3. Hukuk Dairesi
3. Hukuk Dairesi 2016/2890 E. , 2016/13715 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl ve birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalının EPDK'nun 875 sayılı kararına göre 01.09.2006-31.12.2010 dönemi için perakende satış hizmet bedeli- sayaç okuma bedelini (PSHB) tüketilen kwh başına nispi olarak tahakkuk ettirerek tahsil ettiği, oysa Danıştay 13. Dairesinin sözü edilen 875 sayılı kararını 06.04.2011 tarih ve 2008/2695 Esas ve 2011/1365 Karar sayılı ilamı ile iptal ettiği, gerekçe olarak sayacı okuma ve faturalama hizmetlerine ilişkin maliyetlerin, abone grubuna ve tüketim enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı ve bu nedenle abone başına sabit ücret uygulanması gerektiğinin benimsendiği, bu nedenle tahsil edilen sayaç okuma bedelinin hukuki dayanağı kalmadığını iddia ederek, fazla ödenen 10.000 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı; tahsilatın mevzuata uygun olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; 05.03.2013 tarih ve 2011/701 E. 2013/86 K. sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 05.02.2014 tarih ve 2013/20678 E. 2014/1627 K. sayılı kararı ile;''Danıştay 13.Dairesinin iptal kararının onanmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun, anılan 24.05.2012 tarihli kararı uyarınca Daire kararının "serbest tüketiciler"le sınırlı olarak uygulanacağının gözönünde bulundurulmak suretiyle ve Elektrik Piyasası Serbest Tüketici Yönetmeliği dikkate alınarak davacının "serbest tüketici" olup olmadığı konusunda bilirkişiden rapor alınmak ve serbest tüketici olduğu takdirde ise, iptal kararı ile işlem önceki hukuki duruma geri dönüleceğinden, buna göre değerlendirme yapılarak davacının "fazladan ödediği" miktar hesaplanmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.'' gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı, dairemizce bozma kararı verilen 2011/701 E. sayılı dosyada alınan bilirkişi raporunda belirtilen miktar doğrultusunda ...
1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/229 E. sayılı dosyasında bakiye 65.442,06 TL'nin ferileri ile birlikte toplam 81.118,90 TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair alacak davası açmış, söz konusu dava dosyası mahkemenin 18.09.2014 tarihli kararı ile asıl davayla birleştirilmiştir. Mahkemece, Dairemizin yukarıda anılan bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, hükme asas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar.
Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.). Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay'ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Somut olayda, mahkemece; bozmaya uyma kararı verilmiş ise de, bozma kararının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılmamış, bozmaya uygun karar verilmemiştir.
Şöyle ki; mahkemece bozma ilamı doğrultusunda, Elektrik Piyasası Serbest Tüketici Yönetmeliği kapsamında davaya konu 01.09.2006-31.12.2010 dönemleri itibariyle davacının serbest tüketici olup olmadığına dair bir araştırma ve inceleme yapılmadan, sadece davacının 2005 yılı itibariyle Serbest Tüketici olduğuna dair belge esas alınarak, davacının Serbest Tüketici olduğu kabul edilip, talep edilen bedeller hakkında bilirkişi raporu alınarak, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Hal böyle olunca; mahkemece, Dairemizin bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, sonucu dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucunda, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2.Bozma nedenine göre, davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.