15. Ceza Dairesi
15. Ceza Dairesi 2013/10771 E. , 2015/23493 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi durumunda TCK'nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde;
1.Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır” denilmektedir. Aynı kanunun 124. maddesinde; “1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
2.Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” denilmektedir.
Sanıkların, açık kimlik ve adresleri tespit edilemediğinden dosyaları tefrik edilen bir kısım kişilerle birlikte iştirak halinde hareket ederek “... Turizm Yatırım Ticaret Limited Şirketi” adı altında kurdukları şirketi ticaret sicilinde tescil ve ilan ettirdikten sonra, işe aldıkları katılan ...’ın birkaç aylık maaşını ödemeyerek karşılığında 1.750,00 TL meblağlı senet vermelerine rağmen katılanın parasını ödemedikleri, yine katılan ... ’ın şirketinden almış olduğu inşaat malzemelerinin karşılığını malın teslimi sırasında nakit olarak vereceklerini belirtmelerine rağmen, onu oyalayarak kaçtıkları; aynı şekilde iç mimar olan katılan ...’ın emeğine karşılık avans olarak verdikleri 27.000,00 TL tutarındaki çekin karşılığı çıkmadığı gibi, geri kalan ücretini de ödemedikleri ve benzer şekilde birçok kişiyi dolandırıp kaçtıklarının iddia edildiği olayda; sanıkların aşamalardaki tüm savunmalarında, tanıdıkları olan ...’ın kendilerine bir şirket kuracağını, ancak şirketin resmiyetteki kaydının kendilerinin üzerine olması şartıyla şirkette çalışabileceklerini söylemesi üzerine teklifini kabul ettiklerini, buna ilişkin belgelerin düzenlenmesinden sonra da çağrılmayı beklediklerini, bu nedenle yapılan hiçbir işlemden haberlerinin bulunmadığını belirterek suçlamaları kabul etmemeleri, katılan ... dışındaki şikayetçilerin aşamalardaki beyanlarında, dolandırıldıkları eylemler ile ilgili olarak sanıklarla hiç bir şekilde karşılaşmadıklarını ve sanıkların kendilerine karşı herhangi bir eylemlerinin bulunmadığını ve onları hiç görmediklerini beyan etmeleri, ...’ın ise, sanıklardan ...’ı, şirket yetkilisi olan ...’in yanında bir kez gördüğünü belirtmiş olmasına karşın, herhangi bir eyleminden söz etmemesi ve sanıkların savunmalarında belirttikleri ... ile ... haklarında çeşitli mahkemelerde bu ve benzeri suçlardan dolayı açılmış kamu davalarının bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair cezalandırılmalarına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerin elde edilemediği gerekçesiyle verilen beraat karlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar ... ve ... vekilleri ile katılan ...’ın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 13.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.