2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2016/13212 E. , 2018/2977 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından 08.04.2016 tarihli temyiz talebinin reddine ilişkin ek karar, kusur belirlemesi, velayet düzenlemesi ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Temyiz talebinin reddine ilişkin ek karara yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
Mahkemece 08.04.2016 tarihli ek karar ile davalı erkeğin temyiz talebinin süresinde olmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı erkeğe yapılan gerekçeli kararın tebliğine ilişkin mazbata her ne kadar adresin "mernis" adresi olduğu tebligat zarfı üzerine yazılmak suretiyle tebliğe çıkarılmış ise de davalı erkeğin bilinen bu adresine daha önce çıkarılıp da bila tebliğ iade dönen bir tebligata dosya arasında rastlanmamıştır. Gerekçeli kararın tebliğine ilişkin mazbatadan, tebligatın muhtara Teb.K m.21/1'e göre tebliğ edildiği varsayıldığı takdirde ise tebligatın Tebligat Kanununun 21. maddesi ve özellikle bu Kanunun uygulanmasına dair Yönetmeliğin 30. maddesi hükümlerine aykırı olacak şekilde beyanda bulunan komşunun ismi ve imzasını içermediği gibi imzadan imtina edilip edilmediğine dair bir ibareyi de kapsamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı erkeğe yapılan gerekçeli karar tebliği usulsüz olup erkeğin temyiz talebinin süresinde sayılması gerektiğinden mahkemenin temyiz dilekçesinin reddine ilişkin 08.04.2016 tarihli ek kararının kaldırılarak temyiz dilekçesinin incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı kadın, gerekçede davalı erkeğe yüklenen kusurlu davranışlara usulünce dayanmamış, esasen dava dilekçesinde herhangi bir vakıa da belirtmemiştir. Mahkemece, usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen ve çekişmeli olarak belirlenmeyen ( HMK m. 137. 340/3.
187.vakıa esas alınarak karar verilemeyeceği gibi ( HMK m.
141.dayanılmayan vakıanın davalıya kusur olarak yüklenmesi de doğru değildir. Buna karşılık mahkemece davacı kadına yüklenen ailesinin evlilik birliğine müdahalesine sessiz kalma vakıası ise davacı kadın tarafından temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Bu durumda boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı kadın tamamen kusurlu olup davasının reddi gerekirken, kabulü doğru değilse de; boşanma hükmü temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden bu husus bozma sebebi yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
3.Esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; a-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. b-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir (TMK m. 175). Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı kadın tamamen kusurludur. Tam kusurlu kadın yararına yoksulluk nafakası takdir edilemez. O halde, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü doğru bulunmamıştır.