13.Daire 2005/920 E. , 2006/4017 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
2.... A.Ş.
İstemin Özeti : Davalı kurum tarafından düzenlenen ve 06.06.2003 günlü, 25130 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 19. maddesinin; 4250 sayılı Yasa'nın 19. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında, Anayasa'nın 58. maddesinin Devlet'e yüklediği yükümlülük çerçevesinde gerekli tedbirlerin alındığı, alkollü içkilerin satış ve sunumunun belli kurallara bağlandığı; reklâm yasağın mutlak olmadığı, belli vasıtalarla yapılacak reklâmın yasaklanması ile sınırlı olduğu, anılan maddede sayılanların dışındaki vasıtalarla yapılacak reklâmlara ilişkin herhangi bir sınırlamanın öngörülmediği, 4207 sayılı Yasa'nın 3. maddesinde tütün ve tütün mamulleri yönünden öngörülen yasaklayıcı hükmün, 4250 sayılı Yasa'nın 19. maddesinde yer almamasının da bu görüşü doğruladığı, yasa koyucunun alkollü içkilerle ilgili reklâm, tanıtım ve kampanya yasağı koyma iradesi taşıması halinde, 4207 sayılı Yasa hükümlerine veya dava konusu Yönetmelik hükümlerine benzer bir düzenlemeyi 4250 sayılı Yasa'da da yapmasına engel bir durum olmadığı; dava konusu düzenlemenin iptali istenilen 19. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde, 4250 sayılı Yasa'nın 19. maddesine paralel bir düzenleme yapılmasına karşın, 2. cümlesinde yapılan düzenleme ile reklâm ve tanıtım faaliyetinin imkansız hale getirildiği, Yasa'da sadece, alkollü içkilerin reklâmının yer alamayacağı yayın araçları hakkında kısıtlama mevcut iken Yönetmelik'te, reklâmın hangi nitelikte olamayacağına ilişkin, reklâmın işlevini yok eden, geniş kısıtlamalar da getirildiği; buna ek olarak, Yasa'da kampanyalarla ilgili bir sınırlamaya yer verilmediği halde kamyanya düzenleme yasağı adı altında yeni bir yasak icat edildiği; üretilmesine yasak getirilmeyen bir ürünü iktisadî amaçla üreten bir firmanın, ürettiği malın satışını artırıcı faaliyetlerde bulunmasının doğal olduğu, bu faaliyetlerin "tanıtım", "reklâm" ve "kampanya" şeklinde ortaya çıktığı, özellikle monopol ve oligopol özellikler gösteren sektörlerde yeni üreticilerin piyasaya girişlerinde bu faaliyetlerin önemli olduğu, reklâmın tüketici sayısının toplamda artması sonucunu doğurmasına karşın, kampanyanın mevcut tüketicilerin, markalar arası dağılımını değiştirici bir etki yarattığı, kampanya, düzenleyen firmanın piyasa payını diğer üreticiler aleyhine artırması sonucunu yaratmakla birlikte, piyasaya yeni tüketici girişine yol açıcı etkisinin sınırlı olduğu; kampanyanın reklâm gibi ele alınarak yasaklama yoluna gidilmesinin, sektörde hakim durumda bulunan aktörün konumunu güçlendirdiği, piyasaya yeni müteşebbislerin girmesini zorlaştırdığı, rekabet ortamının bozulmasına yol açtığı; düzenlemenin 2. fıkrasındaki "reklâm" ve "kampanya" için getirilen sınırlamanın gerekçesini oluşturan "Alkollü içkilerin kullanılmasını teşvik ve özendirici ..." ibaresinin muğlak bir ibare olduğu, her türlü reklâm ve kampanyanın, son tahlilde tüketimi artıracağından hareketle yasağın mutlak bir şekilde uygulandığı; diğer taraftan, yüzbinlerle ifade edilen perakendecilerin kusurları sonucu doğan zararlar nedeniyle üretici, ithalatçı, dağıtıcı firmalara da eşdeğer sorumluluk yükleyen hükmün, cezaların şahsiliği ilkesine aykırı olduğu, üretici ve dağıtıcılar, perakendecileri istihdam eden konumunda olmadıklarından, kusurlu eylemleri nedeniyle objektif sorumluluk ilkelerine göre sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığı, idarenin sorumluluğu üretici ve dağıtıcıların üzerine yıktığı öne sürülerek iptali istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Dava konusu yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinin, 4250 sayılı Yasa'nın 19. maddesinin içeriğinde yer aldığı, düzenlemenin devamının bir reklâm yasağı getirmediği, alkollü içkilere ilişkin reklâmın hangi ilkelere uyularak yapılması gerektiğini düzenlediği, yasak alanının genişletilmesinin mümkün olmadığı, bu sınıra riayet edilmek şartıyla, reklâm serbestisi bulunan alan ve araçlarla yapılacak alkollü içki reklâmlarının içeriğinin nasıl olması gerektiği hususunun da 4733 sayılı Yasa'yla Kurum'a verilen bir görev ve yetki olduğu; günlük gazetelerde, haftalık ve aylık dergilerde bilboardlarda, sinema salonlarında, internette yapılan alkollü içki reklâmlarının halka mutluluğu, sağlığı, kuvveti, neşeyi, cazibeyi, başarıyı popülerliği, enerjiyi açık ifadelerle vaad ettiği ya da bilinçli olarak bu sanıyı uyandırdığı, diğer mal ve hizmetler için sakınca yaratmayan ve reklâmın ana unsuru gibi görülen bu özendirmenin, alkollü içki ürünleri için arzu edilmeyen bir özendirme ve teşvik olduğu; sınırlandırmanın reklâmı ilân niteliğine dönüştürmediği; alkollü içki reklâmının özendirmeden ve teşvik etmeden yapılmasının da mümkün ve etkili olduğu öne sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce Tetkik Hâkimi'nin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü;
Dava, 06.06.2003 tarih ve 25130 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 19. maddesinde yer alan "Her çeşit alkol ve alkollü içkinin televizyon, kablolu yayın, radyo ve kamu yayın araçları ile reklâmının yapılması yasaktır. Bunlar haricinde yapılacak reklâm ve tanıtımın, alkollü içki tüketiminden kaynaklanan kamusal, toplumsal ve tıbbî herhangi bir zararlı etki oluşturmayacak içerikte, ürünün özelliklerini tanıtarak ve tüketiciyi doğru bilgilendirerek marka seçimini kolaylaştırmaya yönelik olması gerekir. Alkollü içkilerin kullanılmasını teşvik ve özendirici kampanyalar düzenlenemez, gençleri hedef alan ve sportif faaliyetler ile alkol kullanımını teşvik eden reklâm yapılamaz. Üretim, ithalat, dağıtım ve perakende satış faaliyetinde bulunan firmalar, faaliyet sahalarına giren ürünler üzerinde eşdeğer sorumluluk taşırlar. Kurum, alkollü içki tüketiminden kaynaklanan kamusal, toplumsal ve tıbbî nitelikteki her türlü zararlı etkileri önleyecek düzenlemeleri yaparak bunların uygulanmasına yönelik kararları alır." hükmünün iptali istemiyle açılmıştır. Anayasa'nın 58. maddesinin ikinci fıkrasında Devlet'in, gençleri alkol düşkünlüğünden korumak için gerekli tedbirleri alacağı hüküm altına alınmıştır. 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 sayılı Kanunda ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesinde, bu Kanunla ve diğer kanunlarla verilen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip, Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu'nun kurulduğu belirtilmiş;
3.maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, 4207 sayılı Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun'da yer alan hükümler saklı kalmak kaydıyla, tütün ve alkol tüketiminden kaynaklanan kamusal, toplumsal ya da tıbbî nitelikteki her türlü zararlı etkileri önleyecek düzenlemeleri yapmak, bunlarla ilgili kararları almak; (e) bendinde, bu Kanun'un uygulanmasıyla ilgili sektörel düzenlemeleri yapmak; (k) bendinde, 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu ile Genel Müdürlüğe verilmiş olan görevleri yürütmek Kurul'un görev ve yetkiler arasında sayılmış; Kanun'un 9. maddesinin (B) fıkrasında, 4250 sayılı Kanun ile bu Kanun'un uygulanmasıyla ilgili diğer usul ve esasların, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu'nun 19. maddesinin 4. fıkrasında, alkol, bira ve şarap dahil her çeşit alkollü içkinin televizyon, kablolu yayın, radyo ve kamu yayın araçlarıyla reklâmının yapılması, ayrıca içki satış yerleri ile tüm ticari ve kamuya açık yerlerde, tüketilmek veya beraberinde götürülmek üzere onsekiz yaşından küçüklere alkollü içecek satılması veya sunulmasının yasak olduğu hükme bağlanmıştır. 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun'un 3. maddesinde, güvenli ürünün, kullanım süresi içinde, normal kullanım koşullarında risk taşımayan veya kabul edilebilir ölçülerde risk taşıyan ve temel gerekler bakımından azamî ölçüde koruma sağlayan ürünü;
5.maddesinde, piyasaya arz edilecek yeni ürünlerin ilgili teknik düzenlemeye uygun olması gerektiği, üreticinin piyasaya sadece güvenli ürünleri arz etmesinin zorunlu olduğu, teknik düzenlemelere uygun ürünlerin güvenli olduğunun kabul edileceği, üreticinin, güvenli olmadığı saptanan ürünün kendisi tarafından piyasaya arz edilmediğini veya ürünün güvenli olmaması halinin ilgili teknik düzenlemeye uygunluktan kaynaklandığını ispatladığı takdirde sorumluluktan kurtulacağı, dağıtıcının faaliyetleri çerçevesinde, ürünlerin taşıdığı riskler ve bu risklerden korunmak için alınması gereken önlemler hakkında ilgililere bilgi vermesi gerektiği, üreticinin tespit edilemediği durumlarda, yetkili kuruluşça belirlenecek süre içinde üreticinin veya malı tedarik ettiği kişinin kimliğini bildirmeyen dağıtıcının, üretici olarak kabul edilmesi gerektiği hükümlerine yer verilmiştir.
Düzenleyici kurumların ilgili bulundukları sektörde düzenleme, denetleme görevi üstlendikleri, bu kuruluşların temel işlevinin, toplumsal ve ekonomik yaşamın temel hak ve özgürlükler ile yakından ilişkili alanlarındaki kamusal ve özel kesim etkinliklerini, bir takım kurallar koyarak düzenlemek, konulan kurallara uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemek olduğu, Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu'nun da, Yasa'nın gösterdiği çerçevede tütün, tütün mamulleri ve alkollü içkiler piyasası ile ilgili düzenlemeler yapma yetkisine sahip bulunduğu tartışmasızdır.
Söz konusu Yönetmelik'in davaya konu 19. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinin, 4250 sayılı Yasa'nın 4. fıkrasının 1. cümlesinin tekrarı mahiyetinde olduğu;
1.cümleden sonra gelen hükümde ise, reklâm yapılması yasak olan araçların dışında yapılacak reklâmın içeriğinin belirlendiği anlaşılmaktadır. Dava konusu düzenlemenin anılan hükmü ile alkollü içki reklâmının tümüyle yasaklanması yönünde bir yol izlenmediği, piyasada faaliyet gösteren kuruluşların toplum sağlığı açısından zararlı etkileri bulunan alkollü içkilere yönelik bir tüketici kitlesi oluşturmak ve pazar payını artırmak için yoğun bir şekilde reklâm ve tanıtım yöntemlerini kullanabileceği gözönünde bulundurularak, davalı Kurum'a, 4733 sayılı Yasa ile verilen görev ve yetki kullanılmak suretiyle, birbirinden farklı özellikler taşıyan alkollü içkileri tanıtarak, tüketiciyi doğru bilgilendirecek ve marka seçimini kolaylaştıracak tarzda, sınırlı reklâma izin verildiği; bu konuda gençleri hedef alan ve içeriğinde sportif faaliyetler bulunan reklâm yapılması yasaklanmak suretiyle de reklâmın yöneleceği hedef kitlenin seçiminde Anayasa hükmü gereği seçici davranılması yönünde düzenleme yapıldığı; alkollü içkilere yönelik kampanyaların, alkol tüketimini artıracağı düşüncesinden hareketle, yasaklandığı belirlenmektedir.
Reklâmın ve kampanyanın amaç ve işlevleri ile yöneldiği hedef kitle dikkate alındığında, " ... alkol ve alkollü içkinin televizyon, kablolu yayın, radyo ve kamu yayın araçları ile reklâmının ..." yasaklanması ile korunmak istenilen değerin, Yasa'da açıkça sayılanlar dışındaki yayın araçları ile yapılacak reklâmlardan ve bu ürünlere yönelik kampanyalardan da olumsuz şekilde etkileneceği, zedeleneceği, zarar göreceği açık olduğundan, reklâm ve tanıtımın, alkollü içki tüketicisinin bilgilendirilmesiyle sınırlandırılmasında, gençlerin hedef kitlenin dışında tutulmasında ve sportif faaliyetlerle alkol tüketimini teşvik eden reklâmın ve bu ürünlere yönelik kampanyaların yasaklanmasında kanun koyucunun amacına ve anılan Yasa hükümlerine aykırılık bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, dava konusu Yönetmelik maddesinin 4. cümlesinde yer alan üretim, ithalat, dağıtım ve perakende satış faaliyetinde bulunan firmaların, faaliyet sahalarına giren ürünler üzerinde eşdeğer sorumluluk taşıdıklarına ilişkin hükmün, içeriği itibarıyla sağlığa zararlı olduğu kabul edilen alkollü içkilerin, imalatı, taşınması, depolanması, perakende satışı ve benzeri durumlar sırasında üründe meydana gelebilecek hasarlar nedeniyle, tüketici haklarının korunmasına yönelik, ürün odaklı bir düzenleme olduğu, üretimden başlayıp, ürünün tüketiciye teslimiyle sona eren süreçte herhangi bir nedenle üründe meydana gelebilecek bir kusur veya zarar nedeniyle, tüketicinin mağdur olmasını önleme amacını taşıdığı, düzenlemenin 4703 sayılı Yasa'da belirlenen sorumluluk dışında dağıtıcı veya perakende satıcının kusuru nedeniyle salt üreticiyi cezalandırmak amacıyla yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu yönetmelik hükmünde hukuka aykırılık bulunmadığından yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-YTL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, artan posta ücretinin istemi halinde davacıya iadesine, 17.10.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.