Esas No
E. 2012/18146
Karar No
K. 2012/22801
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

3. Hukuk Dairesi         2012/18146 E.  ,  2012/22801 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 4048 TL ecrimisilin yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, davalının müvekkili olan davacıya ait taşınmazı bahçe olarak işgal ettiğini beyan ederek 01.01.1999-08.05.2009 tarihleri arası 4048 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı savunmasında zamanaşımı itirazında bulunmuş, ayrıca talep edilen bedel yüksek olup, kullanılan yerin kamu yararı amacı ile kullanıldığını beyan etmiştir.Mahkemece, davalı tarafın zamanaşımı savunması dikkate alınarak 2005-2009 yılları arası 3379,02 TL ecrimisilin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Verilen bu karar, Dairemizin 11.10.2011 tarih ve 10864-15251 sayılı kararı gereği “Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunduğu” gerekçesi ile bozulmuş, mahkeme tarafından da bu bozma kararına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.Dava konusu uyuşmazlık, haksız işgalden kaynaklı ecrimisil alacağının tahsili talebine ilişkindir. 25.05.1938 tarih e 29/10 sayılı Yargıtay İBK.’na göre ecrimisil davaları 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, bu 5 yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.Mahkeme de bu ilkeyi esas almak suretiyle, zamanaşımı itirazını da dikkate alarak dava tarihinden geriye doğru 5 yıl için ecrimisile hükmetmiştir.

HMK.nun 141 (HUMK. m.

202.gereğince, genel olarak savunma nedenlerinin ve bu arada zamanaşımı savunmasının esasa cevap süresi içinde bildirilmesi gereklidir. Ancak, savunma nedenlerinin ve savunma nedenlerinden olan zamanaşımının yasanın öngördüğü cevap süresi geçtikten sonra ileri sürülmesi, diğer bir ifade ile savunmanın genişletilmesi bazı kayıt ve şartlar ile mümkündür. Bu tek şart savunmanın genişletilmesine, karşı tarafın muvaffakatıdır. Eğer karşı taraf savunmanın genişletilmesine muvafakat etmez ve dolayısıyla savunmanın genişletildiği yollu bir itirazda bulunursa, o takdirde ancak mahkemenin ileri sürülen savunma nedenlerini, bu arada zamanaşımı savunmasını incelemesi olanağı yoktur. Bu durumda ise mahkeme hemen savunma nedenlerini reddetmelidir.Davacı taraf, geç ileri sürülen zamanaşımı savunmasına karşılık zamanaşımı itirazının süresinde yapılmadığını bildirmeyip, sadece zamanaşımının varit olmadığını ve zamanaşımının dolmadığını bildirir ise, yani savunmanın esasına cevap verir ise, savunmanın genişletilmesine zımnen rıza göstermiş demektir. Bu takdirde de davalının zamanaşımı savunmasının dikkate alınması ve incelenmesi gerekir. Çünkü; Davacı taraf zamanaşımının süresinde ileri sürülmediği yolunda beyanda bulunmamış olmakla, savunmanın genişletilmesi hususunda davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak meydana gelmiştir. Eğer, davacı taraf, zamanaşımın süresinde yapılmadığını açıkça ifade eder ise, bu takdirde, zamanaşımı itirazının dikkate alınması mümkün değildir.Somut olayda; davalı tarafa dava dilekçesi 14.07.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, ilk duruşma 24.10.2008 tarihinde yapılmış, davalı bu oturuma katılmamış, 26.10.2010 tarihli oturuma katılarak beyanda bulunmak için ek süre talep etmiş, davalıya 10 günlük ek süre verilmiş, davalı 17.12.2010 tarihli dilekçe ile zamanaşımı itirazında bulunmuş, davacı taraf ise buna karşılık verdiği dilekçe ile zamanaşımı itirazının süresi içinde yapılmadığını açıkça ifade etmiştir. Dolayısıyla, davalı taraf, zamanaşımı itirazını süresinde yapmayarak, savunmasını genişletmiş, davacı da buna açıkça itiraz etmiştir.

Öyle ise, mahkemece; yukarıdaki ilkeler gereğince, davalının süresinde yapılmayan ve davacı tarafından rıza gösterilmeyen zamanaşımı itirazı dikkate alınmayarak, talep gibi 1.1.1999-08.05.2009 tarihleri arası davacının ecrimisile hak kazanıp kazanmadığı hususu belirlenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.