Esas No
E. 2012/17923
Karar No
K. 2013/21863
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2012/17923 E.  ,  2013/21863 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 01.08.2012 tarih ve 2011/352-2012/215 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, asıl davada müvekkilinin davalı şirkette %40, yabancı uyruklu olan diğer ortağın ise %60 payının bulunduğunu ve şirket anasözleşmesine göre ilk 1 yıl için müvekkilinin müdür olarak atandığını, 22.11.2004 tarihli ortaklar kurulu kararı uyarınca yabancı ortağın da müdür atandığını, ancak yabancı ortağın iyiniyetli olmadığını, müvekkilinin yurt dışında olduğu sırada dava dışı ortağın ortaklar kurulu çağrısı yaparak kararlar aldığını, kendisini müdür olarak atadığını, ibra ettiğini, menkul malları üçüncü kişilere sattığını, şirket mallarına takyidatlar koydurduğunu, diğer kararların müvekkili ortak aleyhine olduğunu, bu nedenlerle 21.11.2005 tarihli olağanüstü ortaklar kurulu toplantısının Borçlar Kanunu 19 ve 20. maddeleri uyarınca iptalinin gerektiğini ileri sürerek, sözkonusu ortaklar kurulu kararının iptaline ve hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise 22.11.2004 tarihinde alınan ortaklar kurulu kararı ile davalı ...’in müdür olarak atandığını, davalı ortağın müvekkili ile aralarında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle şirketin içini boşaltabilmek için tamamen kötüniyetli olarak anasözleşmenin idare ve temsile ilişkin sınırlamalarını gizleyerek 26.07.2005 tarihli imza sirkülerini çıkarttığını, ayrıca davalı ortağın müdürlük sıfatının 1 yıl geçmekle sona ermiş olmasına rağmen halen şirket müdürü olarak hareket ettiğini ileri sürerek, davalının müdürlük sıfatının son bulduğunun tespitine karar verilmesini, bu husus yerinde görülmez ise TTK’nın 162. maddesi uyarınca davalının şirket müdürlüğünden azline karar verilmesini, 26.07.2005 tarihinde çıkarılan imza sirkülerine şirket ana sözleşmesinin idare ve temsil maddesinin eklenmesine ve verilen kararların Ticaret Sicil Memurluğu tarafından ilanına karar verilmesini, yargılama sırasında yapılan ıslahta ise davalı şirkete kayyım atandığı için davalının azline gerek olmadığına karar verilecek olursa kararda azil şartlarının gerçekleştiğinin belirtilmesini talep etmiştir.

Asıl dava davalısı şirket vekili, davanın üç aylık süre içinde açılmadığını, diğer ortağa da husumet yöneltilmesi gerektiğini, davacının şirketin için boşaltma eyleminden dolayı ağır ceza mahkemesinde yargılandığını, alınan kararların TTK’nın 536/3. maddesine uygun olarak alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Birleşen dava davalısı vekili, müvekkilinin Türkiye’de ikametgahının olmadığını, bu nedenle İstanbul Mahkemelerinin yetkili bulunduğunu, müvekkilinin şirket anasözleşmesini ihlal etmediğini, davacının zimmetten yargılandığını, TTK’nın 162. maddesi şartlarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak, 21/11/2005 tarihli ortaklar kurul toplantısının nisap yönünden yasaya uygun olduğu, toplantıda Fahad Mohammed'in kendi oyu ile alınan ibranin TTK'nın 537/3. maddesine göre geçersiz olduğu; toplantıda Fahad Mohammed'in kendisini müdür seçme kararının iptali için dava açma süresinin kararın alındığı tarihten itibaren üç ay içinde TTK'nın 381 ve müteakip maddelerinde belirtilen nedenlere dayalı olarak dava açılmasının gerektiği, üç aylık bu sürenin hak düşürücü süre olduğu ancak ortaklar kurul kararları aleyhine bir hukuki işlem olarak bu kararların batıl yada yok oldukları gerekçesi ile açılan davaların herhangi bir süreye tabi olmadıkları, bu itibarla davacının Borçlar Kanunun 19 ve 20. maddesine dayalı açmış olduğu davada üç aylık hak düşüm süresinin uygulanamayacağı, alınan diğer kararlar yönünden ise limited şirket ortaklar kurul kararlarının iptali konusunda TTK'nın 536/4 maddesi yollaması ile aynı kanunun 381 maddesi hükmünün uygulanmasının gerektiği, bu maddeye göre ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olması halinde bu hususlara dayalı olarak açılacak iptal davalarının toplantı tarihi olan 21/11/2005 tarihinden itibaren üç aylık yasal süre içinde açılmasının gerektiği ancak alınan bu kararların geçersizliğini doğuracak yasaya ve hukuka aykırılıkların ileri sürülmesinin üç aylık süre ile sınırlı bulunmadığı, kanunda açık olarak geçersizlik nedenleri olarak düzenlenen hususlarla toplantı ve karar sayısına uyulmamış olması ile BK'nın 19 ve 20 ci maddelerine aykırılık hallerinde alınan kararların geçersizliğinin üç aylık süreye bağlı olmadığı, davaya konu olan 21/11/2005 tarihli ortaklar kurulu toplantısına karşı iptal davasının açılabileceği üç aylık yasal süre geçildikten sonra açılan şirket ortağı Fahat Mohammet Al Athel'in ibrasına ilişkin olarak alınan iki nolu karar dışındaki diğer kararların BK'nın 19'uncu ve 20'nci maddesine aykırılık oluşturduğu iddasının davacı tarafından ispat edilemediği gibi ikinci maddedeki ibraya ilişkin karar haricindeki diğer alınan kararların iptali için yasal dava süresinin üç aylık süreye tabi olduğu, davacı şirket ortağının BK'nın 19'uncu ve 20'ici maddesine dayalı olarak ibra haricindeki ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların iptaline ilişkin davanın ise reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının davalı şirket hakkında açmış olduğu ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların iptaline ilişkin davanın kısmen kabulüne, davalı .... Şti.'nin 21/11/2005 tarihli ortaklar kurul toplantısının 2. maddesinde Fahat Mohammet Al Athel'in görevde bulunduğu süreye ilişkin tüm işlem ve kararlarından ibra edilmesine ilişkin kararın iptaline, aynı toplantıda alınan diğer kararların iptaline ilişkin talebin reddine; bu dosya ile birleşen 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/362 esas sayılı dava dosyası yönünden 25/03/2009 tarihinde verilen kararın onanarak kesinleşmesi nedeni ile bu dosya hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.