12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2016/1147 E. , 2017/5135 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Tehdit, hakaret, şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal
Hükümler : 1- Sanık hakkında mağdurlar ..., Nedim ve Mehmet'e yönelik tehdit suçundan dolayı TCK'nın 106/1-1, 43/1, 53/1-3. maddeleri gereğince mağdur sayısınca ayrı ayrı 3 kez mahkumiyet
2.Sanık hakkında mağdurlar ..., Nedim ve Mehmet'e yönelik hakaret suçundan dolayı TCK'nın 125/2. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 125/1, 43/1, 53/1-3. maddeleri gereğince mağdur sayısınca ayrı ayrı 3 kez mahkumiyet
3.Sanık hakkında mağdur ...'ye yönelik şantaj suçundan dolayı TCK'nın 107/2. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 107/1, 52, 53/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
4.Sanık hakkında mağdur ...'ye yönelik özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK'nın 134/2, 53/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet Tehdit, hakaret, şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: A) Hakaret, şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Hakaret, şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından dolayı temel cezalar belirlenirken, TCK'nın 61/1. madde ve fıkrasında yer alan ölçütler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle aynı Kanun'un 3/1. madde ve fıkrası uyarınca işlenen fiillerin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddelerde öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, temel cezaların asgari hadden tayin edilmesi; ayrıca, sanık hakkında, 08.08.2012 tarihinde düzenlenen ve 13.08.2012 tarihinde kabul edilen iddianame ile 2011 yılı Ocak ayından itibaren başlayıp 19.05.2012 tarihine kadar devam eden tehdit, hakaret, şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından dava açıldığı, anılan iddianameden sonra 14.12.2012 tarihine kadar devam eden özel hayatın gizliliğini ihlal eyleminden dolayı birleşen 2013/562 esas sayılı dosyaya ilişkin 07.05.2013 tarihli iddianamenin düzenlendiği, sanığın, mağdur ...'ye ait özel görüntüleri, facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde açtığı iki ayrı hesap üzerinden yayımladığı ve Yargtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli, 2013/591-2014/171 sayılı kararında da vurgulandığı üzere kabul edilmiş iddianamenin düzenlenme tarihinde hukuki kesintinin oluşması nedeniyle bu tarihten sonra işlenen eylemin ayrı bir suç oluşturacağı gözetilerek, sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulması, 08.08.2012 tarihli iddianameye konu özel hayatın gizliliğini ihlal eylemi açısından da,
TCK'nın 134/2. madde ve fıkrasının 1. cümlesinde, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerinin ifşası halinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüş, aynı madde ve fıkranın 2. cümlesinde, fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde cezanın yarı oranında artırılacağı düzenlenmiş iken, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 81. maddesi ile TCK'nın 134/2. madde ve fıkrasında yapılan değişiklikle temel ceza miktarı iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş ve ifşanın basın ve yayın yoluyla gerçekleşmesi halinde de aynı cezaya hükmolunacağının belirtilmiş olması karşısında,
TCK'nın 7/2. madde ve fıkrası gereğince, suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanığın lehine olan kanunun tespiti ile lehe kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun kararın gerekçesine yansıtılması suretiyle hüküm kurulması gerekirken, her iki eylemin tek bir suç oluşturduğuna dair yasal olmayan ve dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelere dayalı olarak sanığın TCK'nın 134/2. madde ve fıkrası gereğince asgari hadden 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin tek bir mahkumiyet hükmü kurulması, temyiz edenin sıfatına göre bozma sebebi sayılmamış; Anayasa Mahkemesinin TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın adil yargılanmadığına, savunma hakkının kısıtlandığına, sübuta, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine, haksız tahrik koşullarının oluştuğuna, ceza miktarlarına, takdiri indirim maddesinin uygulanmamasına, hükmedilen hapis cezalarının seçenek yaptırıma çevrilmemesine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA,
B) Tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Hükümlerden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile değişik CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve TCK'nın 106/1-1. madde ve fıkrasında tanımı yapılan tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında;
TCK'nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeksizin hükümlerin bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 14.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.