11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2015/994 E. , 2015/5904 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) 42. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20/05/2013 gün ve 2011/317 - 2013/135 sayılı kararı onayan Daire'nin 11/11/2014 gün ve 2013/17077 - 2014/17327 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin de ortağı olduğu davalı şirketin 29.04.2011 tarihinde yapılan genel kurulunda yönetim ve denetim kurullarının ibra edilmesi, kar payının tamamen dağıtılmaması ve yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 334 ve 335. maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, anılan genel kurul kararlarının iptalini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu alınan kararlarda hukuka aykırılığın sözkonusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı şirketin 01.01.2010-31.12.2010 dönemine ait 29.04.2011 tarihli olağan genel kurul toplantısında oy çokluğu ile alınan 2010 yılı karının bir kısmının dağıtılmamasına dair 4 nolu, 2010 yılında görev yapan yönetim kurulu üyelerinin ve murakıbın ibrasına dair 5 nolu, yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 334-335 maddeleri yönünde izin verilmesine dair 7 nolu genel kurul kararlarının yasa, anasözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.11.2014 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1.Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK.nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen aşağıdaki bent dışında kalan sair karar düzeltme isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Somut olayda, davalı anonim şirketin 29.04.2011 tarihli genel kurul toplantısının gündeminin 4. maddesi görüşmeleri sonucunda “2010 yılı şirket karından, kanun ve anasözleşmenin 26. maddesi gereği yapılması gereken vergi ve diğer yasal kesintiler yapıldıktan sonra kalan tutardan ortaklarımıza 1. ve 2. temettü olarak toplam 93.508,50 TL temettü ödenmesine,” karar verilmiş, bu karara davacı vekili karşı çıkarak muhalefet şerhini genel kurul tutanağına yazdırmıştır. Dava, alınan bu kararın, ortakların müktesep haklarından olan kar payı alma hakkının ihlali niteliğinde olduğu iddiasına dayanılarak genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde davalı şirketin 2010 yılında net karının 246.838,95 TL TL, olduğu, kısa vadeli borçlarının ise 52.976,02 TL olduğu, geçmiş yıllarda da kar payı dağıtılmadığı, sürekli yedek akçe biriktirildiği ve şirketin özvarlığının 2010 yılında 17.104.502,70 TL olduğu, yedek akçelerin en kritik dönemlerde bile kullanılmadığı ve şirketin istikrarlı bir şekilde kar elde ettiği belirlenmiştir.
Özellikle belirtmek gerekir ki, her ticaret ortaklığı gibi anonim ortaklığın da nihai amacı kar elde edip ortaklarına dağıtmaktır. Bu amaç, anasözleşmelerde yer almaz, çeşitli kanunlardaki kişi birliklerini ayıran, “müşterek gaye” kıstasından ve “ortaklık” kavramından doğar. Başka bir deyişle “anonim şirket kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve konular için kurulur” (6762 sayılı TTK’nın 271. maddesi) ve kâr elde etmek ve paylaştırmak nihai amacını elde etmek hedefine yönelir ve bu yolda çaba harcar. Ortaklığın bütün organları bu nihai amaca uygun kararlar almak zorundadır. İşte, şirketin kâr elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan kar payı, bir vazgeçilmez haktır. (6762 sayılı TTK’nın 385. maddesi) (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Koop. Hukuku 8.bası s.487).
Şirketin nihai amacının kar elde edip ortaklara dağıtması esas olmakla birlikte anasözleşmeye konulacak hükümler yanında kanunda gösterilen nedenler bu genel ilkenin istisnalarını oluşturmaktadır. Bu istisnaların en önemlisi ve uygulamada da sıkça görülüp dava konusu uyuşmazlığa da konu olan 6762 sayılı TTK’nın 469/2. maddesindeki düzenlemedir. Anılan düzenleme gereğince şirketin devamlı inkişafı ve mümkün mertebe istikrarlı kâr dağıtımını temin bakımından anasözleşmede zikredilenlerden başka yedek akçeler ayrılmasına şirket genel kurulunca karar verilebilir. 6762 sayılı TTK’nın 385. maddesinde düzenlenen müktesep hak olan kar payı hakkı ile bu hakkın istisnasını oluşturan anılan Yasa’nın 469/2. fıkrası arasındaki hassas dengenin kurulması zorunludur. Anasözleşmede ihtiyari ve kanuni yedek akçelerin ayrılmasından sonra kalan safi karın bir kısmının dağıtılmamasına ve olağanüstü yedek akçeye ayrılması mümkün ve bu konudaki genel kurul kararının anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığı sözkonusu olmamakla birlikte, tamamının yedek akçeye ayrılması TTK’nın 469/2. maddesinin istisna hükmü olduğu gözetildiğinde;
TTK’nın 385. maddesinde düzenlenen müktesep hakkın ihlal edilmediğini kanıt yükünün davalı şirkette olması sonucunu doğurur. Karın, olağanüstü yedek akçeye ayrılmasına ilişkin karar genel kurulda gerekçelendirilmemiş olsa bile, yargılama sırasında davalının bunu açıklayarak somut deliller ile ispat etmesi gerekmektedir. Ancak, davalı tarafça kar payının sürekli olarak dağıtılmamasını gerektirir durumun ne olduğu somut olarak açıklanmamıştır. Bu durumda, kar payının dağıtılmamasına ilişkin alınan genel kurul kararının yasa, anasözleşme ve özellikle iyiniyet kuralları ile bağdaştığını kabul etmek mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece, kâr payının nispi müktesep hak olduğu ve Mülga TTK’nın 469/2. maddesinin TTK’nın 385. maddeyi bertaraf eden bir hüküm olmayıp, gerektiğinde uygulanması mümkün istisnai bir nitelik taşıdığı, pay sahibinin yeterli oranda kâr payı üzerinde müktesep hakkı bulunduğu, dolayısı ile istisnai hakların sakınılarak kullanılması gerektiği ilkesi çerçevesinde kar payının dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının iyiniyetli olmadığının kabulü ile alınan kararın iptaline karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme itirazının kabulüyle, Dairemizin 11.11.2014 tarih ve 2013/17077- 2014/17327 karar sayılı onama kararının kaldırılarak, yerel mahkeme kararının anılan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.