Esas No
E. 2018/2426
Karar No
K. 2018/13815
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Cinsel Suçlar

8. Hukuk Dairesi         2018/2426 E.  ,  2018/13815 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekilileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili dava dilekçesinde, vekil edenin satın alma yoluyla paydaş olduğu 91, 168, 235 ve 308 parsel sayılı taşınmazların tamamının davalı tarafından kullanıldığı gibi vekil edeni tarafından kullanılmasına da engel olunduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazlarda davalının müdahalesinin menine, 2000 TL ecrimisil bedelinin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesi ile 91 ve 235 parseller yönünden 2008-2012 yılları arasında 4.831,62 TL, 168 ve 308 parseller yönünden 2008-2010 yılları arasında 3.940,75 TL olmak üzere toplam 8.773,24 TL ecrimisil bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiş ve ıslah harcı yatırmıştır. Davalı, ecrimisil talebinin zamanaşımına uğradığını, intifadan men koşulunun oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uymak suretiyle yapılan yargılama neticesinde, davanın kabulüne, davalının davacı adına kayıtlı 91 parselde 4/16 hissesine, 168 parselde 4/16 hissesine, 235 parselde 2/40 hissesine, 308 parselde 308 parselde 4/16 hissesine müdahalesinin menine, fen bilirkişisi ... 19.3.2013 havale tarihli raporunun eklenilmesine, 91, 168, 235, 308 parsellerde davacının hissesine düşen 27.06.2006 - 2007 - 2008 - 2009 - 2010 - 2011 - 26.6.2012 yıllarında elde edilen fıstık ürünü bedeli olan toplam 8.773,24 TL ecrimisil bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Davanın kabulü ile, davalının davacı adına kayıtlı 91 parselde 4/16 hissesine, 168 parselde 4/16 hissesine, 235 parselde 2/40 hissesine, 308 parselde 308 parselde 4/16 hissesine müdahalesinin menine, davacının hissesine düşen 27.06.2006 - 2007 - 2008 - 2009 - 2010 - 2011 - 26.6.2012 yıllarında elde edilen fıstık ürünü bedeli olan toplam 8.773,24 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline dair önceki hüküm, davalı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/16603 Esas, 2016/2432 Karar sayılı ilamı ile özet olarak; " ...Hal böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması isabetsizdir..." gereğine işaret edilmek üzere bozulmuş, bozma ilamına uyma kararı verildikten sonra yukarıda yazılı şekilde karar verilmiştir. Dava, paydaşlar arasında müdahalenin meni ve ecrimisil isteğine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 91, 168 ve 238 parsellerin tarla vasıflı, 308 parsel sayılı taşınmazın ise bağ vasfı ile taraflar ve dava dışı kişiler adına paylı mülkiyet hükümlerine göre kayıtlı olduğu, davacının 27.9.2005 tarihinde hisse satın alma yoluyla paydaş haline geldiği, hükme esas alınan 18.3.2013 tarihli ziraat bilirkişi raporunda, 91 parselde nohut, 235 parselde arpa, 168 ve 308 parsel sayılı taşınmazlarda fıstık ağaçlarının dikili olduğunun belirtildiği, davacı tarafından suç duyurusunda bulunması üzerine ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/5 Esas ve 2012/46 Karar sayılı ilamı ile davalının hakkı olmayan yere tecavüz suçundan cezalandırıldığı, davalı ...'in de davacı aleyhine açtığı ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/78 E – 2014/172 K sayılı kararı ile çekişme konusu 168 ve 308 sayılı parsellerdeki ekili fıstık ağaçlarının davalıya ait olduğunun tespitine karar verildiği ancak anılan dosyanın kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, dava konusu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı) Öte yandan; yine bilindiği gibi, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nin 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup, bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir. Bu nedenle, eğer arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Somut olaya gelince; davaya konu taşınmazlardan 91 parselde nohut, 235 parselde arpa, 168 ve 308 parseller üzerinde fıstık ağaçlarının bulunduğunun belirlendiği ve gelir metoduna göre ödenmesi gereken ecrimisilin hesaplandığı, davalı tarafından taşınmazlar üzerindeki fıstık ağaçlarının kendisi tarafından dikildiği savunulduğu halde bu savunma üzerinde durulmadığı, davacının taşınmaz üzerinde bulunan ürünlerde hakkı bulunup bulunmadığının belirlenmediği, her ne kadar intifadan men koşulu davacının davalı aleyhine hakkı olmayan yere tecavüz suçundan suç duyurusunda bulunması ile gerçekleşmiş ise de, davacının ecrimisil talebinde bulunduğu sürelerde intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda tanıkların etraflıca beyanlarının alınmadığı ve intifadan men şartının hangi tarihte gerçekleştiğinin açıkça saptanmadığı görülmüştür. O halde Mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak, intifadan men koşulunun gerçekleştiği tarihin açıkça saptanması için taraflarca bildirilen tanıkların yeniden dinlenmesi, dosyadaki diğer deliller ile birlikte tanık beyanları doğrultusunda değerlendirme yapılması ve gerektiğinde yemin delili de hatırlatılması, taşınmaz üzerindeki muhdesatlarla ilgili eldeki davalı ... tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/78 E – 2014/172 K sayılı dosyasında açılan muhdesatın aidiyetinin tespiti dava dosyasının getirtilmesi, muhdesatların davalı ...'e ait olduğunun tespit edilmiş ve anılan kararın kesinleşmiş olması halinde davacının zeminde paydaş olduğu gözetilerek zemin (tarla) geliri aksi halde taşınmazın mevcut durumu üzerinden net gelir metoduna göre davacının talep ettiği süreler ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği tarih gözönünde bulundurularak eldeki dava tarihine kadar olan dönem için davacının payı oranında hesaplanacak ecrimisile karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Kabule göre de, HMK'nın 26. (HUMK. m. 74) maddesine göre “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Davacı vekili tarafından usulüne uygun şekilde harcı yatırılmak suretiyle sunulan ıslah dilekçesinde, 91 ve 235 parseller yönünden 2008-2012 yılları arasında, 168 ve 308 parseller yönünden ise 2008-2010 yılları arasında ecrimisil talebinde bulunulduğunu bildirildiği halde, Mahkemece hüküm fıkrasında 27.06.2006-2007-2008-2009-2010-2011-26.6.2012 yılları arasında ecrimisile hükmedildiği görülmüştür. Hal böyle olunca; Mahkemece, az yukarıda zikredilen taleple bağlılık kuralı gereği davacı vekilinin talebi doğrultusunda ecrimisil talep ettiği sürelere ilişkin araştırma ve inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken, dava konusu olmayan sürelere ilişkin olarak hüküm kurulmuş olması da doğru olmamıştır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine, şimdilik yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 07.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku - Cinsel Suçlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K6100 md.3 HMK md.266 HMK md.26 K1086 md.428
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.