19. Hukuk Dairesi
19. Hukuk Dairesi 2014/2086 E. , 2014/5162 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R -
Davacı vekili; davalının taraflar arasında akdedilen 14/12/2007 tarihli sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu sözleşmeye istinaden düzenlenen fatura bedelinin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve %40'tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; takip konusu faturanın vade farkından kaynaklandığını, dosyaya sunulan sözleşmedeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, bir an için müvekkili şirketin söz konusu sözleşmeye icazet verdiği kabul edilse dahi sözleşmenin taraflar arasındaki ticari ilişkinin çok cüzi bir kısmını oluşturduğu, ayrıca taraflar arasında vade farkına dair bir uygulamanın da olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle gecikerek ödenen fatura bedellerine vade farkının uygulanmaması hususunun teamül haline dönüştüğü, ayrıca fiili olarak uygulanmayan 2007 tarihli sözleşmedeki vade farkı düzenlemesine dayanılarak 2009 yılında vade farkı talep edilmesinin iyi niyet kuralı ile bağdaşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 14/12/2007 tarihli sözleşmeye dayanılarak açılmıştır. Anılan sözleşmenin 6'ncı maddesinde vade farkı ile ilgili hüküm bulunmakta olup mahkemece bu sözleşmenin taraflarca imzalandığı kabul edilmiş ve davalı taraf hükmü gerekçeden temyiz etmemiş olmakla dava konusu sözleşmenin altındaki imzanın davalıya ait olduğunun kabulü gerektiğinden somut olayda vade farkı istenemeyeceğine ilişkin mahkeme gerekçesinde isabet görülmemiştir. Ne var ki; mahkemece alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere davacı taraf vade farkı alacağını kanıtlayamamıştır. Davanın bu nedenle reddi gerekirken yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değil ise de, sonuç itibariyle doğru olan hükmün 6100 sayılı HMK.'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.'nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.