıların taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin ticari merkezi itibariyle davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin müvekkili sigorta şirketinin yerleşim yeri İstanbul mahkemeleri olduğunu, kazadan sonra müteveffa sürücü ...’ın kanında 1,16 promil alkol, ...’nin kanında ise 0,84 promil alkol tespit edildiğini, müteveffa ...'nin sürücü ...’ın alkollü olduğunu bilerek aracına binmekle müterafik kusurlu olduğunu,
TBK'nın 52. md gereği uygun bir indirim yapılması gerektiğini, ...’nin emniyet kemeri takmadığını, müteveffanın müterafik kusuru nedeniyle tazminat tutarından indirim yapılması gerektiğini, ayrıca gerçek zararın karşılanmış olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile, davacı anne ... yönünden; Dava konusu 107.247,13 TL destekten yoksun kalma tazminatını temerrüt tarihi olan 12.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kaza tarihindeki poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile davalı ... şirketinden alınarak adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı baba ... yönünden; Dava konusu 81.580,81 TL destekten yoksun kalma tazminatını temerrüt tarihi olan 12.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kaza tarihindeki poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile davalı ... şirketinden alınarak adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerleşik İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay İçtihatları uyarınca, bilinen son asgari ücret dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, ek rapor taleplerinin dikkate alınmaksızın karar verildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 2022/20 E. - 2024/1113 K. sayılı kaldırma ilamına açıkça aykırı biçimde tanzim ettirilen ve hükme esas alınan hesap raporunda, koşulları oluşmadığı halde hem hatır taşıması hem de müterafik kusur indirimi uygulanarak hesaplama yapıldığını, kaldırma kararı sonrası tanzim ettirilen ve hükme esas alınan hesap raporunda, hesaplanan tazminattan yetiştirme gideri adı altında, haksız ve yerleşik içtihatlara aykırı biçimde indirim yapılması açıkça hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerin aleyhine vekalet ücreti kararının tüm hüküm ve sonuçları ile kaldırılması gerektiğini, mahkeme kararı nedeniyle müvekkillerin maddi manevi hak kaybına uğradığını, rapor tarihine en yakın güncel gelir verileri ve müvekkillin lehine olan hüküm ve rapor tarihine en yakın güncel verilerin ve içtihatların da dikkate alınmasına karar verilmesi gerektiğini, davalı taraf artan enflasyon nedeniyle en azından yıllık tüfe oranında temerrüt faizinden sorumlu olduğunu, bu taleplerini kabul edilmez ise temerrüt tarihinden itibaren işleyecek şekilde ticari temerrüt faizi üzerinden müteselsilen ve müştereken sorumlu olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 24/12/2017 tarihinde ...'ın yönetimindeki ... plakalı kamyoneti ile seyir halinde iken kullandığı alkolün etkisiyle, direksiyon hakimiyetini kaybederek tek taraflı ölümlü trafik kazasına sebebiyet verdiği, kazada sürücü ... ile kamyonetteki davacıların desteği ...'nin vefat ettikleri, ... plakalı aracın ... poliçesinin davalı sigorta şirketi tarafından düzenlendiği görülmüştür.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 28/06/2024 tarih, 2022/20 Esas ve 2024/1113 Karar sayılı kararı ile " ...Somut uyuşmazlıkta davalı ... A.Ş. tarafından 12/03/2018 tarihinde davacı ... için 56.555,00 TL, davacı ... için 50.591,00TL olmak üzere toplam 107.146,00TL tazminat ödemesi yapılmıştır. Davacılar vekili ödemenin yetersiz olduğunu belirterek dava açmadan önce 02/05/2018 tarihli başvuru evrakı ile davalı ... A.Ş.'ye başvurmuş, başvuru evrakı 03/05/2018 tarihinde davalı sigorta şirketine teslim edilmiştir. Davacılar ödeme aldıktan sonra, eksik ödeme nedeniyle başvuruda bulunduklarına, eksik ödeme nedeniyle tazminat talebi halinde yeniden başvuru gerekmediğine göre KTK'nın 97.madddesindeki başvuru koşulu yerine getirildiğinin kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur.Davalı sigorta şirketine... poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı aracın ruhsatında, hususi kullanımda olduğu belirtildiğinden mahkemece tazminata yasal faiz uygulanmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. KTK'nın 99.maddesine göre,... Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrütün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Islah edilen miktar içinde temerrüt tarihi aynı şekilde belirlenecektir.Davacıların başvurusu üzerine davalı ... A.Ş. tarafından davacılara 12/03/2016 tarihinde ödeme yapıldığından, davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinin davacılara yapılan ödeme tarihi olan 12/03/2016 tarihi olarak kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alınarak davacılar için TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından "progresif rant" formülü kullanılarak tazminat hesaplanması gerekmektedir. ...Mahkemenin hükme esas aldığı hesap raporunda da; TRH 2010 Yaşam Tablosu ve bilinmeyen dönem için her yıl %10 arttırım ve %10 iskonto yapılmasını öngören “progressif rant” tekniğine göre yapılan hesaplamadaki raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle davalı vekilinin 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf talebi yerinde değildir. ...Dosya kapsamına göre, davacıların desteği müteveffanın yüksek okul öğrencisi olduğu, okul bittiğinde Biyomedikal Cihaz Teknikeri olarak çalışabileceği anlaşılmakla mahkemece,Sağlık Teknisyen ve Teknikerleri Derneği, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, TÜİK ve Teknikerler Birliği'ne yazı yazılarak Biyomedikal Cihaz Teknikerinin ortalama aylık gelirinin ne olabileceği sorularak hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal ücret üzerinden hesaplama yapılmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta davacıların desteği müteveffa ... ile ...'ın arkadaş oldukları, asker eğlencesine ...'ın kullandığı ... plakalı araç ile birlikte gittikleri, alkol aldıkları hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davacıların desteğinin yolculuk için bedel ödemediği, hatır taşıması kapsamında yolcu olduğu, araç sürücüsü ...'ın alkollü olduğunu bilerek aracına bindiği anlaşılmakla, hatır taşıması ve müterafik kusur nedeni ile bilirkişi tarafından belirlenen tazminattan ayrı ayrı %20 oranında indirim yapılması gerekirken yapılmamış olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 02/11/2022 tarih, 2022/1270 Esas ve 2022/13660 Karar sayılı ilamıyla "Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK.’nun 51 ve 52 maddelerinde düzenlenmiştir. TBK’nın 51. maddesine göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyecektir. Bu madde uyarınca hakim, öncelikle zarar gören kişinin/kişilerin maluliyet oranına, yaşına, bakiye ömrüne ve gelirine göre zararını tespit edecek ve bundan birlikte kusuruna isabet eden kısmı çıkaracaktır.Daha sonra Karayolları Trafik Kanunu’nun 87.maddesi gereğince eğer yaralanan kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa gerek öğreti gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsendiği üzere TBK’nın 51. madde uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapacaktır.Son olarak da zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise TBK’nın 52. maddesine göre, tazminatı indirebilecek veya tamamen kaldırabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14.03.2012 2011/4-824 E., 2012/134 K.; Yine HGK 16.03.2016 Tarih 2014/1018 E., 2016/326 K.). TBK’nın 51 ve 52. maddelere göre nihai tazminatı belirlemedeki indirimler;
1.Trafik kazasının oluşumunda zarar görenin kusuru varsa (birlikte kusur) bu oranda indirim yapılması,
2.Hatır taşıması varsa TBK 51 ve KTK 87. maddeleri uyarınca indirim yapılması,
3.Zarar görenin olayın oluşumunda etkili olmamakla beraber zararın oluşumunda veya artmasında kusuru varsa (müterafik kusur) kalan tazminattan bu sebeple indirim yapılması biçiminde olmalıdır. Zarar görenin birlikte kusuru, hatır ve müterafik kusur indirimleri yapıldıktan sonra sorumlular tarafından bir ödeme yapılmış ise ödenmesi gereken tazminattan en son bu ödemelerin mahsubu ve hükmedilecek tazminat miktarının belirlenmesi gerekir. İlgili Kanun maddeleri incelendiğinde kusur, hatır ve müterafik kusur bir indirim sebebi olarak sayılmasına karşın zarar sorumlularınca yapılan ödemeler bir indirim nedeni olarak gösterilmemiştir. Kaldı ki ödemeler tazminatı belirlemede bir indirim sebebi olmayıp Yargıtay uygulamaları ile artık yerleşik hale geldiği gibi borcu söndüren bir nitelik taşımaktadır (Hukuk Genel Kurulu 03.05.2017 Tarih 2017/2097 E., 2017/894 K.).Bu doğrultuda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan zarar bedelinden önce hatır indirimi ve müterafik kusur indirimi yapılması ve sonrasında davalı tarafından yapılan ödemenin güncel değerinin düşülmesi suretiyle nihai tazminatın hesaplanması için ek rapor alınması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi gerektiği halde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır." gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf taleplerinin reddine davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemiz kararında da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta davacıların desteği müteveffa ... ile ...'ın arkadaş oldukları, asker eğlencesine ...'ın kullandığı ... plakalı araç ile birlikte gittikleri, alkol aldıkları hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davacıların desteğinin yolculuk için bedel ödemediği, hatır taşıması kapsamında yolcu olduğu, araç sürücüsü ...'ın alkollü olduğunu bilerek aracına bindiği anlaşıldığından hatır taşıması ve müterafik kusur nedeni ile bilirkişi tarafından belirlenen tazminattan ayrı ayrı %20 oranında indirim yapılması gerektiğinden İlk Derece Mahkemesince dairemiz kararından sonra alınan aktüerya raporunda belirlenen tazminattan ayrı ayrı ve %20 oranında hatır ve müterafik kusur indirimi yapılarak ve yapılan ödemelerin güncellenmiş tutarı tazminattan indirilerek nihai tazminatın belirlenmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Davacılar vekilinin faize ilişkin istinafının Dairemiz ilk kararında karşılandığı anlaşıldığından yeniden değerlendirme konusu yapılmamıştır.
İlk derece mahkemesi tarafından verilen ilk kararda yetiştirme giderleri düşülerek karar verildiği halde hesaplama yöntemi bakımından istinaf etmeyen davacılar lehine olacak biçimde, asgari ücrette gerçekleşen artışın kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle uygulanmasıyla yeniden hesap yaptırılıp, tazminatın ilk hükümdeki miktarı dahi aşacak biçimde belirlenmesinin, davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakları ihlal edeceği (Yargıtay HGK'nun 18.02.2020 tarih, 2016/21-817 Esas ve 2020/167 Karar sayılı ilamı da bu yönde) hususu dikkate alındığında davacılar vekilinin güncel asgari ücret üzerinden tazminat belirlenmesi için rapor alınması talebi yerinde görülmemiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/14923 E.- 2022/17158 K. sayılı kararı).Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1.Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3.İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4.Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5.İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/02/2026