6. Ceza Dairesi
6. Ceza Dairesi 2012/24418 E. , 2014/15678 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar ... ve ... savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Üye ...'un, 6526 sayılı Kanunla Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14/4. maddesinin son cümlesinin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve milletlerarası andlaşmalara aykırı olduğu, bu nedenle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması görüşü oyçokluğu ile reddedilerek yapılan incelemede; Süresinden sonra olan ve ayrıca hükmolunan cezaların türü ve süresine göre, sanıklar ... ve ... savunmanlarının duruşmalı inceleme istemlerinin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi uyarınca REDDİNE,
I-Sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma- yönetme; sanıklar ..., hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma; sanıklar hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık; sanıklar ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik; sanıklar ..., hakkında mağdur ...'a yönelik yağma; sanık ... hakkında mağdurlar ... ve ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde; Tekerrüre esas hükümlülüğü bulunan sanık ... hakkında, yağma suçunda 5237 sayılı TCK'nın 58.maddesinin uygulanmaması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; O Yer Cumhuriyet Savcısı ile sanıklar ..., ..., savunmanları ve sanık ...'ın temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
II-Sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma; sanıklar ... ve ... hakkında mağdurlar ... ve ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak,
Olay tarihi öncesinde yağma eylemine maruz kalan sanık ...'ın, maruz kaldığı eylemin faillerini yakalaması için olayı eski erkek arkadaşı olan sanık ...'a aktarması, sanık ...'ın da diğer sanıklar ile birlikte bu amaçla mağdurları hürriyetlerinden yoksun bıraktıklarının anlaşılması karşısında; suç işlemek amacıyla kurulan örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bir suç söz konusu olmadığından, 5237 sayılı TCK'nın 58/9.maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, sanık ...'ın adli sicil kaydında yer alan hükümlülüklerinden ...
1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/190 Esas ve 2004/234 Karar sayılı ilamının uyarlanmasına ilişkin ek kararın tekerrüre esas olduğu gözetilmeden,yazılı biçimde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısı ile sanıklar ... ve ... savunmanları ile sanık ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından sanıklar hakkında 5237 sayılı Yasanın 58/9.maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımlar çıkarılarak sanık ...'la ilgili bölüme, “Sanığın, ...
1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/190 Esas ve 2004/234 Karar sayılı ilamının uyarlanmasına ilişkin ek kararın kesinleşmesinden sonra ve tekerrür süresi içinde yeniden suç işlediği anlaşıldığından, 5237 sayılı Yasanın 58/6-7. maddeleri gereğince sanığa verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, mükerrir sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” cümlesi yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III-Sanık ... hakkında mağdurlar ... ve ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma; sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükmün incelenmesine gelince; Tekerrüre esas hükümlülüğü bulunan sanık ... hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 58.maddesinin uygulanmaması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; resmi belgede sahtecilik suçunun sanık ... tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak,
1.Mağdurlar ... ve ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları, suç işlemek amacıyla kurulan örgütün faaliyeti faaliyeti çerçevesinde işlenen bir suç olmadığından; atılı suçlara katıldığına ilişkin aleyhinde kanıt da bulunmayan sanık ...'ın, anılan suçlardan TCK'nın 220/5.maddesi uyarınca sorumlu tutulamayacağı gözetilmeden, yazılı biçimde uygulama yapılması,
2.Yapılan operasyon neticesinde sanık ...'tan farklı zamanlarda düzenlendiğine ilişkin kanıt bulunmayan ve farklı kişiler adına sahte olarak düzenlenmiş bir adet sürücü belgesi ile bir adet nüfus cüzdanının ele geçirildiğinin anlaşılması karşısında; eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 204/1,43.maddelerine uyan tek sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde iki ayrı sahtecilik suçundan hükümlülüğüne karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 15.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. KARŞI OY: 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 105/6. maddesi ile yürürlükten kaldırılan; ancak, aynı Kanunun geçici 2/4. maddesi uyarınca, bu mahkemelerde açılmış olan davalara, kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bakmakla görevlendirilen, CMK’nın yürürlükten kaldırılan 250/1. maddesine göre görevli mahkemeler, 6 Mart 2014 tarihli, mükerrer 28933 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14/1. maddesi gereğince kaldırılmışsa da, anılan maddenin 4. fıkrasına, “Bu mahkemelerce verilip Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında veya Yargıtayın dairelerinde bulunan dosyaların incelenmesine devam olunur.” hükmü konulmuştur. Sözü geçen bu hüküm, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırıdır. Şöyle ki;
1.Özel yetkili mahkemeler, “Adil Yargılanma Hakkı” ve “Yargı Birliği”ni sağlamak amacıyla kaldırılmıştır. Bu husus, anılan Kanunun genel gerekçesi ile sözü geçen madde gerekçesinde belirtilmiş; tüm ağır ceza mahkemelerinin aynı usul kurallarına tâbi olması amaçlanarak, adil yargılanma hakkı için gerekli olan özel soruşturma ve kovuşturma usullerine son verilmesi amaçlanmıştır.
Ancak, 6526 sayılı Kanunla, Terörle Mücadele Kanunu’na eklenen geçici 14. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesinde özel-genel mahkeme ayrımı sürdürülmekle; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10; “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36; “Kanuni hâkim güvencesi” başlıklı 37 ve “Suç ve Cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesine aykırı bir düzenleme yapılmış ve yargı birliği ilkesi ihlal edilmiştir.
2.Mahkemeler, bütün işlemlerinde, Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan “Kanun önünde eşitlik” ilkesine uygun hareket etmek zorundadır. 6526 sayılı Kanunla kanıt toplama yöntemleri değişmiş; yargılama hukuku, hukuka uygun ve güvenilir hâle getirilmiştir. Önceden,
CMK’nın 250. maddesi kapsamında kalan soruşturma ve kovuşturmalarda, şüpheli ve sanıklar yönünden mevcut kısıtlayıcı hükümler kaldırılmakla, kişilerin hukuki güvenlik hakları ile yargılama eşitliği sağlanmıştır.
3.Keza bu cümle, Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan, “Hak arama hürriyeti ile herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu”;
37.maddesindeki, “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı” ve 38. maddesinde yer alan, “Kanuna aykırı olan elde edilmiş bulguların, delil olarak kabul edilemeyeceği” hükümlerine de aykırılık teşkil etmektedir.
4.Çağdaş anayasaların temel kurallarından birisi de kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği kuralıdır. Kanun koyucu, CMK’nın 250. maddesi ile görevli mahkemeleri kaldırmakla, bu mahkemelerin, normal ağır ceza mahkemelerine göre daha güvencesiz olduğunu kabul etmiştir.
5.CMK’nın 250. maddesi ile görevli mahkemelerin kaldırılarak diğer ağır ceza mahkemelerine gönderilen davaların sanıklarıyla, kararları Yargıtay’da temyiz incelemesinde bulunan dosyaların sanıkları arasında fark yaratılması da Anayasa’nın 10. maddesinde yazılı eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmuştur. -Anayasa’nın 90/son maddesinde yer alan “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır” kuralı gereği olarak da; yapılan düzenleme, AİHS’nin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesine aykırı olduğundan iptali gerekmektedir.
Özetle, 5526 sayılı Kanunun 1. maddesi ile Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14. maddenin 4. fıkrasının son cümlesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na ve Ülkemizin kabul ettiği milletlerarası antlaşmalara aykırı olduğundan, 152. madde uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurulması ve verilecek karar sonucuna kadar temyiz incelemesinin geri bırakılması görüşündeyim.