11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2013/7896 E. , 2013/11833 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4.Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.10.2011 gün ve 2010/350-2011/337 sayılı kararı onayan Daire’nin 21.01.2013 gün ve 2012/775-2013/1087 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 2009/12125 sayılı MP MULUPLAST ibareli başvurusuna, yapılan yayına müteakip müvekkili tarafından 1995/12855, 2007/45900, 2002/7806 ve 2002/22194 sayılı ... unsurlu markalarını mesnet göstererek yaptığı itirazın YİDK'nın 2010-M-4183 sayılı kararı ile reddedildiğini, oysa başvurunun tescili halinde davalı şirketin müvekkilinin MP asıl unsurlu tanınmış markalarının itibarından haksız olarak yararlanacağını ve karıştırma ihtimalinin doğacağını ileri sürerek, YİDK kararının iptali ile başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, YİDK kararının yerinde bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının markasının tanınmış olduğuna ilişkin yeterli delil bulunmadığı, bir an için markanın ayakkabı ürünlerinde tanınmış olduğu düşünülse bile markalar arasındaki benzerliğin düşük, farklı tüketici grubuna hitap eden mal ve hizmet grupları itibariyle başvuru markasının tescil olunmasının KHK'nin 8/4 uyarınca tanınmış markanın ayırt edici gücüne veya itibarına zarar vermesi ya da davalı şirkete haksız yarar sağlamasının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 21.01.2013 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.