Esas No
E. 2012/15982
Karar No
K. 2013/8714
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2012/15982 E.  ,  2013/8714 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Dava, trafik iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirin rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde zamanaşımının dolmuş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 26.maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, ... Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26.maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, 506 sayılı yasaya dayalı olarak işverenler aleyhine açılan rücuan tazminat davalarında; süregelen mevcut uygulama dışında, herhangi bir etkileşim ve değişim öngörülmediğinden, Borçlar Kanununun 332/I maddesinde belirtilen işçi-işveren arasındaki akde aykırılık eylemleri ve bu çevrede maddenin 2. fıkrası gereğince işverenin akde aykırı davranışları (işçi sağlığı ve iş güvenliğinin gerektirdiği önlemlerin alınmaması vs.) sonucu, 26/I maddeyle vaki ilişkilendirme, bir bakıma akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabii olmakla; zamanaşımının, işverenler açısından Borçlar Kanununun 125. maddesine göre belirlenmesi gerektiği gözetildiğinde on yıldır. 2918 sayılı Kanunun 109/1 maddesine göre motorlu araç kazalarından doğan zararların tazminine ilişkin taleplerde ise; iki ve her halde kaza gününden başlayarak on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinde tereddüt yoktur. Maddedeki zamanaşımı süresi, zararın ve eylemi gerçekleştirenin (failin) öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlamakta olup, Kurumca zararın öğrenilme tarihinin, gelir için onay gider için sarf ve ödeme günü olduğu açıktır. Tazminat yükümlüsünün öğrenilme tarihine ilişkin olarak ise, Kurumun yetkili organının faili öğrendiği tarih esas alınmalıdır.

Bu kapsamda; ceza mahkemesince yargılanıp hakkında cezalandırma kararı verilen üçüncü kişi yönünden, Kurumun, ceza kararının kesinleştiği tarihte faili öğrendiği kabul edilmeli, cezalandırma kararının söz konusu olmadığı durumlarda ise, yöntemince yapılacak araştırma sonunda tazminat yükümlüsünün kim olduğunun öğrenilme tarihi açıklıkla saptanmalıdır. Önemle belirtilmelidir ki, zamanaşımı süresinin, hem zararın, hem de tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren, bir başka anlatımla, ancak, her iki olgu gerçekleştikten sonra işlemeye başlayacağı dikkate alınmalıdır.

Davalı işveren yönünden zamanaşımının başlangıcı konusuna gelince; 506 sayılı Yasada zamanaşımının (özel olarak) düzenlenmediği düşünüldüğünde; genel hükümler çerçevesinde çözüm arama gereği vardır. Gerçekten de, Borçlar Kanunun 128 maddesinde: “Zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu zamanda başlar” denilmektedir. Kurum açısından alacak hakkı, bağladığı gelirin yetkili organ tarafından onaylandığı tarihte ödenebilir hale geleceğinden, muacceliyet’in onay tarihi olacağı açıktır. O halde, masraflar için sarf ve ödeme, gelirler için, ilk peşin sermaye değerinin başlangıçtaki gelir bağlama onay tarihinde zararın öğrenmiş olacağının ve zamanaşımının bu tarihte başlayacağının kabulü gerekir. Dosyanın tetkikinde, mahkemece davalılar hakkında aynı sebepten 2006 ve 2008 yıllarında rücu davası açılmış olduğu, her iki dosyanın 21.6.2007 ve 16.9.2009 tarihlerinde işlemden kaldırılmasına karar verildiği, ağır ceza mahkemesince verilen kararın 14.02.2008 de kesinleşmesi üzerine zamanaşımının dolduğu gerekçe kılınarak davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İlk olarak aynı davalılara karşı ve aynı sebepten 17.11.2006 havale tarihli dava dilekçesi ile ... İş Mahkemesinin 2006/811 esasına kayıtlı davada ... Hesabı ve ... soy isimli davalıların zamanaşımı defii ileri sürdükleri, mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği,yine aynı davalılara karşı ve aynı sebepten 6.3.2008 havale tarihli dava dilekçesi ile ... İş Mahkemesinin 2008/180 esasına kayıtlı davanın da açılmamış sayılmasına karar verildiği, ancak her iki kararın da tebliğe çıkarılmak suretiyle kesinleştirilmediği görüldüğünden, mahkemece öncelikle açılmamış sayılmaya ilişkin kararların kesinleşmeleri sağlanarak zamanaşımı defii ve derdestlik itirazlarının, zamanaşımının kesilmesi ve yeniden işlemeye başlaması hali gözetilerek buna göre değerlendirilmesi, öte yandan kabule göre de; zamanaşımı defiinde bulunmayan davalıların varlığı ve davalı ... Sigorta AŞ nin ödeme defii dikkate alınarak yapılacak inceleme sonucu karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir. O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 29.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.